14.06.2017
9864
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ENGİN ALTAY: KARAR, CHP’YE YÖNELİK BİR DEVLET ZORBALIĞIDIR

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Bu karar muhalefete gözdağı kararıdır. Aynı zamanda bu karar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nden hoşnut olmayan, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin anti-demokratik uygulamalarından rahatsız olan, müşteki olan herkese karşı bir gözdağı kararıdır. Aynı zamanda bu karar, son yapılan mühürsüz seçimde “Hayır” tercihinde bulunan, “Demokrasi yaşasın, demokrasi yürüsün” diyen bütün topluma da bir gözdağıdır. Cumhuriyet Halk Partisine yönelik bir devlet zorbalığıdır" dedi. 

Grup Başkanvekili Altay, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapisle cezalandırılması ve tutuklanmasına ilişkin kararı değerlendirdiği basın açıklamasında şöyle konuştu: 


Değerli basın mensupları, hep söylediğim bir sözle başlamak istiyorum, bir yerde adliyenin olması orada adaletin olduğu anlamına gelmez. Bugün Türkiye’de yargının tefessüh ettiğini, yürütme organının tasallutu, tahakkümü ve emri altına bütünüyle girdiğinin acı bir örneği ile karşı karşıyayız. Bir ülkede yargıçlar verecekleri kararlar bakımından diktatörü nasıl hoşnut ederim, vereceğim karar diktatörün bana nasıl sempatiyle bakmasını sağlar, vereceğim kararla diktatör beni nerelere yükseltir diye düşünerek karar veriliyorsa, böyle adalete böyle yargıya lanet olsun. Bu karar muhalefete gözdağı kararıdır aynı zamanda. Bu karar Adalet ve Kalkınma Partisi’nden hoşnut olmayan, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin anti-demokratik uygulamalarından rahatsız olan, müşteki olan herkese karşı bir gözdağı kararıdır. Aynı zamanda bu karar, son yapılan mühürsüz seçimde “Hayır” tercihinde bulunan, “Demokrasi yaşasın, demokrasi yürüsün” diyen bütün topluma da bir gözdağıdır. Cumhuriyet Halk Partisine yönelik bir devlet zorbalığıdır. En açık faşist diktatörlükler de bile olsa olsa yapılabilecek, muhalefet partisine, ana muhalefet partisine karşı yapılabilecek bir uygulama ile karşı karşıyayız. Ama unutulmamalıdır; gerek Cumhuriyet Halk Partisi, gerek diktatör karşıtları Türkiye’de bu güzel ülkenin diktatörün çiftliği olmasına müsaade etmeyeceklerdir. Ne yapılması gerekiyorsa bunu yapacağımızdan herkesin emin olmasını istiyorum.

Değerli basın mensupları, bu dosya, bugün görüşülen bu dosya Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanmasının ana zeminini oluşturan bir dosyadır aynı zamanda. Gün gelecek bugün milletvekilimizi tutuklama kararı, 25 yıl hapis kararı vermek suretiyle işlem yapılan bu evraklar, bu dosyalar nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanacaktır. Bu haber ilk yapıldığında Recep Tayyip Erdoğan, “Ben onu öyle bırakmam” demişti hatırlarsanız. Şimdi bugün itibariyle Recep Tayyip Erdoğan’ın o gün söylediği belki gerçek oldu; ama Erdoğan unutmasın, bu millet ve Cumhuriyet Halk Partisi onun yaptıklarını yanına bırakmayacaktır, bundan herkesin emin olmasını istiyorum. Türkiye, dünyada 180 ülke arasında basın özgürlüğü noktasında 155’inci sıralara kadar inmişken, demokrasinin zerresi ortada kalmamışken, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu tarz anti-demokratik uygulamaları, OHAL uygulamaları, yargıyı siyasallaştırmak suretiyle bir korku İmparatorluğu oluşturma çabaları beyhudedir, nafiledir. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum ve tekrar söylemek istiyorum; önünde daha istinaf mahkemesi süreci varken, Yargıtay süreci varken ve geçmişte çok örnekler olduğu halde Kadri Enis Berberoğlu Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi olmasına rağmen, bugün bu adliyede yürütmenin emrindeki yürütmenin gladyosu şeklinde karar veren hakim tarafından tutuklanıyorsa, bu tuzun koktuğu yerdir.

Türkiye’de artık herkesin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu uygulamalarının, iş ve eylemlerinin Türkiye’ye ne kadar zarar verdiğinin bu olaydan daha açık bir göstergesini kimse bulamaz. Silivri’de Ergenekon davaları görülürken orada kurulan mahkeme için “Çadır mahkemesi” demiştik. Şimdi İstanbul Adliye Sarayının da bir çadıra, bir sirke dönüştüğünü, soytarıların krala şirin gözükmek için yargıç kisvesi-adı altında bu tarz hukuk dışı, hiçbir hukuk normuyla bağdaşmayan kararlar vermesini kamu vicdanını takdirine bırakıyorum. Hep söylediğimiz bir şeyi daha söyleyeyim: Mahkeme kararlarının meşruluğu kamu vicdanındaki karşılıkla doğru orantılıdır. Bu mahkeme kararını aziz milletimizin vicdanına havale ederken, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubumuzla, Parti Genel Merkezimizle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün üyeleriyle birlikte direneceğimizi, yargının siyasallaşmasına boyun eğmeyeceğimizi, demokrasiyi zor ve güç şartlarda yaşatmak konusundaki kararlılığımızı da yüce milletimize beyan ve taahhüt ediyorum.