19.04.2017
1054
Yazı Boyutu: A- A+
SARIHAN, AÇLIK GREVLERİNE İLİŞKİN TBMM GENEL KURULUNDA KONUŞTU

CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, cezaevindeki açlık grevleri ile ilgili Meclis’te konuştu.

BEYAZ YAŞMAKLARIYLA ACI İÇİNDE BİZDEN BİRŞEY YAPMAMIZI BEKLİYORLAR”

Sabah saatlerinde cezaevlerindeki açlık grevlerine destek için greve giren anneleri İnsan Hakları Ankara Şubesi’nde ziyaret ettiğini anlatan Sarıhan, “Değerli arkadaşlar dün bir telefon geldi, dediler ki; "10 kişilik açlık grevi yapmakta olan analar sizi ziyarete gelecekler." " Dedim ki "Ben onların ayağına giderim. Onlar, o analar çocukları için, çocuklarının hakları için cezaevinin dışında kendilerine yeni bir cezaevi kurmuş olan analar, niye şu Meclis’in içine girmek için o kadar emek sarf etsinler, ben giderim." dedim ve bugün ziyaret ettim. Beyaz yaşmaklarını örtmüşlerdi, acıyla oturuyor ve bizden birşeyler yapmamız bekliyorlardı”

“AÇLIK GREVLERİ YA İNSANLARI HAYATTAN KOPARIR YA DA YAŞAYAN ÖLÜLER HALİNE GETİRİR”


Şu anda 34 farklı cezaevinde toplam 305 siyasi tutuklunun süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde olduğunu belirten Sarıhan, bunların 67’sini kadınlar oluşturduğuna dikkat çekti. 63. gününe giren grevlerin çok kritik bir noktada olduğunu söyledi. Sarıhan, daha önce uzun yıllar siyasi davalara baktığını ifade eden Sarıhan açlık grevleri sürecinin yaratacağı sonuçlara dikkat çekti: “Biraz önce söyledim, "Bir siyasi dava avukatıyım." dedim, bu sebeple çok iyi bilirim açlık grevleri süreçlerinin insanların yaşamlarını ne ölçüde etkilediğini, ya onları hayattan alıp götürdüğünü ya da "Wernicke-Korsakoff" denilen bir hastalık sebebiyle onları yaşayan ölüler hâline getirdiklerini bilirim”
Sarıhan sözlerine mahkumların insani taleplerini de dile getirerek devam etti: “ Tutuklular diyorlar ki: "Ağır tecrit uygulamalarına son verilsin." Diyorlar ki "Koğuşlar çok kalabalık. Yatak yeterli değil. Korkunç bir havasızlık var. 10 kişilik odalarda 20-25 kişi yatıyoruz. Havalandırmaya çıkarken ’Ayakkabı çıkart.’ komutları veriliyor, bu onurumuzu kırıyor. Doktor ihtiyaçlarımız karşılanmıyor. Sosyal alanlar yasaklandı, kitaplar yasaklandı."

“SORUNU CEZEVLERİ ALT KOMİSYONU’NA HAVALE EDEMEYİZ”

Hak İhlallerinin önüne geçmek konusunda yeterli yasanın mevcut olduğunu belirten Sarıhan cezaevlerindeki gündemin, sokaktaki vatandaşın derdinin “Başkanlık Anayasası” olmadığın altını çizdi. Vekilleri kendi çıkardıkları yasalara sahip çıkmaya ve sorumluluğa davet etti. Sarıhan, sorunu Cezaevleri Alt Komisyonu’na havale etmenin çözüm getirmeyeceğinin de altını çizdi.

Sarıhan şu şekilde konuştu:

“Tutuklu ve hükümlüler, bizden Anayasa değişikliği konusunda bir talepte bulunmuyorlar, onunla ilgili bir tartışma açmıyorlar ama diyorlar ki "Onurlu bir insan gibi yaşamak ihtiyacındayız, bu ihtiyacımız giderilsin." diyorlar. Onlara kulak vermemek mümkün mü? Diyeceksiniz ki "Onlar siyasi tutuklular, Şakran’dakiler de sol siyasi tutuklu, ee, bize ne canım, hepsi teröristtir." Peki, şimdi bakalım Birleşmiş Milletler minimum standartlarına ve dönelim bizim Ceza İnfaz Yasa’mıza bakalım. Orada diyor ki "Tutuklu ve hükümlünün insan onuru her şeyin üzerindedir, ona zalimane muamelede bulunamazsınız, onun bütün haklarını korumak zorundasınız. Bu yasaları siz yaptınız değerli arkadaşlar, bu yasaları bu Parlamento yaptı. Şimdi, biz, bu yasalara rağmen, cezaevlerindeki bu acıya kulaklarımız tıkar ve yok sayar, bunun araştırılmasını reddedersek ya da bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun cezaevi alt komisyonuna havale edersek, cezaevi alt komisyonundan da bir sonuç almak mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN 774 BİN KİLOMETRELİK CEZZAEVİNE DÖNÜŞMEMESİ İÇİN…”


Türkiye’nin 774 bin kilometrekarelik bir cezaevine dönüşmemesi için mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Sarıhan sözlerini şu şekilde sonlardırdı. “Gülten Akın’ın, yakında kaybettiğimiz Gülten Akın’ın açlık grevinde söylediği "42 Gün" şiirlerini anımsayalım. Orada şöyle bir dize vardı, "Büyü de oğlum sana baban idamlar alacak." diyordu. Şimdi, yeniden idamlar alma pazarlığına yönelme yerine, insan haklarını korumak için ayağa kalkalım”.