05.01.2017
13430
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, TEKİRDAĞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TOPLU AÇILIŞ VE TEMEL ATMA TÖRENİNDE KONUŞTU

-TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NDE BU ANAYASAYA EVET OYU KULLANANLAR VARSA ONLAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ
NE VE TARİHİNE İHANET EDİYORLAR, NOKTA!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu meclis, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Kurtuluş Savaşını yöneten meclistir. Bir daha söylüyorum, Milli Kurtuluş Savaşını yöneten meclistir, o nedenle adı Gazi Meclis’tir. Milli Kurtuluş Savaşını yöneten bir meclis kendi yetkilerini bir başka otoriteye veremez, vermemelidir. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu anayasaya “Evet” oyu kullananlar varsa onlar Türkiye Cumhuriyetine ve tarihine ihanet ediyorlar, nokta.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi “Toplu Açılış ve Temel Atma Töreninde yaptığı konuşma şöyle:



Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Elbette Türkiye laiktir ve laik kalacak. Elbette Türkiye bağımsızdır ve bağımsız kalacak. Elbette Türkiye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyecek. Biz bu sözlerin sonuna kadar arkasında olacağız. Çünkü biz Mustafa Kemal’in partisiyiz. Çünkü biz çağdaş dünyaya açılan partiyiz.
  
BU ÜLKEDE METRONUN TEMELİNİ ATAN PARTİ CUMHURİYET HALK PARTİSİDİR
Tekirdağ’dayız ve Belediye Başkanlarımızın başarılarını hep birlikte izledik. Hep şunu söylerlerdi, “Yerel yönetimleri CHP’liler bilmez” diye. Herkes şunu çok iyi bilsin, bu ülkede metronun temelini atan parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Herkes şunu çok iyi bilsin, Ankara ve İstanbul’da havlu atıp metro yatırımlarını yapamadığı için, Ulaştırma Bakanlığının ben yapacağım dediği yatırımları Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri gerçekleştirememiştir. Ama bizim İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız metro yatırımlarını kendi parasıyla yapmıştır. İstanbul’un üçte bir fiyatına yapmıştır.
Yeni kurulan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız kurduğu kadroyla, görevleriyle sadece İstanbul’a değil, sadece Ankara’ya değil, Türkiye’ye örnek olacak ciddi hamleleri atmıştır ve başarmıştır da. Altyapı yatırımlarını yapıyor, kültür merkezlerini yapıyor, hatta ben bir grup toplantısında söylemiştim 25 – 30 yıldır bitiremedikleri kültür merkezini verin dedik Büyükşehir Belediye Başkanımıza kısa sürede yapar ve Tekirdağlıların hizmetine açar. Vermiyorlar. Vermiyorlarsa yenisini yapacağız. Tekirdağlıları kültür merkezinden uzak tutmayacağız.
Seçimlerde söyledik, “Asgari ücret net bin 500 lira” olacak dedik. “Yapamazsınız” dediler sonra kopya çektiler, “Bin 300 lira yapacağız” dediler. Bakın, Tekirdağ’da asgari ücret net en az 2000 lira. Bizim bütün belediyelerimizde doğu, batı, güney, kuzey bütün belediyelerimizde asgari ücret net en az bin 500 liradır ve dolayısıyla verdiğimiz sözü sonuna kadar tuttuk. Onlar verdikleri sözü tutmadılar, tutamazlar da. Çünkü Türkiye’yi yönetemiyorlar, yönetme kapasitelerini kaybettiler.

CEPLERİNİ DOLDURDULAR TÜRKİYE’Yİ TERÖR BATAĞINA ÇEVİRDİLER
Türkiye bugün bir terör batağı içinde. 2002’yi düşünün, terör örgütünün başı yakalanmış getirilmiş ve İmralı’ya hapsedilmişti, terör bitmişti. 15 yılda Türkiye terör batağının içinde. Her vatandaşıma soruyorum, kime oy verirse versin bu ülkede yaşıyorsa elini vicdanına koyacak ve şu sorunun cevabını arayacak: 15 yılda ne oldu da Türkiye bir terör batağına saplandı? Ve 15 yıldır bu ülkeyi kim yönetiyor, hangi siyasi parti yönetiyor? Ceplerini doldurdular Türkiye’yi terör batağına çevirdiler. Bunun hesabını sormak zorundayız. Bunun hesabını sormadığımız takdirde Türkiye’yi aydınlığa ulaştıramayız. Ne olduğunu biliyoruz, neleri yaptıklarını da biliyoruz. Eskiden bir PKK terörü vardı, şimdi FETÖ terörü çıktı, şimdi IŞİD terörü çıktı, şimdi El Nusra terörü çıktı. Kim Türkiye’yi bu terör bataklığının içine soktu? Bunu her vatandaşımın kendi vicdanına sorması lazım.

TÜRKİYE 15 YILDA TERÖRE TESLİM EDİLDİ
Geçen grup toplantısında dedim ki, “Türkiye adeta teröre teslim edildi.” Bana cevap veriyorlar “Ne demek Türkiye teslim edildi?” diye, “Nasıl bunu söylersiniz?” diye. Bir daha söylüyorum Mısır’daki sağır sultan da duysun, saraydaki sultan, kendisini kral addeden de duysun. Türkiye 15 yılda teröre teslim edildi. Sorayım: FETÖ’yle menzil arkadaşlığı yapanlar kimlerdi? Onları devletin en üst makamlarına yerleştirenler kimlerdi? MİT’e, polise, Maliye Bakanlığına, Yargıtay’a, Adalet Bakanlığına, devletin her kademesine, üniversitelere terör örgütü mensuplarını yerleştirenler kimlerdi? Türkiye’yi teröre teslim edenler kimlerdi? Türkiye’de paralel bir devletin kurulmasını savunanlar, yapanlar, altyapısını oluşturanlar kimlerdi? Bunun hesabını sormayacak mıyız? Size sözüm söz bunların hesabını soracağız. PKK terör örgütüne, onun mensuplarına övgüler düzenler kimlerdi? Bilmiyor muyuz? PKK terör örgütü mahkemeler kurarken sessiz duranlar, vergi daireleri kurarken sessiz duranlar, askere alma daireleri kurarken sessiz duranlar 294 kez güvenlik güçleri terör örgütüne müdahale etmek isterken 282 kez “Müdahale etmeyin” diyenler kimlerdi? Türkiye’yi teröre teslim edenler bunlar. IŞİD terör örgütüne, El Nusra terör örgütüne silah desteği yapanlar kimlerdi? Habur’a terör örgütünün ayağına, terör örgütünün militanlarının ayağına Türkiye Cumhuriyetinin hakimlerini ve savcılarını götürenler kimlerdi? Biz bunları unuttuk mu sanıyorlar? Unutmayacağız ve unutturmayacağız.
Soruyoruz, terörden dolayı son 1 yılda 1000’den fazla insanımız hayatını kaybetti, şehitlerimiz var, içimiz yanıyor. Sorumlusu kim? Kim sorumlusu? Hazreti Ömer der ki, “Dicle kenarında bir koyun kaybolsa onun sorumlusu benim”. Biz Dicle’nin kenarında koyunu bıraktık, şehirlerin göbeğinde, Ankara’da, İstanbul’da şehirlerin göbeğinde onlarca, yüzlerce insanımız hayatını kaybediyor bir tek sorumlu bulamıyoruz. Nasıl oluyor bu?
Özellikle Cumhuriyet Halk Partisine oy vermeyen vatandaşlarıma sesleniyorum. “Ben CHP’ye hayatımda oy vermedim” diyen vatandaşlarıma sesleniyorum. Elini vicdanına koy sana tarihten, sana inançtan, sana kimlikten, sana dürüstlükten, sana ahlaktan sesleniyorum. Hazreti Ömer diyor ki, “Dicle’nin kenarında bir koyun kaybolsa onun sorumlusu benim.” Şehirlerde onlarca insan hayatını kaybediyor, sen sor vicdanına sevgili kardeşim bunun sorumlusu kim? Soracaksın, sormak zorundasın. İnanıyorsan insan olarak kendi vicdanına soracaksın. Sormak zorundayız.

ŞEHİTLER BİZİM ŞEHİDİMİZDİR, ŞEHİTLER ARASINDA AYRIM OLMAZ
Ve daha acısı Sevgili Tekirdağlılar, şehitlerimiz arasında ayrım yaptılar. 15 Temmuz şehitleri ayrı, diğer şehitler ayrı. Bunu söylediğim zaman “Doğru söylemiyorsunuz” diyorlardı. Rakam rakam, madde madde önlerine koyduk. Şimdi sesleri çıkmıyor. Buradan sesleniyorum, Sayın Binali Yıldırım’a sesleniyorum, Başbakanlık koltuğunda oturuyorsun, şehitler arasında ayrım olmaz. Şehitler bizim şehidimizdir. Şehitler bu ülkenin şehitleridir. Şehidin 15 Temmuz’u, 25 Temmuz’u olmaz. Dağda PKK’ya karşı eksi 35 derecede mücadele edip şehit düşen de bizim şehidimizdir, 15 Temmuz’da darbeye karşı direnen şehidimiz de bizim şehidimizdir. Şehitler arasında ayrım olmaz.
Bakınız, belki çoğunuz izlemişsinizdir. Fırat Kalkanı Operasyonunda bazı askerlerimizin yakıldığı iddiası var, görüntüler var. İlk bana söylediklerinde “Bu konuda hükümetten net açıklama istiyoruz, bunlar doğru mu?” dedik. “Araştırıyoruz” dediler. Aradan tam 15 gün geçti cevap var mı? Cevap yok. Hükümet nerede? Hükümet yok. O zaman devletin yetkililerine sesleniyorum. Bu görüntüler doğru mu, doğru değil mi çıkın millete açıklama yapın. Fırat Kalkanında şehit sayımız 50’ye yaklaşıyor. Efendim El Bab’dan sonra bilmem nerelere gideceğiz. Sakın gitmeyin. Sakın askerlerimizi oraya göndermeyin. Söyledim, yine söylüyorum, Ankara’da Türkiye’yi yöneten bu Ankara’daki Beylere sesleniyorum: Eğer sen “Şehitlik yüce bir mertebedir” diyorsan, Kayseri’ye gidip polislere “İnşallah siz de şehit olursunuz, o mertebeye erişirsiniz” diye onlara telkinde bulunuyorsan, önce sen çocuklarını oraya göndereceksin, evlatlarını oraya göndereceksin. Kendi çocuklarını göndermiyorsun, Anadolu’nun gariban çocuklarını gönderiyorsun, sonra da kalkıp şehitlere “Kelle” deme cüretini gösteriyorsun. Biz bunları unutmadık ve unutturmayacağız asla, hiç kimse unutmasın.

HAPİSHANELERİNDE GAZETECİLERİN OLDUĞU, GAZETELERİN, TELEVİZYONLARIN KAPATILDIĞI BİR TÜRKİYE İSTEMİYORUZ
Mağdurlardan, 15 Temmuz mağdurlarından da söz etmek isterim. Herkesin hakkı, herkesin hukuku vardır. Herkes hukuk içinde yargılanmak zorundadır. 15 Temmuz gecesi linç edilen askerlerimizin hesabını sormak zorundayız. 15 Temmuz gecesi, o askerin ne günahı var, kim o askerleri linç etti? O askerlerin anneleri, babaları yok mu? İlk kez burada söylüyorum, 15 Temmuz’dan sonra saraya gittim. Bunu söyledim, “Linç edilen askerlerin faillerinin de yakalanması ve yargılanması lazım” dedim. Hepsi “Evet” dedi. Ne oldu? Evet diyeceksin gereğini yapmayacaksın. Evet diyeceksin arkanı döneceksin. Hapishanelerinde gazetecilerin olduğu bir Türkiye istemiyoruz. Gazetelerin, televizyonların kapatıldığı bir Türkiye istemiyoruz. Demokrasinin yeşerdiği, güçlendiği bir Türkiye istiyoruz. Bizim gibi düşünmeyenlerin bile düşüncelerini özgürce ifade edebildikleri bir Türkiye istiyoruz. Uygar bir Türkiye, çalışan bir Türkiye, üreten bir Türkiye, Mustafa Kemal’in Türkiye’sini istiyoruz biz.

EY HÜKÜMET YETKİLİLERİ, 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDEN ÖNCEDEN SİZİN HABERİNİZ VAR MIYDI, YOK MUYDU?
15 Temmuz darbe girişimi tam aydınlanmış değildir. Sorduk, “15 Temmuz darbesinden önceden haberiniz var mıydı, yok muydu?” Bu sorunun cevabını şu ana kadar almış değiliz. Bir daha soruyorum, Tekirdağ’dan soruyorum, binlerce vatandaşımın önünde soruyorum: Ey hükümet yetkilileri, 15 Temmuz darbe girişiminden önceden sizin haberiniz var mıydı, yok muydu? Bunun cevabını bekliyorum. Hatırlarsınız sormuştum “Bu Adil Öksüz kimdir?” diye. Askeri birliğin içinde yakalanıyor. Herkesin eline kelepçe takılırken bunun eline kelepçe takılmıyor. Herkesin cep telefonları toplanırken bunun cep telefonları alınmıyor. Herkesin konuşması yasakken bu beyefendi telefonlarıyla konuşmaya devam ediyor. Ve bunun yanında birde GPS cihazı var. Herkes tutuklanıyor ama bu tutuklanmıyor. Telefonları, GPS cihazı eline veriliyor, “Sen serbestsin” deniyor. Kim bu Adil Öksüz, kim! Kim olduğunu ben de biliyorum, onlar da biliyorlar. Ama ben istiyorum ki, cevabını onlar versin. Çıkıp açık açık versin. Bu kadar yurtdışına gidip gelen, cemaatle bu kadar içli dışlı olan, FETÖ terör örgütünün bütün olaylarını bilen bir kişi ve üstelik bir akademisyen, bir öğretim üyesi Sakarya Üniversitesinde binlerce öğrenciye ders veren bir öğretim üyesi… Nasıl oluyor da bu GPS cihazıyla birlikte, iki telefonuyla birlikte ellerine kelepçe vurulmadan rahat rahat serbest bırakılıyor? Bunu bilmeden bu olayı aydınlatamayız. Bunu bileceğiz.

OHAL’DEN YARARLANARAK REJİMİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORLAR
TBMM’de 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyonun AKP’li üyeleri Fethullah Gülen’e eskiden övgüler düzen kişilerdi. Yere göğe koymuyorlardı. Bu tuluatı gördük. Ama bunun takipçisi olacağız. Bunun hesabını mutlaka soracağız. Şimdi bu darbe girişiminden yararlanarak 20 Temmuz’da OHAL’i ilan ettiler olağanüstü hal. Şimdi olağanüstü halden yararlanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını değiştirmek istiyorlar. Rejimi değiştirmek istiyorlar. Cumhuriyetten dikta yönetimine geçmek istiyorlar. Çok partili hayatı sınırlamak istiyorlar. Bütün yetkileri bir kişiye vermek istiyorlar. Yasamayı, yargıyı ve yürütmeyi bir kişinin emrine vermek istiyorlar.

CUMHURİYET HALK PARTİSİ İHANET İÇİNDE OLMAYAN TEK PARTİDİR
Ve diyorlar ki, “Ey CHP sen neden bu çalışmaya katılmadın, sen neden buna destek vermedin?” Açık ve net söylüyorum bu proje, bu anayasa değişikliği Türkiye Cumhuriyeti tarihine ihanettir. Bu anayasa değişikliği Milli Kurtuluş Savaşının ruhuna ihanettir. Bu anayasa değişikliği 140 yıllık parlamento geleneğimize ihanettir ve Cumhuriyet Halk Partisi ihanet içinde olmayan tek partidir. Bunu da rahatlıkla söyleyebilirim.

PAZARTESİ’NDEN İTİBAREN PARLAMENTOYU İZLEYİN, CHP’NİN MÜCADELESİNİ İZLEYİN
Siz rejim değişikliği yapıyorsunuz” dediğim zaman önce itiraz ettiler, sonra itiraf ettiler, “Evet biz bir rejim değişikliği yapıyoruz, vesayetten kurtarıyoruz.” Bir vesayetten kurtarıyorsun Türkiye Cumhuriyetini daha ağır bir vesayetin içine sokuyorsun. Hepimiz bunun farkında olmalıyız. Hepimiz gereğini yapmalıyız. Önümüzdeki günlerde yani Pazartesinden itibaren parlamentoyu izleyin, Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye’yi korumak için, demokrasiyi korumak için, insan haklarını korumak için, kadın – erkek eşitliğini sağlamak için, demokratik laik sosyal bir hukuk devletini savunmak için verdiğimiz mücadeleye tanık olacaksınız. O mücadeleyi yapacağız. Sizin için, ülkemiz için, bayrağımız için, çocuklarımız için ve bu ülkeyi bize emanet eden Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları için yapacağız.

HER DARBE SONRASI, DARBECİLER ANAYASAYI DEĞİŞTİREREK KENDİ GELECEKLERİNİ GÜVENCE ALTINA ALIRLAR
Diyorlar ki, propaganda yapıyorlar, “Başkanlık gelirse her şey düzelir.” İki yıldır fiili başkanlık var, iki yılda ne düzeldi? Terör mü azaldı? Hayır. Türk lirası değer mi kazandı? Hayır. Ekonomi güllük gülistanlık mı? Hayır. İşsizlik mi azaldı? Hayır. Şunu unutmayın değerli arkadaşlarım, her darbe sonrası darbeciler hukuk değişikliği yaparak, yani anayasayı değiştirerek kendi geleceklerini güvence altına alırlar. Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanına 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 12’sini atama yetkisi veriliyor. 15 üyeden 12’sini Cumhurbaşkanı atayacak. 17 – 25 Aralık olayı gündeme geldiğinde kendi atadığı hakimlerin önüne çıkacak. O hakimler ki Erdoğan’ın önünde el pençe divan duran hakimler. Buna izin verecek miyiz? İzin verecek miyiz? Elbette izin vermeyeceğiz. Elbette direneceğiz. Elbette mücadele edeceğiz.
Şimdi düşünün Cumhurbaşkanı tarafsız olması lazım, Anayasa öyle diyor, tarafsızlığı üzerine namusu ve şerefi üzerine yemin eder. O da var, yemin metninde var. Şimdi anayasa değişikliği gerçekleşirse beyefendi hem partinin Genel Başkanı olacak, hem Cumhurbaşkanı olacak. Seçimlerde beraber mücadele edeceğiz. Bize söylemediğini bırakmayacak, sonra seçim bittikten sonra gelecek TBMM’ye “Efendim ben tarafsız davranacağıma dair namusum ve şerefim üzerine ant içerim” diyecek. Buna inanacak mıyız? Allah aşkına buna inanacak mıyız? Ya siz bu milleti aptal mı sanıyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Ve bir yetki daha veriliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisini hiçbir gerekçe göstermeden beyefendi feshedebilecek. Ya milli iradeyi tanımıyorum diyor. Parlamento da her siyasi partiden insan var. Milli irade orada tecelli ediyor. Gerçek milli irade orada kalkacak beyefendi bir sabah uyanacak ben sizi feshettim diyecek. Sebep? Sebebini soramıyoruz çünkü sebep sorma yetkimiz yok eğer gerçekleşirse, böyle bir devlet olur mu? Böyle bir anlayış olabilir mi? Böyle bir hukuk devleti olabilir mi?

EL KALDIRIP İNDİRMEYLE REJİM DEĞİŞMEZ
Bakın, ben size şunu söylüyorum, ilk anayasa görüşülürken bu yetki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de verilmek istenmiştir. Ama genç, dinamik, yurdunu seven milletvekilleri çıkmış kürsüye demişlerdir ki; bizim Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e büyük saygımız vardır. O bizim başkomutanımızdır. Ama halkın seçtiği Türkiye Büyük Millet Meclisini hiç kimse feshedemez demişlerdir ve yetkiyi vermemişlerdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilmeyen bir yetki beyefendiye verilecek, “Sen gel istediğin gibi meclisi feshedebilirsin.” Verecek miyiz? Elbette vermeyeceğiz. Başka? Beyefendi kalkacak bir sabah diyecek ki; ben 5 tane bakanlığı kapattım. Niye kapattın? Kapattım, canım istedi. Ertesi gün yeni 5 tane bakanlık açacağım. Müsteşar nasıl atanacak? O kriterleri belirleyecek. Genel Müdür? Kriterleri o belirleyecek. Buna izin verecek miyiz? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kişinin iki dudağı arasında mı kuruldu? Bu devlet kurulurken şehitler yok muydu? Gaziler yok muydu? Analar yok muydu? Babalar yok muydu? Hepimiz vardık. Hep beraber Türkiye Cumhuriyetini kurduk. Şimdi bir kişi kalkacak rejimi değiştirecek. El kaldırıp indirmeyle rejim değişmez. Bizim sınırlarımız el kaldırıp indirmeyle olmadı, bizim sınırlarımız, ulusal sınırlarımız, milli sınırlarımız acıyla, kanla, gözyaşıyla, şehitlerle oldu.

DEMOKRASİYİ BİRLİKTE SAVUNACAĞIZ
Dolayısıyla biz kendi tarihimizi biliyoruz. Tarihimize asla ihanet etmeyeceğiz, tarihe ihanet edenlerin karşısına da dimdik aslanlar gibi dikileceğiz. Bu sorun tek başına Cumhuriyet Halk Partisinin sorunu değildir. Bir daha söylüyorum bu anayasa değişikliği sorunu tek başına CHP’nin sorunu değildir. Bütün Atatürkçüleri, bütün demokratların, bütün liberallerin, bütün muhafazakârların, demokrasiyi savunan bütün Müslümanların hepsinin ortak sorunudur. Demokrasiyi savunuyorsak birlikte savunacağız. Sadece birisi için demokrasi geçerli değildir. Hepimiz için geçerlidir. Hepimiz bu ülkede barış içinde yaşamak istiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz, kardeşçe yaşamak istiyoruz. Kanın ve gözyaşının olmadığı, herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye istiyoruz. O nedenle mücadeleyi hep birlikte yapmak zorundayız.
Aramızda kadınlar var, iki sözüm de size sevgili kadınlar bir şeyi sakın unutmayın; 1934 yılında Yunanistan’dan, İsviçre’den, Japonya’dan çok daha önce size seçme ve seçilme hakkını Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları verdiler. Çocuklarınızı nasıl sevdiğinizi biliyoruz. Çocuk sevgisinin vatana yansıdığını da biliyoruz. Çocuklarınız huzur içerisinde okula gidiyorsa, çocuklarınız huzur içinde akşam eve geliyorsa, karnını doyurabiliyorsa, çocuklarınız huzur içinde sokağa çıkıp oynayabiliyorsa, anneler babalar çocuklarını nasıl olsa bir şey olmaz Türkiye güvenli bir ülkedir her istediği yere çocuğum rahatlıkla gidebilir diyebiliyorsanız, demek istiyorsanız bu karanlık tabloyu beraber değiştirmek zorundayız. Sizin gücünüze inanıyorum sevgili kadınlar. Hep birlikte ülkemize sahip çıkacağız, bayrağımıza sahip çıkacağız, çocuklarımıza sahip çıkacağız, demokrasimize sahip çıkacağız, parlamentomuza sahip çıkacağız.

MİLLİ KURTULUŞ SAVAŞINI YÖNETEN BİR MECLİS, KENDİ YETKİLERİNİ BİR BAŞKA OTORİTEYE VEREMEZ
Bakın, bu meclis yani Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Kurtuluş Savaşını yöneten meclistir. Bir daha söylüyorum, Milli Kurtuluş Savaşını yöneten meclistir, o nedenle adı Gazi Meclis’tir. Milli Kurtuluş Savaşını yöneten bir meclis kendi yetkilerini bir başka otoriteye veremez, vermemelidir. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu anayasaya evet oyu kullananlar varsa onlar Türkiye Cumhuriyet’ine ve tarihine ihanet ediyorlar, nokta. Bu meclis Atatürk’e bile başkomutanlık yetkisini belli sürelerle vermiştir. İlk getirdikleri teklifte komutanı da saray olacak demişlerdi, müdahale ettik. Yine müdahale edeceğiz, yine mücadelemizi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapacağız. Sizden isteğim televizyonu pazartesinden itibaren izleyin, televizyonlar ne kadar verirlerse izleyin. Mücadelemizi göreceksiniz. Mücadele edeceğiz. Onurumuzla, kimliğimizle, duruşumuzla, bilgimizle, birikimimizle ve her şeyden önemlisi ülke ve bayrak sevgisiyle demokrasiye sahip çıkarak bu mücadeleyi yapacağız. Arkamızda yeter ki sizler durun. Yeter ki biz mücadele ettiğimizde sizler durun.

BİR BEDEL ÖDENECEKSE, O BEDELİ ÖNCE PARLAMENTODA CHP MİLLETVEKİLLERİ ÖDEYECEKTİR
Hep söylemiştim yine söylüyorum. Demokrasiyi korumak için, demokratik parlamenter sistemimizi korumak için, rejimimizi korumak için, güçler ayrılığı ilkesini korumak için, bağımsız yargıyı, özgür medyayı, özgür üniversiteleri korumak için hep birlikte mücadele edeceğiz. Bir bedel ödenecekse o bedeli önce parlamentoda Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ödeyecektir. Herkes bunu böyle bilsin. Bu işin sağcısı solcusu yoktur. Demokrasinin sağcısı solcusu olmaz. İnsan haklarının sağcısı solcusu olmaz. Özgürlüklerin sağcısı solcusu olmaz. Bayrak sevgisinin sağcısı solcusu olmaz. Vatan sevgisinin sağcısı solcusu olmaz. Anayasa hepimizin ortak kitabı olmak zorundadır. Her vatandaş görüşü ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun anayasa kitapçığını eline aldığında bu benim anayasamdır diyebilmelidir. Bunu yapmak için mücadele ediyoruz. Herkese, her ortamda hatırlatmak istiyoruz.
Hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Hepiniz sağ olun var olun diyorum. Güçlü bir Türkiye için, çağdaş bir Türkiye için, uygar bir Türkiye için, kadınların yüzünün güldüğü bir Türkiye için hep birlikte mücadele edeceğiz. Hukuka ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkacağız. Hepiniz sağ olun, var olun diyorum.



CHPnet

SİTELERİ