19.04.2017
441
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ALTIOK: "HİLEYLE OYLARIMIZIN ÇALINMASINA HAYIR DİYORUZ"

Altıok, “Ülkenin her yanında vatandaşlar demokrasiye ve millet iradesine sahip çıkmakta, oylarının hesabını sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan sormaktadır. Halkın, oylarına sahip çıkması ne kadar meşru ise kanun dışı oylamalarla alınan sonuç da o kadar gayrimeşrudur!” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’un, referandum sürecinde yaşanan baskı, eşitsizlik ve geçtiğimiz Pazar günkü şaibeli oylamayla ilgili basın açıklaması şöyle:

"Biz Hayır diyenler; OHAL ortamında, devletin bütün imkânlarını kullanarak, yandaş gazete ve televizyonlar üzerinden yürüttüğü orantısız propaganda ve manipülasyon koşullarında, baskı altında ve sürekli hedef gösterilerek ama yılmadan sesimizi çoğalttık.

TBMM’de bulunan 3. Partinin Milletvekili ve Belediye Başkanlarının “milli irade” yok sayılarak tutuklandığı, 216 gazetecinin gözaltına alındığı, 2 bin 308 gazetecinin işsiz bırakıldığı, 156 gazeteci ve yazarın tutuklandığı; 50 Bin eğitimci ve öğretmenin, 4 bin 811 akademisyenin KHK’larla ihraç edildiği, en az 140 bin kişinin pasaportunun iptal edildiği ve 100 binden fazla insanın işten çıkarıldığı bir OHAL sürecinde referanduma gittik.
Televizyonlarda halkın iradesini yok etmek, bütün yetkiyi tek kişide toplayarak biat eden bir toplum yaratmak isteyen Akp‘ye 317; demokrasi, özgürlük ve kardeşlik için HAYIR diyen bizlere ise sadece 45 saat yer verildi. Tüm çağrılarımıza rağmen karşılıklı sorgu ve ikna olanağından mahrum bırakılarak bilinçli bir tek seslilik sağlandı. İki seçenekli referandumun meşru olması beklenen Hayır seçeneğini tercih edecek olanlar tehdit, hakaret, baskı ve şiddete maruz bırakıldı.

Sadece böylesi büyük bir zorbalıkla değil aynı zamanda referandum günü şaibeler, baskılar ve ölümlerle de yüzleşmek zorunda kaldık.
Eşit bir ülke için, eşit kampanya yürütmeyenlere karşı olduk! Onların da ifade ve tercih özgürlüğü için saygı çerçevesinde Demokratik bir düzen için seslendik.

Geleceği, yarınları, aydınlığı, özgürlüğü, eşit yaşam hakkını ve çok sesliliği, kardeşliği kalıcı kılmak için barış elçileri gibi çalıştık.
Bütün önyargılardan uzak, aydınlığı alnımızda taşıyarak çoğaltan el ele vermiş gençler, kadınlar, erkekler, toplum elçileri, emekçiler, köylüler, kentliler...

Kadın olmanın aynı zamanda Dilek Doğan, Özgecan Aslan, Ayşe Paşalı, Münevver Karabulut ve Güldünya Tören de olmak anlamına geldiği bir ortamda kadınlar olarak dimdik durduk.

Çünkü biz halktık, çaresiz değildik çünkü çare bizdik!

Ve bütün engellemelere rağmen gücün ve korkunun karşısında hak, emek, inanç ve umutla halk olarak biz vurduk MÜHRÜMÜZÜ!
Referandumun net mesajı halkın diktatörlüğü, baskıyı ve zulmü istemediğidir. Yıllardır sistemli bir ayrımcılıkla biz ve onlar diyerek toplumu katman katman bölen iktidarın statükosuna karşı koca bir ülkenin “öteki yarısı” olarak açıkça HAYIR dedik.

Ülkenin her yanında vatandaşlar demokrasiye ve millet iradesine sahip çıkmakta, oylarının hesabını sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan sormaktadır. Halkın, oylarına sahip çıkması ne kadar meşru ise kanun dışı oylamalarla alınan sonuç da o kadar gayrimeşrudur!
Biz nasıl diktaya, baskıya, tek adamlığa, partili başkanlığa HAYIR dediysek, partili kurumlar ve hukuk dışı ihlallerle, hileyle oylarımızın çalınmasına da HAYIR diyoruz.

Halk şaibeli bir seçime ve Saray’ın güdümündeki YSK’nın usulsüzlüğüne rağmen bu halk dayatmalara isyan ettiğini, başkaldırdığını, özgürlükten ve demokrasiden vazgeçmediğini, vazgeçmeyeceğini göstermiştir.

Atı alan Üsküdar’ı geçememiş, diktatörlük, çıktığı yolda yaya kalmıştır. At geçmişte olduğu gibi rahvan gitmek yerine demokrasi koşusunda ipi inançla göğüslemiştir.

Oyumuzu çalabilirler, 7 Haziran’da olduğu gibi irademizi yok sayabilirler, ben yaptım oldu KHK’ları çıkarabilirler ancak yarınlarımızı asla çalamayacaklar! Çünkü onlar düşünceden, üretimden, farklı seslerden korkuyor. Türkiye’nin her yanında hiç ummadıkları bir direnişle karşılaştılar, tüm büyük kentlerde ilk kez mağlup düştüler. Onlar biliyor ki nereye dönüp baksalar her vicdanlı yüzde bizi görecekler…

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nefes alıyorsak umut var demektir” dediği gibi, bizlerin aldığı her nefes karanlığı aydınlatacak ve diktatörü boğacaktır!
Bahar çok yakındır, unutmamak gerekir ki güneşin doğuşuna en yakın an karanlığın en çok olduğu zamandır.
--------------------------------------
“..Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile”*
Eşit, özgür, aydın ve kardeş bir Türkiye hayalimizi büyütecek, çoğalacak ve UMUDU BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ. Bu yolda emek emek çalışan, sandığa gidip oy veren, oyuna sahip çıkan ve aydınlığa inanan herkese bin teşekkürle…
Saygılarımla…"

CHPnet

SİTELERİ