CHP Genel Merkez

Adres : Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
Telefon : (+90) 312 207 40 00
Faks : (+90) 312 207 40 39
Web : http://www.chp.org.tr
EPosta : chp@chp.org.tr

GENEL BAŞKAN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ELAZIĞ MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA

Merhaba Elazığ, merhaba yiğit insanlar. Benim toprağım, benim çığım, benim insanlarım tekrar merhaba. Türkiye Elazığ’la gurur duyacak. İnanıyorum ve güveniyorum önümüzdeki süreçte Elazığlılar görevini yaptı 5 milletvekili gönderdi AKP’ye, 5 tane Ankara’ya gönderdi. Ama Elazığlılara AKP gerekli önemi vermedi. Siz TBMM’de bir milletvekilinin çıkıp Elazığ’ın sorunları şunlardır, Elazığ’ın sorunlarına çözüm bulmamız gerekir diye konuştuklarını duydunuz mu? O zaman bu hayır sözcüğünü 12 Eylül’de hayata geçireceğiz. Elazığ’a hayırı dokunmayanlara Elazığlılarda hayır demek zorundadır.

Gençlik yıllarım Elazığ’da geçti. Ticaret lisesinde okudum. Buranın ekmeğini yedim, suyunu içtim. Buranın güzel insanlarıyla beraber oldum. Daha sonra üniversiteyi kazandık Ankara’ya gittik. Ama Elazığ’a her uğradığımda gezdiğim, gördüğüm veya televizyonda çıktığım, çıkmaktan da onur duyduğum bir kent olarak yüreğimde her zaman yer aldı. O yıllarda Elazığ çok güzeldi. Elazığ bir ara sanayi patlaması yapmıştı. Anadolu katmanları vardı Elazığ’da. Birleşmişti, holding kurmuşlardı. AKP iktidarında bütün bunların tamamı bitti. AKP Elazığ’a işsizlik verdi. Elazığ’a yoksulluk verdi. Elazığ’a sorun verdi. Bugün Elazığ’ın 32 köyü topraklarını süremiyor. Neredesin Recep bey sen? 32 köyde binlerce, yüzbinlerce meyve ağacı ölüme terk edildi. İnsanda biraz vicdan olur. Ağaçlar canlı değil mi? Onların yaşaması gerekmiyor mu? Onlara su vermek gerekmiyor mu? Sen suyu hangi akılla, hangi vicdanla kesersin diye sormayacak mıyız sevgili Elazığlılar?

Elazığ’ın burnunun dibinde Keban var. Keban yapılırken Elazığ’daki gazi caddesinin başına o yıllarda kocaman bir afiş vardı, afiş asılmıştı. Keban dizginlenecek Elazığ kalkınacak demişlerdi. Keban dizginlendi Elazığ kalkınmadı. Yeteri kadar kalkınmadı. Elazığ’ın işçisi de, Elazığ’ın çiftçisi de, Elazığ’ın esnafı da acı günler şaşıyor. Acaba Elazığlılar acı günler yaşarken Recep bey hiç acı günler yaşıyor mu? Recep bey hayatından memnun değil mi? Recep bey halkın gündemiyle ilgileniyor mu? Acaba diyor mu bu Elazığ’da işsizlik nereye geldi, Elazığlı genç askere gitti geldi, kızı üniversiteyi okudu bitirdi nerede bu Elazığlı iş bulacak diye Recep bey kendisine sordu mu? Onun için hayır diyeceğiz. Hayır diyeceğiz ki hayırsızlardan hesap sormasını bilelim. Hayır diyeceğiz ki Türkiye’nin önü açılsın.

Şimdi bakın sizinle bir şeyi daha paylaşacağım. Biz otobüsümüz bu. Aldığımız para belli. O parayla Türkiye’yi geziyoruz. Adım adım geziyoruz. Elazığ’a da geldik. Bingöl’e ve Tunceli’ye de gideceğiz ve tekrar geleceğiz. Her tarafı gezeceğiz. Biz kendi imkanlarımızla geziyoruz. Recep beyin altında otobüs var. Üstünde ne yazıyor biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti. Yani devletin imkanlarıyla geziyor. Altındaki uçak devletin uçağı onunla geziyor. Onun paralarını kim veriyor biliyor musunuz? Bu milletin fakir fukara vatandaşı veriyor. Recep bey propaganda yapsın diye mi veriyor? Yoksa bunu ona sulasın diye mi veriyor? Bunu ona sulasın mı diye veriyor? Siz iki büyük ovayı susuz bırakacaksınız, sulama projeleri yılan hikayesine dönüşecek, hiçbir şey yapmayacaksınız, sonra Elazığ’a gelecek diyeceksiniz ki benim anayasa değişikliğime evet de. Niye evet desin Elazığlı? Elazığlı huzur içindemi? Elazığlının esnafı huzur içindemi? Çiftçisi huzur içindemi? O zaman dönüp Recep beye bakacaklar iyi evet istiyorsun da kardeşim, Sayın Başbakan güzel söylüyorsun da ben sana niye evet diyeyim? Sen ne yaptın Elazığ’a? Üstelik biz sana 5 tane milletvekili verdik. Ne yaptın sen? Sanayiyi çökerttin.

Şimdi şekerpancarı da ekilmiyor. Niye ekilmiyor şekerpancarı? Elazığ’da toprak mı yok? Elazığ’da su mu yok? Elazığ’da her şey var. Yok olan siyasi irade. Onları ektirmeyen AKP. Onun için onlara ders vermek zorundayız. Onun için diyeceğiz ki düşün artık bu milletin yakasından.

Biz kendi ülkemizi seviyoruz. Ülkemizin insanını seviyoruz. Onlarla beraber yola çıkmaktan memnunuz. İnsana hizmeti insan için götürmek durumundayız. Herkes etnik kimliğine, herkesin inancına saygılıyız. Etnik kimliğin ve inancın siyaset konusu olmadığı güzel bir Türkiye’yi ayağa kaldırmak, güzel bir Türkiye’yi oluşturmak için yollardayız.

Güzel pankartlarımız var. Diyor ki, iş istedik hayır dedin. Aş istedik hayır dedin. Evet isteme şimdi evetine de biz hayır diyoruz. Vatandaş iş istedi olmaz dedi. Çiftçi dedi durumum perişan ne dedi çiftçiye? Ananı da al git dedi. Şimdi Recep beyin dediğini yapacağız. Anamızı alacağız, babamızı alacığız, kardeşimizi alacağız, komşumuzu alacağız ve sandığa gideceğiz. Hayır diyerek Recep beye dersini vereceğiz.

Ve benim Elazığlı kardeşlerimden bir isteğim var. Bölünmeyeceğiz, birlik olacağız, dirlik olacağız, ülkeyi ayağa kaldıracağız, halkın iktidarını kurmak için yollardayız, halkın iktidarını beraber kuracağız.

Ve bunlar sizlere doğruyu söylemiyor. Ben şimdi sizlere soruyorum bu anayasa değişikliği çiftçinin derdine derman oluyor mu? Esnafın derdini çözüyor mu? Emeklinin derdini çözüyor mu? Sanayicinin derdini çözüyor mu? İşsizin derdini çözüyor mu? Peki bu anayasa kimin derdini çözüyor? Recep beyin yüce divan derdini çözüyor değil mi? Elazığlı hemşerilerime soruyorum. Kul hakkı yemek günah değil mi? Yüce rabbimiz diyor ki, her türlü günahınla gelirsen affederim ama kul hakkıyla karşıma gelme diyor değil mi? Peki bu anayasa değişikliğine niye yolsuzlukları koymuyorlar, niye dokunulmazlıkları kaldırmıyorlar? Eğer bir Başbakanın boğazından aşağı haram lokma inmemişse, o başbakan yolsuzluk yapmamışsa, o başbakan kalpazanlıkla suçlanmamışsa niye dokunulmazlığı kaldırmaz? Yüreğimi yetmiyor, cesaret mi edemiyor?

Ve bir şey. Dedim ki Sayın Başbakan konuşuyor. Diyor ki bu ana muhalefet partisi lideri hiç anayasadan bahsetmiyor. Bende kendisine çağrıda bulundum. İstanbul meydanında çağrıda bulundum. Şimdi Elazığ’da çağrıda bulunuyorum. Sayın Başbakan adam gibi adamsan, yürekli adamsan sözüne güveniyorsan bilgin, kültürün varsa çık televizyona tartışalım diyorum. Recep beye bu çağrıyı yaparken söz veriyorum onun yolsuzluk dosyalarını getirmeyeceğim. Sadece anayasayı konuşacağız. Millet öğrensin bakalım Kenan Paşa’nın bile yapamadığını bunlar yapıyorlar. Kenan Paşa’nın yapmaya cesaret edemediğini bunlar yapıyorlar. Şimdi diyorlar ki biz 12 Eylül’den efendim hesap soracakmışız. Bunlar 12 Eylül’den hesap soracaklar mı? Sizde biliyorsunuz, bende biliyorum ki 12 Eylül’den hesap soramazlar. Ama bunlara dedim hesap mı soracaksınız bak önünüzde Yaşar Büyükanıt duruyor, sana muhtıra verdi. Muhtıra veren adama niye hesap sormuyorsun? Bunun cevabını aldık mı? Alamadık değil mi? Recep bey bununda cevabını veremez. Yürekliysen, adam gibi adamsan sana muhtıra veren adama hesap sorarsın.

Şimdi hep beraber kalkmışlar paşayı savunuyorlar. Hadi canım sende, seni biz çok iyi biliyoruz. Mağdur edebiyatına yattın sonra milletten oy topladın, sonra sırtını millete döndün. Bunun hesabını soracağız. Hesabını sormak bizim boynumuzun borcudur. O muhtırayı veren paşaya da hesabı biz soracağız. Ve bir şey daha yaptılar. Kendilerine muhtıra veren paşaya bakanlar kurulu kararıyla üstün hizmet madalyası verdiler. İnsan utanır ya. Hangi çağda yaşıyorsun sen. Rahmetli Aziz Nesin olsaydı buna inanamazdı. Yok canım derdi öyle bir şey olamaz. AKP döneminde her şey olur. Bunlar unutmayın altta din iman edebiyatı yaparlar, üstte çıkarlar han hamam edebiyatı yaparlar. Hepsi köşeyi döndü bunların.

Havanın sıcak olduğunu biliyorum. Miting için koşullarda uygun değil. Ama gönlümüz beraber. Mücadeleyi beraber yapacağız. Tek umudum var o da sizlersiniz. Destek verin, hayır deyin Türkiye’nin önü açılsın. Hayır deyin yolsuzluklardan hesap soralım. Hayır deyin Türkiye aydınlansın. Hayır deyin hayırsızlar milletin yakasından düşsün. Hayır deyin bize kan kusturan, esnafa siftah yaptırmayan, kendileri köşeyi dönen Recep beylerin düzeni değişsin.

Gücümüzü sadece sizden alıyoruz. Onun için diyorum birlik olalım. Onun için bölünmeyelim diyorum. Ülkenin bir tarafında yurtseverler, namuslular, düzgün insanlar, düzgün siyaset yapmak isteyenler var. Öbür tarafta haramilerin iktidarı var. Haramilerin iktidarını yıkıp halkın iktidarını kurmak için sizden yetki istiyorum. Size geldim, ayağınıza geldim. Burada bir milletvekili dahi çıkaramadık. Dönem değişti, çark değişti. Çark halktan yana dönmeye başladı. Recep beyin korkusu o. Onları korkutacağız. Korksunlar. Neden korkuyorlar? Çünkü verilecek hesapları var. Biz korkmayız, biz yiğit adamlarız, biz korkmayız ne söylerlerse söylesinler. Çünkü bizim verilmeyecek hesabımız yoktur bizim. Alnımız aktır bizim. Onun için güçlüyüz diyoruz. Onun için haklıyız diyoruz. Bizim efsane liderimiz vardı Bülent Ecevit. Derdi ki; “Ne ezen, ne ezilen insanca, hakça bir düzen”. Aynı yerdeyiz. Ne ezen, ne ezilen diyoruz. İnsanca, hakça bir düzen kuralım diyoruz. Ve bunun için yollardayız, bunun için mücadele ediyoruz. Bunun için Elazığlı kardeşlerimden destek bekliyorum. Destek verin Türkiye’nin önü açılsın. Destek verin ki bu ülkede hayırsızlar vatandaşın yakasından düşmüş olsunlar.

Biliyorum bir kahvenin 40 yıl hatırı var denir. Hayır oyu kahverengidir, kahvedir. 12 Eylül’de bunlara güzel bir kahve içirin 40 yıl unutmasınlar. Oyunuz hayır, renginiz kahverengi olsun.

Bu Sayfayı Paylaş:
  • Facebook
  • Google
  • Twitter
  • RSS Feed

© 2014 Cumhuriyet Halk Partisi - Tüm Hakları Saklıdır
Adres: Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
7ccc54cf454b392d8e99f1a4300438a219
14