Haberler

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL CHP GENEL MERKEZİ’NDE KAYNATILAN AŞUREYİ DAĞITTI.
#: 591
29.12.2009


GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL CHP GENEL MERKEZİ’NDE KAYNATILAN AŞUREYİ DAĞITTI.

-“Aşure nedeniyle buluşmamızın arkasında toplumumuzun, kültürümüzün, tarihimizin çok acı olayları, çok üzüntü verici yaşanmış ızdırapları yatar. Bizim tarihimizde de acı ve ızdıraplı günler ne yazık ki çok fazladır. Bu acı günlerin en önemlilerinden biri işte bu aşure vesilesiyle bir kez daha hatırladığımız tarihimizin en ızdırap verici, en acı, en büyük olumsuzluklarından birisinin yaşandığı olaydır. Kerbela olayıdır.”

-“Aşure kendisi çok etkileyici bir tablo. Tek tek her birisinin bir değeri var aşurenin içine giren her şeyin. Ama bir araya geldiği zaman bambaşka bir şey oluyor. Yani her birisi olduğundan fazla bir şey oluyor. Burada beraberliğin bereket üreten, çoğaltan, arttıran gücü kendisini gösteriyor. Ayrı ayrı taşıdığı önemden çok daha fazlasını, kendileri içinde fazlasını bir araya geldikleri zaman ortaya koyuyorlarmış. O nedenle aşure bir anlamda beraberliktir, dayanışmadır, berekettir, azdan çoğu üretmektir, yetersizi yeterli yapmaktır ve yaptığını da paylaşmaktır”
 
-“. Kimse aşure yapıp kendisi yerse o aşure olmaz. Yani aşure ancak birlikte var, beraberlikte var, el ele var. Aşure yaparken de, yerken de toplumsallaşmayı, sosyalleşmeyi, beraberliği gerektiren bir anlayış. O nedenle aşure deyip geçmeyin. Bu aşurenin altında çok derin anlamlar var, muhteşem anlamlar var. Tarih var, insanlık var, siyaset var, ahlak var, inanç var, her şey var”
 
-“İnsanlar iktidarı ele geçirirler, ama ele geçirdikleri iktidar yetersiz olur. Bir şey rahatsız eder onları. O rahatsızlığı ortadan kaldırmak için çok daha büyük yanlışlıklar yaparlar. O yanlışlıklar onları rahatsız edeni rahatsız edici olmaktan çıkarmaz. Haksızlığı hak haline dönüştürmez, yanlışlığı doğru haline dönüştürmez. Çok daha büyük yanlışlıklar yaptırır. İktidara gelinir, gelinmez, güçlü olunur, olunmaz. Ama daima haklı olmayı, daima doğru olmayı, daima mağdurun, masumun yanında olmayı bilebilmek lazımdır”


İletişim Koordinatörlüğü (Ankara)– Genel Başkan Deniz Baykal CHP Genel Merkezi’nde kaynatılan aşureyi dağıtırken bir konuşma yaptı ve şunları söyledi;

“Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu konu çok derin, çok acı anlamlar taşıyan bir konudur. Bu aşure etrafındaki buluşmanın arkasında bizim toplumumuzun, kültürümüzün, tarihimizin çok acı olayları yatar. Çok üzüntü verici yaşanmış ızdırapları yatar. İnsanların ve toplumların tarihlerinde iyi günler vardır, kötü günler vardır, mutlu günler vardır, acı günler vardır. Bizim tarihimizde de acı ve ızdıraplı günler ne yazık ki çok fazladır. Bu acı günlerin en önemlilerinden biri işte bu aşure vesilesiyle bir kez daha hatırladığımız tarihimizin en ızdırap verici, en acı, en büyük olumsuzluklarından birisinin yaşandığı olaydır. Kerbela olayı. Kerbela pek çok yönden ibret alınması gereken bir büyük konu. Yaşanmış olan acının büyüklüğü, ızdırabın büyüklüğü çok önemli bir konu. Ama bu acıyı, bu ızdırabı kimlerin yaşattığı, ne adına yaşattığı, kimlere yaşattığı çok daha belki önemli başka bir konu. Yani Kerbela’da yaşanan büyük ızdırap bu ızdırabı gerçekleştirenlerin, yaşatanların din adına, İslamiyet adına, İslamiyet’in en önemli sorumluluk noktasını taşımanın şerefini, sorumluluğunu bir yana bırakarak böyle bir acıyı Hz. Peygamberin ailesine, evlatlarına, torunlarına yaşatmış olduğunun tasavvur edilmesi, düşünülmesi gerçekten insan aklının kolay kabul edebileceği bir tablo değil. Yani peygamberler büyük acılar yaşamışlardır. Peygamberler büyük acıları yaşayarak peygamber olmuşlardır. İsa peygamberinde hayatında büyük acılar vardır, Musa peygamberinde hayatında büyük acılar vardır. Peygamberlik zaten büyük acılarla oluşan bir ruh zenginliği olarak da belki anlaşılabilir. Ama Hz. Muhammed’in evlatlarının yaşadığı acı, peygamber olmadan önce yaşanan acıların bir parçası değil. Hz. Muhammed peygamber olduktan sonra peygamberliği şanla şerefle kabul edildikten sonra kendi ailesine, Ehlibeyt’e onun peygamberi olduğu din adına söz söyleyenlerin, din adına hüküm verenlerin bu acıyı Hz. Peygamberin ailesine, evlatlarına, Ehlibeyt’e yaşatmış olduğu gerçeği. Böyle bir olay benim bilgim dahilinde bir başka peygamber için sözkonusu olmamıştır. Çok acı bir olay, çok vahim bir olay. Yani peygamberliğini kabul etmeyenlerin Hz. Peygamberin Peygamberliğini kabul etmeyenlerin ona çektirdikleri ızdırabı konuşmuyoruz. Ona yaşattıkları acıları konuşmuyoruz. Verilen savaşları konuşmuyoruz. Peygamberliğini kabul etmiş olanların o Peygamberlik düzeni içinde halifelik noktasına kadar gelmiş olanların Hz. Peygamberin ailesine yaşattığı acıyı konuşuyoruz. Bunda müthiş bir çelişki var. Bunda müthiş bir ihanet var. Bu acıyı taşınamaz hale getiren işte bu. Olayın ızdırap boyutunun derinliği, büyüklüğünün ötesinde bu ihanet yönü. İslamiyet adına İslamiyet’in özüne yapılan bu ihanet.
 
Değerli arkadaşlarım, bu tabi çok düşündürücü bir olay. Ama demek ki insanoğlunun hamurunda, mayasında böyle bir şey var. O bakımdan bu Kerbela olayının ve her aşurede tekrar düşündüğümüz, kendi iç hesaplaşmamızı yaptığımız bu büyük olayın hala bir güncellik taşıyor olması aslında insan tabiatındaki bu ihanet potansiyelinin ne kadar yukarı düzeyde ortaya çıkabileceğini bize hatırlatıyor olmasıyla ilgilidir. Gerçekten akla, vicdana, mantığa, sağduyuya sığdırılması olağanüstü güç bir olay. Bu olay yaşanmış. E unutulur mu bu olay? Bu olay unutulur mu? Unutulmamış. Bu olayın bir tarafı. Tabi önemli bir boyutu şu; bu acıyı yaşayan insanlar bu acılarından düşmanlık ve husumet üretmemişler. Bu acıları yaşamışlar, vekarla yaşamışlar, onurla yaşamışlar. Ama bu acıyı bir intikam arzusuna, bir düşmanlık duygusuna, bir kızgınlığa dönüştürmemeyi başarabilmişler. Buda muhteşem bir ruh asaletidir, muhteşem bir ruh üstünlüğüdür. Gerçekten fevkalade önemli bir konudur. Bununda başarılabilmiş olması herhalde bizim medeniyetimizin, bir parçası olduğumuz kültürümüzün daima hatırlanması gereken en önemli niteliklerinden birisidir.
 
Bu acıyı yaşayanlar niye yaşamışlardır? Çünkü onlara işbaşına gelen iktidarı eline geçirenler iktidarı eline geçirmiş olmakla yetinememiştir, tatmin olamamıştır, iktidarı eline geçirme biçimi vicdanlara sığmamıştır, kendisini ve herkesi tatmin edebilmek için zorunlu olmadığı halde Ehlibeyt’ten teslimiyet istemiştir, tabiiyet istemiştir. Hak vermesini istemiştir. Sende kabul ettiğini ilan et demiştir. Onun yaptığı bir şey yok. Sen almışsın alacağını, gücün yetmiş almışsın. Ama o yetmiyor. Aldığının haklı olduğunu tescil ettirmek istiyor. O nedenle bir tebaiyet istiyor ve onu alamıyor. Onu alamıyor. Onu vermemenin bedelinin bu facia olabileceğini bile bile o insanlar o hakkı teslim etmiyorlar. Bedelini ödemeyi göze alıyorlar ve vicdanlarının gereğini yerine getiriyorlar. Muhteşem bir olay. Yılmak yok, saldırma yok, düşmanlık yok, husumet yok. Haksızlığa maruz kalmışsın. Canım bunun haksızlık olmadığını da ilan ediver. Hayır etmeyeceğim diyorlar. Etmiyorlar haksızlık olduğunu ilan etmiyorlar. Haksızlık olmadığını ilan etmiyorlar. Etmezsen canını alırız. Takdir senin diyorlar ve canlarını veriyorlar. Muhteşem bir olay. Yani bu olaya baktığım zaman ben sevgi görüyorum, aşk görüyorum, iman görüyorum, inanç görüyorum, sadakat görüyorum. İnançlarına, peygamberine, dinine, kendisine, doğrularına sahip çıkma anlayışını görüyorum. Bu olaya baktığım zaman direnme görüyorum, haksızlığa direnme görüyorum. Yanlışa doğru dememe, haksızlığa hak dememe konusunda bedelini ödemeyi göze alarak direnmeyi görüyorum. Buda muhteşem bir olay. Bu da çok büyük bir olay. Ve bütün bunların ötesinde bir kültürün husumet üretmeden, düşmanlığa dönüşmeden kendi kimliğini asırlar boyunca günümüze taşımış olması ile karşı karşıyayız. Bu tabi hepimiz için çok büyük bir onur vesilesi, mutluluk vesilesi. Bu iş böyledir. İnsanlar iktidarı ele geçirirler, ama ele geçirdikleri iktidar yetersiz olur. Bir şey rahatsız eder onları. O rahatsızlığı ortadan kaldırmak için çok daha büyük yanlışlıklar yaparlar. O yanlışlıklar onları rahatsız edeni rahatsız edici olmaktan çıkarmaz. Haksızlığı hak haline dönüştürmez, yanlışlığı doğru haline dönüştürmez. Ama çok daha büyük haksızlıklara seni sürükler, çok daha büyük yanlışlıklara sürükler. İçinde bir şey seni kemirir durur, yetmez gücün, iktidarın. Kendi kendini tatmin edemezsin. O nedenle Allah hiçbir zaman, hiçbirimizi hak doğrultusundan uzak tutmasın. Hiçbirimizi yanlışın bir parçası haline dönüştürmesin. İktidara gelinir, gelinmez, güçlü olunur, olunmaz. Ama daima haklı olmayı, daima doğru olmayı, daima mağdurun, masumun yanında olmayı bilebilmek lazımdır.
 
Tabi bu aşure konusunun arkasında bu duygular beni hep etkiler. Birde aşure kendisi çok etkileyici bir tablo. Yani tek tek her birisinin bir değeri var aşurenin içine giren her şeyin. Bir araya geldiği zaman bambaşka bir şey oluyor. Yani her birisi olduğundan fazla bir şey oluyor. Yani burada beraberliğin bereket üreten, çoğaltan, arttıran gücü kendisini gösteriyor. Ayrı ayrı taşıdığı önemden çok daha fazlasını, kendileri içinde fazlasını bir araya geldikleri zaman ortaya koyuyorlarmış. O nedenle aşure bir anlamda beraberliktir, dayanışmadır, berekettir, azdan çoğu üretmektir, yetersizi yeterli yapmaktır ve yaptığını da paylaşmaktır. Kimse aşure yapıp kendisi yerse o aşure olmaz. Yani aşure ancak birlikte var, beraberlikte var, el ele var. Aşure yaparken de, yerken de toplumsallaşmayı, sosyalleşmeyi, beraberliği gerektiren bir anlayış. O nedenle aşure deyip geçmeyin. Bu aşurenin altında çok derin anlamlar var, muhteşem anlamlar var. Tarih var, insanlık var, siyaset var, ahlak var, inanç var, her şey var.
 
Şimdi gelin bu yılda bu beraberliği idrak ediyoruz, hep beraberiz. Bu aşureyi de bu sene hep beraber yaşıyoruz. Ben burada bu aşureyi birlikte paylaşacağımız arkadaşlarıma tekrar içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefa getirdiniz, çok mutlu olduk sizleri burada görmekten. İnşallah bundan sonra bizde artarak, çoğalarak, büyüyerek, bereketimizi arttırarak işimizi, görevimizi daha iyi yapacağız.
 
Hepinize teşekkür ediyorum, sevgiler, saygılar sunuyorum.

Bu Haber ile ilgili anahtar kelimeler:
Alevi | Aşure | CHP | CHP Genel Merkez Ziyaret | Deniz Baykal

Sayfayı paylaşın Sayfayı Paylaşın Sayfayı paylaşın




CHP Tarihi

Neden Hayır?

Kılıçdaroğlu'ndan mektup



CHP Genel Merkez

CHP Gençlik Kolları

Halkla İlişkilerBilim PlatformuAB Temsilciliği