19.06.2017
430
Yazı Boyutu: A- A+

YILMAZ’DAN, SEMİH YALÇIN’A ÇOK SERT CEVAP

CHP  İstanbul  Milletvekili  Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına tepki yürüyüşünü  MHP’nin eleştirmesine cevaben Yılmaz; adalet, hukuk devleti, özgürlükler ve demokrasi için yürüdüklerini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti. "Bugün gücün arkasına saklanıp oradan ateş edenlere de yarın adalet lazım olacak. Her kim olursa olsun, bu tür kutlu yürüyüşlere gölge düşürmemesi lazım. Tavsiyem öz yurdunda, demokrasi isteyen kitlelere bu tür yakıştırmalarda bulunmamalarıdır. Eğer FETÖ ile Beyaz Saray ile özdeşleştirmek istiyorsa başka yere bakması lazım. Kurtuluş Savaşı veren bu halk kimseden talimat almaz. Demek ki talimat almaya yakın insanlar bu yakıştırmayı yapıyorlar. Adalet yürüyüşü devam edecek. Rahatsız olanlar ’Biz adalet istemiyoruz mu’ diyecekler? Niçin karşı çıkıyorlar? Bunlar yolda, çevreyi, insanları rahatsız etmeden, kenti yakıp yıkmadan yürüyorlar. Nedir hazımsızlıkları, rahatsızlıkları? Bu tür ifadeleri bu ülkede doğan kimseye yakıştıramam. Herkesin haddini bilmesi lazım. Böyle üstten konuşma, provokatörlük hiçbir zaman uygun değildir. Bugün gücün arkasına saklanıp oradan ateş edenlere de yarın adalet lazım olacak. Her kim olursa olsun, bu tür kutlu yürüyüşlere gölge düşürmemesi lazım. Bu ülkede herkesin adalet, özgürlük, demokrasi isteme hakkı vardır. Bu doğuştan gelen bir haktır."

RUM TARAFI BİZANS OYUNLARI OYNUYOR, HÜKÜMET SES ÇIKARMIYOR

Yılmaz,  Kıbrıs’taki müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindiğine dikkat çekerek,  Türkiye’nin dış politikayla sıkıştırıldığında, eli kolu bağlandığında, kritik konularda taviz vermeye yatkın hale getirilmesinin bir strateji olduğunu söyledi.

Suriye’deki gelişmelerin,  Türkiye’yi önemli ölçüde tablonun dışına ittiğini ifade eden Yılmaz, "Irak’ta IŞİD sonrası düzen, bölgesel Kürt yönetiminin referanduma gitme kararı,  Katar’daki gelişmeler, ABD ile sürtüşme, AB ile uyumsuzluk,  Rusya ile normalleşme sürecinin rayına girmemesi düşünüldüğünde böyle kritik,  Türkiye’nin elinin güçsüz olduğu ortamda  Kıbrıs müzakeresi yapılıyor." diye konuştu.

Yılmaz, Rum yönetiminin, hiçbir dönem  Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe inanmadığını,  Kıbrıs’taki çözümden "Türk askerinin kovulmasını, birleşik  Kıbrıs’ın yaratılmasını, Türklerin azınlık haline getirilmesini" anladığını belirti.

Türkiye’nin,  Kıbrıs konusunda yalnız olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ada’daki Sayın  Cumhurbaşkanı’nın da çok çözüm yanlısı tutum takınması, endişelerimizi iyice artırıyor. Müzakerelerde pazarlık gücünüzün olması için bazen alttan almak, bazen masadan kalkmak, bazen masayı dağıtmak, bazen bir şeyi sonuçlandırmamak esastır. Ama ’Ne pahasına olursa olsun, siz ne derseniz deyin ben çözüm istiyorum’ mantığıyla gittiğiniz anda elinizi, kolunuzu bağlarsınız. Önününüze de hiç istemediğimiz şekilde talepler gelir. Daha önce toprak konusuyla ilgili harita sunmayın diye uyarmıştık. Bizi hiç dinlemediler. Büyük oranda Rum kesimi toprakla ilgili tavizi koparmıştır. Garanti ve İttifak Anlaşması’nın ortadan kaldırılmasına sıra gelmiştir. Rum tarafı, Garanti Anlaşması’nın 4. maddesinde formüle edilen tek taraflı müdahale hakkını ortadan kaldırmak istiyor. Asker sayısını önce azaltmak, sonra tamamen ortadan kaldırmak istiyorlar. Asker sayısının azaltılması ve müdahale hakkının ortadan kaldırılması demek, ’Hangi çözüm çıkarsa çıksın onu uygulamayacağım,  Kıbrıs’ı yutacağım’ demektir."

Öztürk Yılmaz, Rum tarafının Bizans oyunları oynadığını, Hükümetin ise ses çıkarmadığını, müzakere yokmuş gibi davrandığını vurguladı. Yılmaz, böyle giderse tüm hakların kaybedileceğini, KKTC’nin ortadan kaldırılacağı bir süreç başladığını ifade etti.

Türkiye’nin etkin, fiili garantisinin, müdahale hakkının olmadığı bir çözümün  Türkiye için sonun başlangıcı olacağını vurgulayan Yılmaz,  Türkiye’nin  Kıbrıs’ı kaybettiğinde,  Doğu Akdeniz’deki her şeyi kaybedeceğini dile getirdi.

Kıbrıs’ın milli davaları olduğuna işaret eden Yılmaz, "KKTC’deki yönetime tavsiyemiz var. Siz müzakereyi bilmiyorsunuz, bilseniz kendinizi ispat etmek için bu kadar yanlı gözükmeksiniz. Siz neyi ispat etmek istiyorsunuz? Sağlam, dik durun. Biz sizi uyarıyoruz. Sesimizi daha gür çıkarmasını çok iyi biliriz.  Kıbrıs milli davamızdır, garantör ülkeyiz.  Hükümet de sanki bir şey olmuyormuş gibi, hiçbir şey yapılmıyormuş gibi ortamı soğutup, taviz vermeye gitmesin. Bu konu, hükümetin olmayabilir ama bizim kırmızı çizgimizdir." değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE’NİN İTTİFAK YAPABİLECEĞİ İKİ YAPI KALDI

Yılmaz, Hükümetin, hiç gereği yokken, Arap ülkeleri arasındaki çatışmaya taraf olduğunu,  Katar’ın yanında yer alarak, diğer bloğu karşısına aldığını belirtti.

AK Parti’nin,  Katar ve  Gazze dışında Ortadoğu’da ittifak yapabileceği bir yapının kalmadığını ifade eden Yılmaz, " AKP ile  Katar arasında bir yarılma başlayacak. Aynı şey  Hamas ile de olacak.  Katar’ın  Müslüman Kardeşler aleyhine adım atması sağlandıkça  AKP, Müslüman Kardeşleri sattığı için  Katar’a sırtını dönecek. Siyasi iktidarın, hem  Katar’daki yönetimi hem  Gazze’deki yönetimi kaybetmesiyle sonuçlanacak. Dış politika bu kadar yerlerde sürünüyor, bu kadar öngörüsüzlük hakim oluyor. Siyaseti, İhvan penceresinden okuyanlar ve strateji belirlemede kör noktasına ulaşanlar,  Türkiye’yi dış politikada düştüğü çukurdan koparamayacak." dedi.

 

CHPnet

SİTELERİ