03.11.2017
1297
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKAN KOORDİNATÖR BAŞDANIŞMANI TOPRAK: DIŞ POLİTİKA VE EKONOMİDE “TAVİZ DÖNEMİNE” GİRİLDİ!

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak; “AKP hükümetinin uyguladığı dış politika ve bunun ekonomik yansımalarıyla, Türkiye çıkmaz sokağa girdi. İktidar, U dönüşüyle, çöküşü önleyebilmek için taviz politikalarına yönelmeye başladı.” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, yapılan büyük yanlışlar sonrasında, hükümetin tavizlerle daha da kötüye gidişi engellemeye çalıştığını belirterek şunları söyledi:

“Kasım 2015’teki uçak krizinden bu yana, Türkiye-Rusya ilişkileri Türkiye’nin tek taraflı tavizleriyle, Rusya’ya ekonomik ve siyasi tavizler verilerek yürütülmeye çalışılmaktadır. 22 milyar dolarlık Nükleer Santral, 16 milyar dolarlık Türk Akımına ilaveten 2 milyar dolarlık S-400 alımıyla, Putin’in gönlü alınmaktadır.

Suriye’de, İran ve Rusya’yla mutabakat doğrultusunda, TSK İdlib’de görevlendirildi. El Nusra’nın bertaraf edilmesi, Suriye ordusuna saldırılarının önlenmesi sorumluluğunu aldı. Rusya, kırmızı çizgi ilan edilen PYD-YPG kontrolündeki Afrin’e yönelik operasyona onay vermediği gibi, Suriye konferansına PYD ve YPG’yi davet etti. Hükümet emrivaki olarak nitelendirdiği bu davetin kabul edilmeyeceğini açıklamasına karşın, Rusya PYD-YPG’yi terör örgütü olarak görmediğini, davetin geri çekilmeyeceğini beyan etti. Müttefikimiz ABD’den sonra, Rusya da PYD-YPG’yi koruması altına almış durumdadır.

İran ve Irak politikalarında yanlışlığı yıllardır vurgulamamıza ve uyarmamıza karşın, hükümet yanlışta ısrar ederek, iki komşu ülke ile ilişkilerimizi kopma noktasına getirdi. Kuzey Irak’taki son gelişmeler, hükümeti İran ve Irak ile ittifaka mecbur bıraktı. Daha önce İran ve Irak sınırlarına duvar örmeye başlayan hükümet, şimdi hep söylediğimiz gibi iki komşumuzla ilişkileri normalleştirmeye çalışıyor. Düne kadar muhatap alınmayan Irak Başbakanı İbadi, Ankara’ya davet edildi. İbadi, Ankara ziyareti sonrasında, dünya medyasına yaptığı açıklamada, Türkiye’nin daha önce Bağdat’ı dışlayıp, Barzani ile doğrudan ilişki kurarak petrol anlaşmaları imzaladığını hatırlatarak, ‘Ankara’daki görüşmemizde, Türkler bu konudaki yanlışlarını ve hatalarını kabul etti’ demektedir. Yapılan bu yanlışlar sonucunda bugün, Irak Merkezi Yönetimi üzerinde, Kuzey Irak’ta, Kerkük’te, Suriye’de İran’ın etkinliği artarken, AKP hükümeti, Bağdat ve Tahran’da alınan kararlara uyarak, tavizlerle günü kurtarmaya çalışmaktadır. Türkiye şu anda, Suriye’de Rusya ve İran’ın, Irak’ta İran ve Bağdat’ın kuyruğuna takılmış durumdadır. Her iki ülkede de kaybeden Türkiye, kazanan Rusya ve İran’dır.”

Dış politikadaki hataların, beraberinde ağır ekonomik kayıpları ve sosyal faturaları Türkiye’nin önüne koyduğunu, yaşanan büyük kayıplara karşılık, Suriye, Irak, Afganistan, Libya ve daha pek çok ülkeden milyonlarca göçmen ve mülteci ithal edildiğini ifade eden Toprak, şöyle konuştu:

“Barzani yönetimiyle imzalanan 50 yıllık petrol anlaşması, inşa edilen Kerkük-Ceyhan boru hattı ile yapımı devam eden Kuzey Irak-Şırnak doğal gaz boru hattı atıl konumda. Bağdat yönetimiyle Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattı canlandırılmaya çalışılıyor. Suriye’nin en büyük petrol sahası olan Deyr ez Zor’un büyük bölümü PYD-YPG kontrolüne girdi.

Rusya, Kuzey Irak petrolleri ve doğal gazı için milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladı. Son gelişmeler, Türkiye’nin enerji üssü olma stratejilerine ağır darbe olarak görülebilir. Suriye’deki iç savaş nedeniyle Ortadoğu pazarlarında, Libya, Mısır’la sorunlar nedeniyle, Kuzey Afrika’da ağır kayıplara uğradık. Hükümet bu yıl ihracatın 150 milyar dolar düzeyinde olacağıyla övünüyor. Oysa Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den bu yana, Türkiye’nin ihracatı yıllık 140-150 milyar dolarda takılmış durumda. Dış ticaret açığı Eylül’de yüzde 85, Ekim’de yüzde 75 arttı. Dış politika yanlışlarıyla, milyarlarca dolarlık ihracat, turizm, taahhüt, taşımacılık geliri kaybedilirken, Başbakan ülkemize gelen milyonlarca sığınmacıya yapılan harcamaların 35 milyar doları aştığını söylüyor. Almanya gerginliğiyle, AB ülkelerinden gelecek yatırım sermayesi ve mali yardımlar sıkıntıya girdi. TL’nin son bir aydaki değer kaybı yüzde 17’ye ulaşırken, enflasyon hedefi peş peşe revize edilerek yükseltildi. Ekonomideki ve sosyal alandaki bu faturalara ilaveten, IŞİD saflarında savaşıp Türkiye’ye dönen yüzlerce cihatçı militanın yarattığı güvenlik tehdidi de bu yanlış politikaların sonucudur.”