16.06.2017
786
Yazı Boyutu: A- A+
GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN: 
-SORUMLU MAKAMLARDA OLANLAR 40 KERE DÜŞÜNÜP BİR KERE SÖYLEMELİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, hükümet kanadından Adalet Yürüyüşüne gelen tepkilere, “Sorumlu makamlarda olanların söylediği sözü 40 kere düşünüp bir kere söylemesi gerekir. Sayın Genel Başkanın eylemi dünya tarihinde gerçekleştirilmiş barışçıl eylemler içerisinde çok önemli bir eylem biçimini temsil ediyor” yanıtını verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Kazan İlçesi Saray Mahallesi’nde verilen molada hükümet kanadından Adalet Yürüyüşüne yapılan eleştirilere şöyle yanıt verdi:

Değerli basın mensupları, değerli arkadaşlar, adalet yürüyüşümüzün ikinci günündeyiz. Dünden bu yana sizler de yakinen takip ediyorsunuz. Halkımız da, milletimiz de sizin aracılığınızla yakinen adalet yürüyüşünü takip ediyor. Türkiye’nin her yerinden adalet istemi güçlü bir şekilde yükseliyor.

HEDEF, ADALET HEDEFİDİR
Adalet isteminin Türkiye’nin her yerinden güçlü bir şekilde yükselmesi adalete ihtiyacı olanları mutlu ederken, onların yüreğine bir nebze su serperken görüyoruz ki, zorbalığın temsilcisi olan iktidar sahiplerini ve onların iştirakçilerini rahatsız etmeye başlamış. Dünden bu yana önce Sayın Bahçeli, ondan sonra Sayın Erdoğan AK Parti Genel Başkanı, ondan sonra bugün Başbakan ve Adalet Bakanı Sayın Genel Başkanımızın mazlumların sesi olan adalet yürüyüşünden rahatsızlıklarını açıkça ifade etmeye başladılar. Bu açıkça ifadenin arka planında ne yazık ki, bir provokasyon çağrısı olabilecek ifadeler de yer alıyor. Dün Sayın Bahçeli provokasyona işaret etmişti, bugün de Sayın Başbakan bir provokasyon ihtimalinden söz ediyor. Biz çok iyi biliyoruz bu sözlerin ne anlama gelebileceğini. Bu sözler provokasyona davet niteliği taşıyabilecek sözlerdir. Sorumlu makamlarda olanlar, siyasi parti Genel Başkanları ve özellikle Başbakanın söylediği sözü 40 kere düşünüp bir kere söylemesi gerekir.

138. MADDEYİ FİİLEN İŞLEVSİZ KILAN SAYIN ERDOĞAN’DIR
Sayın Genel Başkanın eylemi dünya tarihinde gerçekleştirilmiş barışçıl eylemler içerisinde çok önemli bir eylem biçimini temsil ediyor. Sayın Genel Başkanımız dünden bu yana yaklaşık 500 kilometreye yakın bir yolu mazlumların adalet isteğini yükseltmek ve dile getirmek için sadece Türkiye’deki kulağı sağır olanlara değil, bütün dünyaya duyurmak için yürümeye karar verdi. Ve bu yolda bütün tedirginliklere ve rahatsızlıklara karşın, provokasyon çağrılarına karşın, korkutma çabalarına rağmen yürüyüşümüz devam edecek ve Genel Başkanımız hedefe ulaşacak. Hedef, adalet hedefidir. Hedef mazlumların adalet istek ve ihtiyacının karşılanması beklentisidir.

Değerli arkadaşlar, Sayın AK Parti Genel Başkanı çıkıp demiş ki dün Anayasanın 138. Maddesi var, 138. Maddeyi hatırlatıyor. Çok ilginçtir, 138. Maddeyi fiilen işlevsiz kılan Sayın Erdoğan’ın kendisidir. AK Parti Genel Başkanı iktidar yetkisini kullandığı her dönemde anayasanın 138. Maddesini ihlal etmiştir. Bağımsız yargı olmasını istememiştir. Bağımsız mahkemelerden rahatsız olmuştur. Bağımsız hakimlerden rahatsız olmuştur. Sayın Erdoğan’ın arzu ettiği, beklediği bağımsızlık vicdan ve hukuktan bağımsız olmuş hakimlerdir. Saraydan bağımsız hakimler değil, iktidardan bağımsız hakimler değil. Oysa gerçek bağımsız yargı vicdanı ve hukuka bağlı olan yargıdır. Onların istediği bağımsız yargı vicdanından ve hukuktan arınmış, ayrılmış, uzaklaşmış, sadece majestelerinin talimatıyla hareket eden yargıçlardır.

Değerli arkadaşlar, bakın Atilla Taş’ı ve 21 sanığı tahliye eden hakimleri niye tahliye ettiniz diye açığa alanlar kimler? Bunlar. Atilla Taş’ı tahliye eden hakimleri açığa alanlar bugün bağımsız yargı lafını ağızlarına alıyorlar. ByLock kullanıcılarıyla ilgili hukuka uygun delil toplanması gerekir diye kanaatini söyleyip beraat kararı veren hakimleri sürgün eden anlayış bu anlayış. Bu anlayış sarayın hakimlerini yaratmak isteyen bir anlayıştır. Sarayın hakimi olmayanların tamamına hayatı, meslek hayatını ızdırap haline getirme kararlılığında bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız. Hakimler karar vermeye korkuyorlar. Hakimler talimat altında hareket etmeye, alıştırılmaya çalışılıyor. Bugün Türkiye’de ne yazık ki hukuk kalmamıştır. Bugün Türkiye’de ne yazık ki adalet kalmamıştır. Bu davanın kendisinde bizatihi özellikle Enis Berberoğlu’nun yargılandığı, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarının yargılandığı davada Sayın Erdoğan kendisi değil mi daha dava devam ederken “hesabını verecekler” diyen. “Hesabını verecekler” diye hakimlere baştan peşinen talimat veren Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisidir. Şimdi o verdiği talimatların bedelini haksız ve hukuksuz yere arkadaşlarımız hapishanelerde yatarak ödüyorlar.

BİZ EN FAZLA KENDİMİZE EZİYET EDERİZ

Sayın Başbakan bugün açıklamasında çıkmış demiş ki Genel Başkanımız için, ”E canım yürüyor kendisine eziyet ediyor demiş”. Lafa bakın! Biz en fazla kendimize eziyet ederiz. Biz sizin millete eziyet etmeyiz. Biz milletin, eziyet gören milletin hukukunu, hakkını savunmak için kendimize eziyet etmek gerekiyorsa, bundan çekinmeden kendimize eziyet etmeye devam edeceğiz ve millete eziyet edenlerden bunun hesabını milletle beraber soracağız. Siz iktidar olduğunuz günden bu yana millete, halka eziyet edeceksiniz, ondan sonra adalet isteğiyle Ankara’dan İstanbul’a başlatılan yürüyüşte kendinizce muzipçe bir tavırla da kendinize eziyet ediyorsunuz diye alay etmeye kalkacaksınız. Milletle alay etmenin hesabını millet soracak.

ADALET BAKANI, BAŞBAKAN, CUMHURBAŞKANI BELLİ Kİ TELAŞA DÜŞMÜŞLER
Bir Adalet Bakanı var çıkmış adalet sözünden rahatsız oluyor. Değerli arkadaşlar, bu yürüyüş adalet yürüyüşüdür, büyük adalet yürüyüşüdür. Tarihte böyle büyük yürüyüşler olmuştur ve o büyük yürüyüşler başarıyla sonuçlanmıştır. O büyük yürüyüşler halkların kaderinde, milletlerin kaderinde büyük kırılmaların başladığı önemli günlerdir. Bir Adalet Bakanı düşünün ki adalet sözünden rahatsız oluyor. Böyle bir Türkiye’de yaşamaya başladık. Doğaldır. Çünkü adaleti katleden bir anlayışla Türkiye’yi yönetiyorlar.

YAPTIĞINIZ ZULME KILIF DİKMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ
Değerli arkadaşlar, bu çerçevede Adalet Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı belli ki telaşa düşmüşler, belli ki şu veya bu şekilde bu yürüyüşün etkisinin dalga dalga büyümesinden rahatsızlar ve bu rahatsızlıklarını bir şekilde ifade etmeye çalışıyorlar. Başbakan çıkmış, “Dokunulmazlıklar görüşülürken Enis Berberoğlu’da bu dokunulmazlıkların kalkması için oy verdi” demiş. Doğru söylüyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak bağımsız yargıdan hiçbir zaman korkmadık ve korkmuyoruz. Biz milletvekilliği dokunulmazlığını hırsızlığın, yolsuzluğun, suç işlemenin kalkanı olarak görmedik. Onun için cesaretle “Bağımsız yargı önünde gider hesap veririz” dedik. Ama siz Türkiye’de bağımsız hakimler bırakmadınız, Türkiye’de bağımsız yargı bırakmadınız, şimdi kendi yolsuzluklarınızı parlamentoda parmak hesabıyla aklayıp milletvekili dokunulmazlığı, bakanlık sorumsuzluğu çerçevesinde kendi yolsuzluklarınızı koruma altına aldınız, şimdi de kalkıp sanki Sayın Enis Berberoğlu ben bağımsız mahkemelere kendimi teslim edeceğim demesi suçmuş gibi yaptığınız adaletsizliğe buradan kılıf uydurmaya çalışıyorsunuz. Yaptığınız zulme buradan kılıf dikmeye çalışıyorsunuz. Bu zulmün kılıfı olmaz, bu adaletsizliğin kılıfı olmaz. Dünya alem biliyor ki, siz Türkiye’de zorbalığın iktidarını temsil ediyorsunuz, zulmün iktidarını temsil ediyorsunuz, zulme karşı en güçlü ses adaletin sesidir. Zulme karşı en güçlü istek adalet isteğidir. Adalet isteğini korksanız da, ürkseniz de, rahatsız olsanız da Türkiye’de, Türkiye’nin dört bir yanından kararlılıkla yükselteceğiz.

Bugünkü yürüyüşümüzün bundan sonraki etabını da biraz sonra başlatacağız. Adaletsizliğinizle boğmak istediğiniz halkın adalet istemi sizin zulmünüzü boğacaktır.

Hepinize teşekkür ediyorum arkadaşlar.