16.04.2017
19275
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN BASIN AÇIKLAMASI

(16 NİSAN 2017)

 

Değerli basın mensupları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bir referandumu tamamladık. Öncelikle şunu ifade edeyim. Sandığa giden bütün yurttaşlarıma içten teşekkürlerimi sunuyorum. Bütün konuşmalarımda “Evet” diyeninde “Hayır” diyeninde başımın üstende yeri vardır açıklamasını yapmıştım. Bu bağlamda anayasa değişikliği konusunda sandığa gidip iradesini beyan eden bütün vatandaşlarıma gerçekten içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Eşit olmayan koşullarda bir referandum gerçekleştirdik. Bunu herkes biliyor zaten. Ama bizde koşullar eşit olmamasına karşın demokrasiye sahip çıkmak için elimizden gelen her türlü çabayı gösterdik. Bu çaba derken hukuk zemininde kalarak çabayı gösterdik. Eveti savunanlar hukukun dışına çıktılar, hukuk kurallarının dışına çıktılar ama biz özenle hukuk kurallarının içinde çaba harcadık, görüşlerimizi bütün vatandaşlarımızla paylaştık.

Değerli basın mensupları, anayasalar birer toplumsal uzlaşma belgesidir. Bunu da yaptığım bütün konuşmalarda ifade ettim. Hepimizin anayasası olacak. Bir grubun, bir partinin, bir ailenin, bir kişinin anayasası değil. 80 milyonun anayasası olacak. O nedenle toplumsal uzlaşma belgesidir anayasalar diyorduk.

Bu referandum bir gerçeği ortaya çıkardı. Toplumun en az yüzde 50’si buna “Hayır” diyor. Dolayısıyla bu anayasa değişikliği ve onun oluşturduğu bütün anayasa bir anlamda bir toplumsal uzlaşma belgesi olma niteliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Ve daha önemlisi bu gerçek önümüzde dururken siyaset kurumuna bir görev düşüyor. Anayasayı bir toplumsal uzlaşma belgesi haline dönüştürmek. Bu Türkiye’yi hem içerde, hem dışarıda çok daha güçlü bir devlet konumuna getirir. Bu çağrıyı yapmayı da bir partinin Genel Başkanı olarak yapmayı görev addediyorum.

Değerli basın mensupları, hukuk devleti kavramı çok önemli. Hukukun üstünlüğü kavramı çok önemli. Parlamentolar yasa yaparlar, o yasalara her vatandaş, her kurum uymak zorundadır. Eğer yasalara uyulmazsa hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kavramı büyük ölçüde yara alır.

Şimdi değerli arkadaşlarım, Yüksek Seçim Kurulundan söz etmek isterim. Yüksek Seçim Kurulu üzülerek ifade edeyim bu referandumu tartışmalı hale getirdi. Diyeceksiniz ki nasıl, hangi gerekçeyle? Çok açık ve net hiçbir tartışmaya yer vermeyecek şekilde size ilgili yasayı okuyorum. Seçim kanununun 98. maddesi aynen şöyle söylüyor; “Üzerinde İlçe Seçim Kurulu ve Sandık Kurulu mührü bulunmayan zarflar geçersiz sayılır”. Bunu ben söylemiyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen seçim kanunu ve onun 98. maddesi söylüyor. Bir daha okuyum; “Üzerinde İlçe Seçim Kurulu ve Sandık Kurulu mührü bulunmayan zarflar geçersiz sayılır”. Ama Yüksek Seçim Kurulu bir karar aldı bu zarfları geçerli kabul etti niçin? Yine aynı şekilde seçim kanununun 101. maddesi onu da okuyorum. Kanunun ilgili maddesini aynen okuyorum. “Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulaları geçersizdir”. Bir daha okuyum, “Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulaları geçersizdir”. Yüksek Seçim Kurulu toplandı bunlarda geçerlidir dedi.

Yüksek Seçim Kuruluna şu soruyu sormak isterim. Vatandaşlar görevlerini yaptılar, sadığa gittiler, oylarını kullandılar hiçbir itiraz var mı? Hiçbir itirazımız yok. Vatandaşın oyuna saygı? Sonuna kadar saygılıyız. Ama hiçbir kurum kendisini parlamentonun üstünde göremez, böyle bir yetkisi de yoktur. Kaldı ki, yasa maddesi böyle, bu yasa maddelerine dayanarak çıkardığı genelge de böyle. Bunlar geçersizdir diyor. Ama siz oturuyorsunuz bir kişinin itirazı üzerine, iktidar partisinden birisinin itirazı üzerine bunlar geçerli sayıyorsunuz. Neden? Kendinizi parlamentonun üstünde hangi gerekçeyle görüyorsunuz ve hangi gerekçeyle yapılan bir referandumu tartışmalı hale getiriyorsunuz? Maç yapılırken maçın ortasında kural değişmez arkadaşlar. Evrensel bir kuraldır bu. Yüksek Seçim Kurulu maçın ortasında üstelik zarflar açıldıktan sonra kuralları değiştiriyor ve üstelik yasalara aykırı olarak kuralları değiştiriyor. Bunu doğru bulmuyoruz asla kabul etmiyoruz. Milletin kararına saygılıyız ama milletin kararına Yüksek Seçim Kurulu gölge düşürmüştür.

Hukuksal açıdan da, kamu vicdanı açısından da referandumun meşruiyetini tartışmalı hale getirdiler. Getiren kim? Vatandaş değil. Getiren kim? Bir kurum, Yüksek Seçim Kurulu. Yüksek Seçim Kurulu seçimin referandumun güvenliğinden sorumluyken bir referandumu tartışmalı hale getiriyor. Aklın alacağı şey değil.

Biz büyük bir milletiz. İçerde ve dışarda güçlü olmak isteriz. Gücümüzü hukuktan almalıyız, hukukun üstünlüğünden almalıyız. Kurumlar yasalara uygun olarak hareket etmek zorunda. Yapılan bir yanlış bir referandumu tartışmalı hale getiriyor. Alınan bir yanlış karar, yasalara aykırı karar referandumu tartışmalı hale getiriyor. Bunu asla doğru bulmuyoruz ve bunu sonuna kadar takip edeceğiz, sonuna kadar.

Teşekkür ediyorum değerli basın mensupları.