18.05.2017
795
Yazı Boyutu: A- A+

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YILMAZ; "HEM TÜRK HEM ABD KAMUOYUNA YALAN SÖYLEDİ’’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesindeki çeviri hatasına ilişkin, "Böyle bir görüşmede Sayın Cumhurbaşkanının elinde yazılı metin varken tercümanın başka bir şey söylemesi kabul edilebilir bir durum değil. Kazara olmayacağına ilişkin bizdeki şüpheleri güçlendiriyor." dedi.

Yılmaz, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Suriye’deki gelişmeler ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CENEVRE GÖRÜŞMELERİ

Suriye’deki iç savaşın 7. yılına girdiğini anımsatan Yılmaz, Astana’da çatışmasızlık anlaşmasına ilişkin 4 Mayıs’ta metin imzalandığının ve 5 Mayıs’ta yürürlüğe girdiğinin açıklandığını anlattı.

Yılmaz, Suriye’deki görüşmelerin iki ekseninin, Astana ve Cenevre görüşmeleri olduğunu aktararak siyasi geçiş, yeni anayasa, seçim ve terörle mücadele konularının tartışıldığı sürecin devam ettiğini belirtti. Henüz doğrudan görüşmelere geçilmediğine işaret eden Yılmaz, BM Özel Temsilcisi uhdesinde ayrı odalarda, delegelerle ayrı ayrı görüşüldüğünü, Esad yönetiminin gönderdiği heyet olduğunu ve AK Parti’nin de desteklediği askeri, siyasi fraksiyonlardan oluşan yüksek müzakere komitesinin hazır bulunduğunu belirtti.

Suriye’de tarafların savaşmaktan yorulduğunu, bu durumun pozisyonlarında yumuşamayı da beraberinde getirdiğini, barışa yönelik perspektif açmak istendiğini ifade eden Yılmaz, Türkiye’nin ipin ucunu kaçırdığını vurguladı.

Yılmaz, Türkiye’nin siyasi geçişte muhaliflerle dile getirdiği "Esadsız geçişin" önemli ölçüde uluslararası toplumun gündeminden uzaklaştığını dile getirerek şöyle konuştu: "Türkiye’nin halen bu konuda ısrarcı olması demek Cenevre’deki süreçte muhalifleri bu konuda sabit tutmak anlamına gelir. Bu da sürecin gidişatını, Suriye’nin toprak bütünlüğünü olumsuz etkileyecek bir gelişmeyi tetikleyebilir. Türkiye, özellikle AKP bu saplantıdan vazgeçmeli, tezini gözden geçirmeli."

 "YUTTURMACA"

Suriye’nin geleceğine halkının karar vereceğinin açıklandığını ancak bunun bir yutturmaca olduğunu belirten Yılmaz, "Eğer karar veriyorsa o zaman Astana’da sunulan anayasa taslağı kimin eseri? Suriye halkının bir tercihi mi?" diye sordu. Yılmaz, Suriye’nin geleceğine halkın değil Bosna, Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi uluslararası toplumun karar verdiğini bildirdi.

"SURİYE BÖLÜNÜP GİDER VE SURİYE’NİN BÜTÜN YÜKÜ DE TÜRKİYE’NİN ÜZERİNE KALIR"

Yılmaz, Suriye’nin en kritik dönemine girdiğini, ya bölünüp parçalanacağını ve yükün Türkiye üzerine yığılacağını ya da mevcut politikayı değiştirip geç de olsa kötünün iyisi için çaba sarf edeceğini belirtti.

Türkiye’nin bir yol bulup, muhaliflerle Esad’ı barıştırması gerektiğini ifade eden Yılmaz, İran ve Rusya’nın da bu teze çok uzak durmadığını aktardı. Yılmaz, muhaliflerle Esad’ın çatıştığı ortamda Suriye’den bütünlük çıkmayacağını, bölüneceğini belirtti. Yılmaz, bu görüşmelerin gerekirse Türkiye’de yapılmasını vurgulayarak Türkiye’nin bütün savaşan tarafları toparlayıp, diplomasinin bütün inceliklerini ve arazideki gücünü kullanıp bir kanal açması gerektiğini söyledi.

Bunu açtığımız zaman elimiz güçlenir. Açmadığımız zaman Cenevre’de de, Astana’da da zayıfız. Suriye’de yavaş yavaş bölünme kalıcılaşıyor ve bölünüyor. Hükümete açık çağrımız var. Bu konuyla ilgili görüşümüzü sorarlarsa detaylı bir şekilde kendilerine uygun her ortamda bu görüşlerimizi aktarmaya hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Bu artık Türkiye meselesi halinde geldi. AKP’nin hatası Türkiye meselesine dönüştü. Suriye’nin bütün yükü Türkiye üzerine kalır" dedi.

TERCÜME HATASI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretine de değinen Yılmaz, Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmesindeki çeviri hatasının çok konuşulduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

"Böyle bir görüşmede Sayın Cumhurbaşkanı’nın elinde yazılı metin varken tercümanın başka bir şey söylemesi kabul edilebilir bir durum değil. Hem Türk kamuoyu kandırılmıştır hem de ABD kamuoyuna yalan söylenmiştir. Bir düzeltme de yapılmadığı görülüyor. Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği cümle yanlış tercüme edilmişse o anda düzeltilmesi gerekiyordu. Edilmediyse daha sonra resmi kanallardan bir şekilde düzeltilmesi lazım. İki farklı şeyden bahsediliyor. Bunu yadırgadık. Kazara olmayacağına ilişkin bizdeki şüpheleri güçlendirdiğine inanıyoruz. Bu kadar kritik konuda hatta ziyaretin asıl hedefi haline dönüştürülen bu konuda tercüme hatası diye geçiştirilmesi doğru değil. Kritik bir konuda bu kadar cümle çarptırılıyorsa sonra düzeltilmiyorsa bundan ne anlamalıyız?"

Alman parlamenterlerin İncirlik Üssü’ne girmesine izin verilmemesine ilişkin soru üzerine Yılmaz, bu sorunun diyalogla çözülmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin üyesi olduğu NATO’ya Ürdün ve Kuveyt’in üye olmadığını kaydetti.

CHPnet

SİTELERİ