17.06.2017
417
Yazı Boyutu: A- A+
GENEL BAŞKAN YARDIMCISI BUDAK’TAN MÜSİAD’A TEPKİ
- “ADALET ARAYIŞI MEŞRU VE TOPLUMSAL BİR TALEPTİR”
-“TÜRKİYE HUKUK DEVLETİ OLMAK BİR YANA KANUN DEVLETİ OLMAKTAN BİLE ÇIKMIŞTIR. YSK KARARI BUNUN AÇIK ÖRNEĞİDİR”
-“İKTİDARA SIRTINI DAYAYIP MEŞRU HAK TALEPLERİNE KET VURMAK YERİNE HERKESİN GÜVENLE SIRTINI DAYAYABİLECEĞİ BAĞIMSIZ YARGI İÇİN MÜCADELE EDİLMELİDİR”
-“KAZANIMLARIN GÜVENCESİ HUKUK VE DEMOKRASİDİR”


CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet Yürüyüşü” ile ilgili MÜSİAD’ın yaptığı açıklamayı eleştirerek, “Adalet Yürüyüşü, adalet arayışı meşru ve toplumsal bir taleptir. Türkiye nefes alınamaz bir noktaya sürükleniyor. Kazanımların güvencesi demokrasi ve hukuktur. Sivil toplum örgütlerine de düşen, iktidara sırtını dayayıp hak arama özgürlüğüne, demokrasi ve hukuk taleplerine ket vurmak değil, herkesin güvenle sırtını dayayabileceği bağımsız yargı için mücadele etmektir” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, yazılı bir açıklama yaparak, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) “Yeni oyunlar ve senaryolar devreye konulmak istenmektedir” başlıklı açıklamasına tepki gösterdi. Türkiye’de hukuk ve özgürlükler alanında ciddi bir gerileme yaşandığını, bunun uluslar arası hukuk ve demokrasi endeksleriyle de somut bir şekilde ortada olduğuna dikkat çeken Budak, “Türkiye çok uzun bir süredir adım adım hukuk ve demokrasiden uzaklaşıyor. Hukukun üstünlüğü endeksi, basın özgürlüğü gibi endekslerle bunlar ortadadır. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ise bu gerileme daha da hızlanmıştır. Türkiye nefes alınamaz bir noktaya doğru hızla sürüklenmektedir. Bırakın hukuk devleti tanımlamasını, Türkiye kanun devleti olmaktan bile çıkmış durumdadır. Yüksek Seçim Kurulu’nun, 16 Nisan referandumundaki kararı, bunun somut örneklerinden sadece biridir. AKP iktidarının yargı kararlarını uygulamamak için birden çok kez kanun çıkardığı hafızalardadır. Yine AKP sözcülerince ‘Kumpas’ olduğu açıklanan ‘askeri casusluk, Ergenekon gibi davalar, AKP iktidarları döneminde yaşanmıştır. Usulsüz telefon dinlemeleriyle insanların özel hayatlarının çarşaf çarşaf ortaya saçılmasında yine AKP hükümetlerinin sorumluluğu vardır. Gazi Meclis’in 15 Temmuz’da bombalanmasında ve 249 vatandaşımızın şehit düşmesinde de ülkeyi yönetenlerin sorumluluğu vardır. Etkili ve yeterli önlemler alınmamış, alınamamıştır” diye konuştu.

MAHKEMELER KORKU DEĞİL ADALET DAĞITMALI
Birbiriyle ve hukukla çelişen yargı kararlarıyla Türkiye’de adalet sisteminin çöktüğünü, adalete duyulan güvenin en düşük seviyelere indiğini kaydeden Budak, “Adalete duyulan güven sıfır noktasındadır. Bu sadece bizim gözlemimiz değildir. Zaman zaman Hükümet yetkililerinin de bu yönde açıklamaları söz konusudur. 15 yıldır ülkeyi yönetenler bu tablonun sorumlusudur.Tüm bunlar ortadayken ve bu süreçlerden ders çıkarılması gerekirken, mahkeme kararlarıyla intikam alma, toplumu dizayn etme, sindirme çabası içine girilmiş görünmektedir. Bu yaşananlara karşı sessiz kalmak, bunları yok saymak, insan aklının ve vicdanının kabul edebileceği bir durum değildir” dedi. Budak şöyle devam etti:

ADALET HERKES İÇİN
“Biz vicdanları sızlatan adaletsizliklere seyirci kalmadık, kalmayacağız. Çünkü adaletin olmadığı yerde hiçbir şey ayakta kalamaz. Kimsenin can ve mal güvenliği de olmaz. Yatırım da olmaz, istihdam da olmaz, kalkınmada olmaz. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, herkes için adalet talebiyle ‘Adalet Yürüyüşü’nü başlatmıştır. Adalet arayışı meşrudur ve toplumsal bir taleptir. Halkımızın gösterdiği ilgi ve destek de bu arayışın haklılığına işarettir. Sivil toplum örgütlerine de düşen meşru hak arama yollarını kullananları karalamak, meşru hak arama yollarını tıkamak, demokrasi ve özgürlük taleplerine ket vurmak değil, destek olmaktır. Tersi durum hukuk devletini savunmak değil, hukuku ve demokrasiyi sıfırlayan iktidarın yelkenine rüzgar olmaktır. İktidar nimetleriyle yapılan sırça köşklerde oturanlar, unutmamalıdır ki, adalet herkese lazımdır. İktidara sırtını dayayıp hak arama taleplerini ‘senaryo’ olarak mahkum etme gayretine girmek yerine, herkesin güvenebileceği, herkesin gönül rahatlığıyla sırtını dayayabileceği bir yargı ve adalet kurumu için mücadele edilmelidir.”