Haberler

GENEL BAŞKAN KEMAL KILIÇDAROĞLU KADINLARA; “YUVANIZA, EVİNİZE SAHİP ÇIKTIĞINIZ GİBİ TÜRKİYE’YE DE SAHİP ÇIKIN” DİYE SESLENDİ
#: 1429
28.07.2010


GENEL BAŞKAN KEMAL KILIÇDAROĞLU KADINLARA; “YUVANIZA, EVİNİZE SAHİP ÇIKTIĞINIZ GİBİ TÜRKİYE’YE DE SAHİP ÇIKIN” DİYE SESLENDİ

-“Bir Başbakanımız var kadın erkek eşitliğine inanmıyor...”
 
-“Türkiye’deki bütün kadınlara sesleniyorum. Bu ülkede özgür, çalışan, üreten, alın teri döken, evini geçindirmek için çaba harcamayı göze alan kadınımız, Başbakanın bu söylemi karşısında sandığa gittiği zaman niçin ben bu ülkede ikinci sınıf yurttaş konumuna getiriliyorum diye sormalıdır ve Başbakanı sorgulamalıdır.”
 
-“Bütün kadınlarımıza sesleniyoruz. Sizi ikinci sınıf yurttaş konumuna koyan, sizin elinizde cumhuriyetin verdiği hakları bile acımasızca alan bu siyasi iktidara dur dememiz lazım”
 
-“Başbakan sözde AB’ye girmek için çaba harcayan bir kişi. Acaba bu Başbakan yurtdışına gittiğinde de biz kadın erkek eşitliğine inanmıyoruz söylemini dile getirebilecek mi? Getirmeyecektir. Bundan kesinlikle eminim. Çünkü takiye kültüründen gelenler, yani kafalarının arkasında başka planları olanlar zaman zaman düşündüklerini, esas fikirlerini dile getirirler. İşte o düşündüklerini dile getirdikleri konulardan biriside kadın erkek eşitliğine inanmamalarıdır. Tablo bu.”
 
-“Unutmayın. Hak verilmez alınır...”
 
-“Ecevit’in bir şiirini de almıştım onu izlinizle okumak isterim. Çok güzel bir şiir. Kadın için yazılmış. Uzun bir şiirden kısa bir bölüm. Sen gücünü bil diyor Ecevit, Dünyalar senin. Emek senindir, ürün de senin. Aslında siz her şeysiniz. Gücünüzü bilmiyorsunuz size gücünüzü hatırlatıyorum lütfen o gücü kullanın.
 
-Birileri geldi ülkeyi yönetiyor. Onlar ülkenin sorunlarına talip olmadılar. Onlar ülkenin rantına talip oldular. Rantları bölüştüler. Acımasızca bölüştüler. Halka hiçbir şey vermediler”
 
-“AKP’nin şöyle bir politikası var sakın unutmayın. Yoksulluk ne kadar artar ve yaygınlaşırsa ben iktidarımı o kadar uzun süre sürdürürüm. Bu anlayıştadır AKP. Çünkü onlar yoksulluğu da sömürü alanı haline getirdiler. Bizim inançlarımızı sömürdüler, etnik kimliklerimizi sömürdüler, Türkiye’yi ayrıştırdılar, şimdi yoksulluğumuzu sömürüyorlar”
 
-“Bu iktidarın bir özelliği daha var onu da sakın unutmayın. Eğer bir yerde tasarruf yapmak gerekiyorsa, birilerinin hakkını almak gerekiyorsa, önce kadından başlıyorlar. Şu örneği verin onlara. Bir emekliyi düşünün. Sadece emekli aylığıyla geçiniyor. Bir kızı var 18 yaşını dolduruyor ve diyorlar ki artık sen anne ve babanın sağlık yardımından yararlanamazsın. Niçin? 18 yaşını doldurdun. Cumhuriyet tarihinde hiç olmayan bir uygulama AKP tarafından yasalaştırıldı. Biz bu tabloyu da tersyüz edeceğiz. O kız çocuğuna anne ve babasının sağlık yardımlarından yararlanması için eski düzeni yeniden getireceğiz ve o kız çocuklarımızı koruyacağız.”


İletişim Koordinatörlüğü (Ankara)- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu CHP İl Kadın Kolları Başkanları toplantısında kadınlara; “Yuvanıza, evinize sahip çıktığınız gibi Türkiye’ye de sahip çıkın” diye seslendi ve sık sık alkışlarla kesilen konuşmasında şunları söyledi;
 
“Zuhal hanım oldukça duygulu bir konuşma yaptı. Aslında hayatımızın bir gerçeği var. Kadın evine sahip çıkar. Geldiğimiz süreçte artık kadının evine sahip çıktığı gibi Türkiye’ye de sahip çıkmasını istiyoruz. Çünkü Türkiye iyi yönetilmiyor. Sorunlar her gün büyüyor, her gün derinleşiyor. Açılım politikalarıyla Türkiye’yi karıştırdılar. Geldiğimiz noktada öyle olaylar yaşanıyor ki ilk kez bu yönetimden halk korkmaya başladı. Nereye gidiyoruz soruları sorulmaya başlandı. Ama önümüzde bir umut var. bu umudu yaşatacak, yeşertecek olanlar sizlersiniz. Eğer sizler evinize sahip çıktığınız gibi ülkeye sahip çıkarsanız göreceksiniz ki o umut yeşerecektir. Umudumuz Cumhuriyet Halk Partisidir. Yani halkın partisidir, yani halkla beraber yürüyen partidir. Yani halkı kucaklayan partidir. Yani ayrışmayı değil, birlikteliği savunan partidir. Yani ezilmişlerin, hor görülenlerin, evsizlerin, yurtsuzların, sokakta kağıt toplayanların, hatta onunda ötesine geçerek sorunu olan her yurttaşın partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.
 
Birileri geldi ülkeyi yönetiyor. Onlar ülkenin sorunlarına talip olmadılar. Onlar ülkenin rantına talip oldular. Rantları bölüştüler. Acımasızca bölüştüler. Halka hiçbir şey vermediler. Çiftçisi, emeklisi, işsizi, öğretmeni, memuru eğer memnun değilse o zaman mutlu olmayan bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Bu tabloyu tersyüz etmek, yeni bir tabloyu Türkiye’nin önüne koymak, umut vaat etmek, gelecek kaygısı taşımayan bir Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırmak bizlerin ve sizlerin elinde. Ve bir şeyi unutmayın. Kadın erkek eşitliğini hep savunurduk. Neden savunurduk? Bir eşitsizlik olduğunu bildiğimiz için savunurduk. Ama şimdi bir Başbakanımız var kadın erkek eşitliğine inanmıyor. Ve bir şeyi daha unutmayın. Hak verilmez alınır.
 
Türkiye’deki bütün kadınlara sesleniyorum. Eğer bu ülkede özgür, çalışan, üreten, alın teri döken, evini geçindirmek için çaba harcamayı göze alan bir kadınımız Başbakanın bu söylemi karşısında sandığa gittiği zaman niçin ben bu ülkede ikinci sınıf yurttaş konumuna getiriliyorum diye sormalıdır. Ve Başbakanı sorgulamalıdır. Ve Başbakan sözde AB’ye girmek için çaba harcayan bir kişi. Acaba bu Başbakan yurtdışına gittiğinde de biz kadın erkek eşitliğine inanmıyoruz söylemini dile getirebilecek mi? Getirmeyecektir. Bundan kesinlikle eminim. Çünkü takiye kültüründen gelenler, yani kafalarının arkasında başka planları olanlar zaman zaman düşündüklerini dile getirirler. İşte o düşündüklerini dile getirdikleri konulardan biriside kadın erkek eşitliğine inanmamalarıdır. Tablo bu.
 
Önümüzde zor bir tablo var. Ama önemli olan zorluğu başarmaktır. Önemli olan zoru yenmektir, zorlukları aşmaktır, sorunları aşmaktır önemli olan. Bunun için mücadele edeceksiniz. Kadının bir özelliği daha var. Daha bilinçlidir. Sağduyusu daha güçlüdür. Olayları daha erken kavrar, sorunları daha iyi görür. Çünkü kadın hayatın dramını en acımasız yaşar. Yoksulluğun olduğu bir yerde yoksulluğu en derinden hisseden kadındır. Eğer evinde akşam tenceresi kaynamıyorsa çocuklarının dramını kadın yaşar. Onun için size çok büyük görevler düşüyor. Israrla söylediğim bir şey var. Eğer bu coğrafyada, yani güzel ülkemizde, güzel Türkiye’mizde bir çocuk bile yatağa aç giriyorsa bizim o gece rahat uyumamamız gerekiyor. Çünkü biz ülkenin sorunlarını paylaşacağız, sorunlarına talip olduğumuzu söyleyen bir siyasal partiyiz. Ve bu inançtan geliyoruz. Ve biz ve sizlerin çok iyi anlatması lazım. Biz sadaka dağıtan devlet kültürünü öteleyip sosyal devleti öne çıkarmak zorundayız. Yoksulluğun derinleştiği bir Türkiye’yi görüyoruz. Gelir dağılımının gittikçe bozulduğu bir Türkiye’yi görüyoruz. Böyle bir Türkiye 21. yüzyılda hiçbir yurttaşımızın hak etmediği bir Türkiye’dir.
 
AKP’nin şöyle bir politikası var sakın unutmayın. Yoksulluk ne kadar artar ve yaygınlaşırsa ben iktidarımı o kadar uzun süre sürdürürüm. Bu anlayıştadır AKP. Çünkü onlar yoksulluğu da sömürü alanı haline getirdiler. Bizim inançlarımızı sömürdüler, etnik kimliklerimizi sömürdüler, Türkiye’yi ayrıştırdılar, şimdi yoksulluğumuzu sömürüyorlar. Bu acımasız iktidarı her yere şikayet etmemiz lazım. Ve şunu söylemeniz lazım. Büyük kentin çeperlerinde oturan yoksul kadınlarımıza. Sana bir kilo makarna, bir kilo bulgur veriyorlar da, neden kendilerine bölüşümde havuzlu villa düşüyor. Eğer biz bu ülkede yaşıyorsak, alın teri döküyorsak, bizim ülkemizde anayasamızda sosyal devlet varsa gelir dağılımındaki bölüşümde adalet bu mudur? Beyefendiye havuzlu villa düşecek, ama o kadıncağıza bir kilo makarna veya bulgur düşecek. Bunu çok iyi anlatmanız lazım. Ve bunu anlatırken çok kararlı ve inanarak anlatmanız lazım. Çünkü biz bu sorunu çözmeye kararlıyız.
 
Ve sizlerin o bölgelerde kadınlarımıza aile sigortasını çok iyi anlatmanız lazım. Yoksulluğu yeneceğiz, kadını evde güçlü kılacağız, kadın gidecek öyle makarnaymış, ekmekmiş, bulgurmuş bunların peşinde koşmayacak. Bankadan parasını çekecek ailesinin geçimini sağlayacak. Onun güvencesi Cumhuriyet Halk Partisi olacak. Onun güvencesi sosyal devlet olacak. Ve biz halkın iktidarında 21. yüzyılda yaşanan bu sömürü düzenine, ahlaki olmayan sömürü düzenine, yoksulluğu sömüren bu düzene son vereceğiz, son vermekte de kararlıyız. Kararlı olacağız ki, refahı tabana yayalım. Kararlı olacağız ki, gelecek kaygısı olmayan bir Türkiye’yi yaşatalım.
 
Ve annelerin bir sorunu daha var. Bütün kadınların bir sorunu daha var. Üniversite sınavlarını çocuklar kazanır, anneler, komşular, yakın akrabalar, herkes sevinir çocuğumuz üniversiteyi kazandı diye. Fazla geçmez bir hafta sonra kaygı başlar. Çocuğum, oğlum, kızım nerede hangi yurtta kalacak. Çünkü yurt bulamaz. Eğer Türkiye Cumhuriyeti şuana kadar yurt sorununu çözmemişse bu bilinçli bir çözülmemedir. Ama şu sözü de verin bütün annelere. En geç iki yıl içinde, ama en geç iki yıl içinde halkın iktidarında yurt sorunu kesinlikle çözülecektir. Hiçbir anne ve babanın yurt kaygısı kalmayacaktır. Sıcak, soğuksuyu olan geniş bantlı internet ulaşımı olan, yurtlarda çocuklarımız kalacaktır. Bu sözü rahatlıkla verebilirsiniz. Ve onlara şunu söyleyin. Biz size sorunlarınıza talip olduğumuz için buraya geldik. Biz size daha iyi bir yaşam standardı sağlamak için buraya geldik. Biz size güven vermek için buraya geldik. Ve sorunlarınızı çözdüğümüzde göreceksiniz ki, güveniniz daha da pekişecektir. Biz bunu yapacağız.
 
Bu iktidarın bir özelliği daha var onu da sakın unutmayın. Eğer bir yerde tasarruf yapmak gerekiyorsa, birilerinin hakkını almak gerekiyorsa önce kadından başlamıştır. Şu örneği verin onlara. Bir emekliyi düşünün. Sadece emekli aylığıyla geçiniyor. Bir kızı var 18 yaşını dolduruyor ve diyorlar ki artık bundan sen anne ve babanın sağlık yardımından yararlanamazsın. Niçin? 18 yaşını doldurdun. Sağlık sigortası primi ödeyeceğiz. Cumhuriyet tarihinde hiç olmayan bir uygulama AKP tarafından yasalaştırıldı. Biz bu tabloyu da tersyüz edeceğiz. O kız çocuğuna anne ve babasının sağlık yardımlarından yararlanması için eski düzeni yeniden getireceğiz ve o kız çocuklarımızı koruyacağız. Tasarruf yapmak bu mudur? Siz sosyal devletin temeline dinamit koyuyorsunuz. Toplumu ayrıştırma, toplumdaki öfkenin nereden, nasıl ortaya çıkacağını kim biliyor? İnegöl’de çıktı, Hatay’da çıktı. Bu ülkede herkesin karnı doysaydı, bu ülke huzurlu bir toplum olsaydı bu tablolar yaşanır mıydı? 8 yıldır yönetiyorlar ve milletin karşısına çıkıp sıkılmadan şunu söylüyorlar siz milletin karşısına hangi yüzle çıkacaksınız diye bize soruyorlar. Utanması gerekenler bize soru sormaya başladılar. Bu da utanmanın bir başka boyutu galiba. Bunu hazmetmek çok zor. Ama ahlakı erdem olarak bilmeyenler, yalan söylemeyi sıradan her zaman nasıl olsa ben söylerim bu millet yutar diyenler bunları çok rahatlıkla söyleyebilirler. Ve söylüyorlar da. Baştan söyledim yine söylüyorum. Kadınların siyasetin öznesi olması lazım. Ama gelip de erkeklere efendim hak verin değil, mücadeleyi siz yapacaksınız, kavgayı siz vereceksiniz. Mücadele sonucu elde edilen bir hak gerçek anlamda hak olur. Çünkü onun arkasındaki mücadele, alın teri, irade size güç verir. Eğer bu mücadele verilmezse başarısız olur.
 
Bir özeleştiri daha yapalım. Biz siyaset olarak, siyasi parti olarak her ne kadar tüzüğümüzde kadın kotası getirdiysek de ama bir başka gerçek daha var. Kadınları ihmal ettik. Siyasette de ihmal ettik. Onlar siyasete girmek istedi onları öteledik. Onları öteledik, onlarda ses çıkarmadılar. Kadın kolları toplanmadı, kadın kolları çalışmadı, kadın kolları üretmedi. Şimdi yeni bir sayfa açtık, çalışacağız. Hep beraber çalışacağız. Ben çalışıyorum, koşturuyorum, uyuyamıyorum. Ama bir tek hedefim var. Bu ülkeye temiz siyaseti getirmek, düzgün siyaseti getirmek. Bu ülkede herkesin karnının doyabileceği bir refah devletini yaratabilmek. Bunun mücadelesini vereceğiz. Ve meydanlarda söylüyorum. Biz siyasette zenginleşmeyeceğiz. Siyasette zenginleşmek bize haram olsun diyoruz. Bu kadar acımasızca söylüyoruz. Bu kadar net söylüyoruz. Ve bütün kadınlarımıza sesleniyoruz. Sizi ikinci sınıf yurttaş konumuna koyan, sizin elinizde cumhuriyetin verdiği hakları bile acımasızca alan bu siyasi iktidara dur dememiz lazım. Dur deyin ki, çocuklarınız gelecek kaygısı taşımasın. Herkesin çocuğu onların çocukları kadar şanslı değil. Ve annelere şunu da söyleyin Recep beyin bir ifadesini söyleyin. Recep bey diyordu ki her üniversiteyi bitiren çocuk iş bulacak diye bir kural yoktur. Ve o anneye şunu söyleyin. Sizin çocuğunuzla Recep beyin çocukları aynı kulvarda mı koşuyorlar? Aynı şansımı paylaşıyorlar? Eşit mi yarışıyorlar? Eşit yarışılan bir ülke olsaydı bu lafa doğru diyebilirdik. Ama eşit değiller. Eşitsizlikler içinde siz kendi çocuğunuzu bir tarafa bırakıp da, görmemezlikten gelip de öbürlerinin çocuklarına dönüp de efendim işsizlik var ama ne yapalım? Her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir kural yoktur diye o insanları kalbinden vuran bu kadar acımasız bir lafı edebiliyorlar.
 
Recep beyi daha çok eleştireceğiz. Daha çok eleştireceğiz. O kadar çok falsoları var ki söyleyeceğiz bunları. Halkla paylaşacağız. Ama benim söylemem yetmez. Sizinde söylemeniz lazım. Kadının bir başka özelliği daha var. Erkeğin giremediği bütün alanlara kadın girer, kadın konuşur, kadın söyler. Duygularıyla söyler, inançlarıyla söyler. Ve sizden bir isteğim daha var. Asla ve asla inançlar üzerinden siyaset yapmayacağız. Her inanca saygı göstereceğiz. Asla ve asla etnik kimlikler üzerinden siyaset yapmayacağız. Her etnik kimliğe saygı göstereceğiz. Çünkü biz insanı seviyoruz. İnsanın inançları, etnik kimliği başımızın üstünde. Onları insan olduğumuz için ve onların yaşadığı sorunları çözmek için zaten biz yola çıkıyoruz. Biz doğayı da seviyoruz, biz çevremizdeki bütün canlıları seviyoruz ve onların insan yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu da biliyoruz. Onun için aynı zamanda çevreciyiz. Onun için çevreyi de savunuyoruz ve bunu da söylüyoruz. Ama önümüzdeki en hazin tablo yoksulluktur. Büyük kentlerin çeperlerine girdiğimizde orada insanlık dramları görürsünüz. Ve oralara gidip o insanları bilinçlendirip, onlara haklarını öğretip ellerinden hakları kimlerin aldığını söyleyip ortaya çıkmamız lazım. Daha çok çalışmamız lazım. Onlardan birisi olmak zorundayız. Onların yaşamlarını paylaşıyor gibi olmamız lazım. Paylaşmamız lazım. Onların yaşadığı dramı görmemiz ve onlara bu dramın onların hakkı olmadığını anlatmamız lazım. Bunları yaparsak biz halkın iktidarını kurarız. Ve bu bizim temel amacımız olmalı. Bu amaçla yürürsek eminim ki Türkiye’yi 21. yüzyılın özgür, bağımsız, geleceğe güvenle bakan bir Türkiye’si olur ve bu Türkiye’yi elbirliğiyle yaratmış oluruz. Hep beraber çalışacağız, hep beraber üreteceğiz.
 
Ecevit’in bir şiirini de almıştım onu izlinizle okumak isterim. Çok güzel bir şiir. Kadın için yazılmış. Uzun bir şiirden kısa bir bölüm. Sen gücünü bil diyor Ecevit, dünyalar senin. Emek senindir, üründe senin. Aslında siz her şeysiniz. Gücünüzü bilmiyorsunuz size gücünüzü hatırlatıyorum lütfen o gücü kullanın.
 
Sağolun, teşekkür ediyorum.

Bu Haber ile ilgili anahtar kelimeler:

Sayfayı paylaşın Sayfayı Paylaşın Sayfayı paylaşın




CHP Tarihi

Neden Hayır?

Kılıçdaroğlu'ndan mektup



CHP Genel Merkez

CHP Gençlik Kolları

Halkla İlişkilerBilim PlatformuAB Temsilciliği