29.11.2017
5134
Yazı Boyutu: A- A+

GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (29 KASIM 2017)

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Parti Meclisi Toplantısı sürerken Genel MErkezde basın toplantısı düzenledi.

Genel Başkan Yardımcısı Tezcan şunları kaydetti: 



Değerli basın mensupları, hepiniz hoş geldiniz. Parti Meclisi toplantımız devam ediyor. Bu hafta Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı Parti Meclisi toplantımızla birleştirdik, Parti Meclisi toplantısı yapıyoruz. Türkiye’nin hem gündemini değerlendiriyoruz, hem gelecekle ilgili planlamaları konuşuyoruz.

Tabi biliyorsunuz dünden bu yana Türkiye’de önemli bir gündem oluştu ve eminim hepiniz merakla o önemli gündemi bekliyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de dün Sayın Genel Başkanımız grup toplantısında bir büyük skandalın delillerini ortaya koydu, bir büyük skandalın belgelerini ortaya koydu. İsmini birçok vatandaşımızın biz de dahil olmak üzere düne kadar bilmediği bir adada, Man Adası imiş, ki biz de dün öğrendik, ama birilerinin çok iyi bildiği, bazı işleri yapanların çok iyi bildiği bir adada kurulmuş 1 sterlinlik bir şirket ile AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın bazı yakın ve akrabaları arasındaki 15 milyon dolarlık para trafiğinin, transferin belgelerini ortaya koydu. Yer yerinden oynadı. Yer yerinden oynadı, birçok şey söyleyip konuyu boğuntuya getirmeye çalıştılar, çalışmaya da devam ediyorlar ama bu transferi izah edecek hiçbir ciddi ifadeye henüz rastlamadık.

Sayın Başbakan bugün AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın açıklama yapacağını söylemişti 14.00 itibariyle. O açıklama da gelmedi, hala merakla bekliyoruz. Tabi birden bu yoğun gündemin içerisinde Türkiye ciddi, esaslı bir sorunu tartışacak, tartışmaya devam edecek. Çok şey söylediler bu konuda. Önce şaşırdıkları belli çıkıp dediler ki, “bunlar sahte belgelerdir.” Ondan sonra dönüp “bir ticari ilişkiyi ifade ediyor” dediler aynı sözün içerisinde. Ondan sonra dönüp “alın belgeleri savcılığa götürün” dediler. Merak konusu… Eğer belgeler sahteyse hangi ticari ilişkiyi temsil edecek, hangi ticari ilişki üzerinden sahte belgelerle 15 milyon dolarlık transfer yaptınız? Bunun mantık tutarlılığını nasıl izah edeceksiniz merak ediyorum. Ama mesele sadece ilk anda nasıl kaçarız, nasıl bu ciddi skandalın üzerine gölge düşürürüz meselesi.

Sayın Genel Başkan dekontları gösterdi, para hareketlerini tarih tarih ifade etti, verdi. Kaynaklar hem Türk bankaları, hem yabancı bankaların kaynakları resmi belgelerle para hareketlerini gösteriyor.

Şimdi eğer sahte olan bir belge iddianız varsa, sahte diyorsanız - hadi bu bir ticari ilişkinin sonucudur, değildir tarafını, o çelişkiyi bir tarafa bıraktım- gerçek değil diyorsunuz değil mi? Ya da bunun arkasında gayrimeşru bir şey yok, meşru bir ilişki diyorsunuz değil mi? Peki gelin TBMM’yi harekete geçirelim. TBMM’de Araştırma Komisyonu kuralım, Meclis tek tek araştırsın. Nereden gelmiş, nereye gitmiş, kim göndermiş, kim almış hem belgelere baksın, hem belgelerin arkasındaki kaynakları sorsun, istesin, eksik gördüğü bir şey varsa. Kim yalan söylüyor, kim iftira atıyor, kim sahte belgeyle iş tutuyor ortaya çıksın. El mi yaman, bey mi yaman buyurun! Hatta bir şeyi cesaretle söylüyoruz, o Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğu zaman meclis içtüzüğü gereği sizin AK Partili milletvekillerinin parmak sayısının fazla olduğunu, olacağını da biliyoruz. O parmak sayısı sebebiyle daha önce 4 tane bakanı akladığınızı da biliyoruz o komisyonlarda hangi talimatlarla. Buyurun, buyurun, sizin çoğunlukta olduğunuz TBMM’de bir Araştırma Komisyonu kuralım, orada bütün her şey kalem kalem incelensin. Arkadaşlarımız Meclis Araştırma Komisyonu Önergesini hazırladılar, üç Grup Başkanvekilimiz hazırlıklarını yaptılar, bugün ya da yarın TBMM’ye meclis araştırma komisyonu önergesini verecekler.

Gelelim “suç duyurusunda bulunun” sözüne. Bir işi boğuntuya getirme konusunda bu kadar ustalıklı ve maharetli bir başka adım açıkçası göremedim. Muhteşem bir buluş. Arkadaşlar, Sayın Genel Başkanımızın ilk günden bu yana “bu bir suçtur, suç işlenmiştir” diye bir ifadesi var mı, böyle bir değerlendirmesi var mı? Bizim savcılıkta işimiz yok. “Savcılığa gidin” diyor. Varsa bir derdiniz siz gidiyorsunuz zaten. Elinizde dilekçe ya tazminat davası, ya mahkeme, ya şikayet böyle boğuntuya getirerek herkesi susturma hesabı içerisinde olduğunuzu biliyoruz. Ama biz susmayacağız. Ahlaki değildir. Sayın Genel Başkan hiçbir zaman bugüne kadar suçtur ya da değildir diye bir şey söylemedi. Şimdi bazı yandaş medya, havuz medyası da Bülent Tezcan suç değildir dedi de demeyin. Suçtur ya da değildir diye Sayın Genel Başkanın hiçbir beyanı yoktur. Suç ekseninde bir değerlendirme yapılmamıştır. Biz bununla da meşgul değiliz. Bu işin savcısı millettir. Biz millete bunu açıkladık Genel Başkan çıktı canlı yayında. Öyle korktular ki TRT yayınını kesmek zorunda kaldılar millet duymasın diye. Niye korkuyorsunuz? Canlı yayını kesmek zorunda kaldılar.

Sayın Genel Başkan dün çok açık bu ülkede Cumhurbaşkanlığı makamında oturan, o zaman Başbakan olan Sayın AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eniştesi, kardeşi, dünürü, oğlu ve eski özel kalem müdürünün Man Adası diye bilinen- yeni öğrendiğimiz adını- bir offshore adasında 1 sterline kurulmuş bir şirkete kuruluşundan neredeyse bir ay sonra bu şirketle bu yakınları arasında 15 milyon dolarlık para transferi var, 15 milyon dolarlık. Bu suçtur ya da değildir bunu koyun bir tarafa! Ahlaki midir? 1 sterlinlik şirketin 15 milyon dolarlık para hareketinin merkezinde yer almasının mantığı nedir, birisi anlatacak bunu. Bu sokakta gezen, sokaktan geçen, mesleği kara para aklama olan birilerinin hesap hareketi değil bu hesap hareketi. Bu hesap hareketi, ülkenin yönetim kademesinde o dönem Başbakanlık yapan kişinin yakınlarının hesap hareketi. Önceden şu veya bu sebeple mali suçlar nedeniyle hapse girmiş, çıkmış, takibata uğramış birilerinden bahsetmiyoruz. Sıradan bir vatandaştan bahsetmiyoruz, herhangi bir ticaret erbabından bahsetmiyoruz. Türkiye siyasetini bir sözüyle 15 milyonluk nüfusluk şehrin belediye başkanını istifa ettiren, büyükşehir belediye başkanlarını istifa ettirebilen noktada iktidar gücü kullanan birisinin yakınlarından, akraba-i taallukatından bahsediyoruz. Bunun siyasette, siyasi ahlakta, siyasi etikte bir karşılığı, bir izahı olmayacak mı? Türkiye muz cumhuriyeti mi, Türkiye çadır devleti mi? Amerika’ya, başka ülkelere kafa tutuyorum diye milletin önünde çıkıp konuşurken Türkiye çadır devleti değil demek kolay. Doğru, Türkiye çadır devleti değil. İşte Türkiye’nin çadır devleti olmadığını göstermek için bu gerçekleri milletin temsilcisi olan TBMM araştırsın. Bir komisyon kursun araştırsın. O komisyonda sizin parmak hesabıyla sayısal çoğunluğunuz olduğunu bilerek söylüyoruz bunu, cesaretle söylüyoruz. Gelin bakalım, gelin oturalım masaya; tek, tek, kalem, kalem karşısına işaret koyarak nereden gelmiş, nereye gitmiş bu para, hesap hareketleri.

Değerli arkadaşlar, biz bu 1 rakamlı paralara alıştık son zamanlarda. Çok tuhaf. FETÖ’nün okunmuş 1 dolarları vardı. Şimdi de 15 milyonu çeviren 1 sterlinler var. Ne kadar kıymetli 1 sterlin. Okunmuş 1 dolarlarla tanışmıştık, şimdi de 15 milyon doları takla attıran 1 sterlinler var, bunlar çıktı meydana. Bu nasıl sihirbazlık, ne sihirli sterlinlermiş bunlar. Ne sihirli, nereden geliyor bu 1 sterlinin kerameti. Nereden geliyor 1 sterlinin sihri? Okunmuş dolarlardan sonra sihirli sterlinler devreni daha görmeye başladık.

Onun için hiç gürültü koparmaya gerek yok. Dava açacakmışsınız. Gidin nerede açarsanız açın. 10 tane daha dava açın. Biz savcılıklarla meşgul olacağımızı hiçbir zaman söylemedik, olmayacağız da. Biz millete şikayet ettik. Bu işin davası milletin divanında görülecektir, millet bunun hesabını soracak. Çocuğuna simit alacak para bulamayan baba, anne, dede, nene 1 sterlinlik bir şirketten 15 milyon dolarlık para hareketinin hesabını görecek, soracak vatandaş.

Ha “gerçek değilmiş...” Genel Başkan çıktı gerçek olduğunu tek tek dekontlarla gösterdi. Islak imzalı dekontlar da elimizde, Sayın Genel Başkanımızda. Ha şimdi varsa cesaretiniz açacağız Araştırma Önergesini tek tek bunları kalem kalem geldileriyle beraber hep beraber araştıracağız. Bakalım parmaklarınız yetebilecek mi? Parmaklarınız yetse de vicdanlarınız yetebilecek mi bu sefer aklamaya. Bakalım bu sefer aklamaya vicdanlarınız yetebilecek mi?

Gelinen tablo çok açıktır. AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan “gereğini yaparım” demişti şimdi gereğini yapma zamanıdır. İstifa etmesini bekliyoruz. Bu dekontlardan sonra istifa etmesini bekliyoruz. Sahte diyorsa gelin TBMM’de kuralım komisyonu sahte mi, değil mi bakalım. Hep beraber millette görsün, siz de görün, biz de görelim.

Değerli arkadaşlar, bu arada başka bir şey daha var. İkinci bir sorusu vardı Sayın Genel Başkanın, hala o soruya cevap gelmedi. Merak ediyorum, hala o soruya cevap gelmedi. Bugün Recep Akdağ açıklama yapacağı söylenmişti dinledik, çok tuhaf, anlattıklarını dinlediğinizde; Suriyeliler Türkiye’ye gelmeseydi demek ki Türk vatandaşlarının yürüyecek yolu olmayacakmış. Yürünen yollara harcanan paraları 30 milyarın içinde saymaya kalktı. Yani öğretmene yapılan harcama, okula yapılan harcama, sağlığa yapılan harcama… Genel olarak bütçeden bunlara yapılan harcamaları toplamışlar, millete yapılan harcamayı Suriyelilere verilen 30 milyar diye anlatıyorlar. Siz kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? Hesap böyle verilmez. Siz kendi hesabınızı böyle görüyor olabilirsiniz aranızda. Bizim istediğimiz hesap o değil. Sayın Erdoğan çıktı dedi ki, hem de birkaç kere söyledi, “30 milyar dolar harcadık Suriyelilere.” Bunun hesabını nasıl vereceğiniz çok belli. Kalem kalem 30 milyar dolar şu işe şu kadar Suriyeliye şu kadar yardım yapıldı. Şu kadar Suriyeliye şu kalemde şu kadar para verildi bunu alt alta yazacaksınız altını toplayacağız, ha 30 çıkmaz da 29 çıkar, eyvallah yuvarlarsınız ona bir şey demeyiz. Ama yok öyle yağma! Kalkacaksınız açıklama yapıyorum diye lafı dolaştırıp gümbürtüye getirmeye çalışacaksınız. Bu sorunun cevabı verilmemiştir. Bu sorudan da zayıf aldılar, henüz daha cevabını vermediler. Onun da cevabını bekliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu akşam Mevlid Kandilini idrak edeceğiz. Bütün milletimizin, İslam aleminin ve insanlık aleminin kandilini tebrik ediyorum. İnsanlığın kavgasız, gürültüsüz barış, kardeşlik içerisinde bir geleceği inşa etmesini arzu ediyorum.

Parti Meclisi toplantımız devam ediyor. Bundan sonraki kısmına devam edeceğiz. Sorularınız varsa onları alacağım, teşekkür ediyorum.

Soru- Efendim dün Sayın Genel Başkanın açıkladığı belgelerin elde ediliş biçimi açısından da hükümet kanadından bazı soru işaretleri vardı bu konuya ilişkin. Bir de Cumhuriyet Halk Partisinin eski milletvekili Aykan Erdemir hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Aracılık edenin kendisi olduğu iddia ediliyor. Parti bu konuya nasıl bakıyor, nasıl değerlendirirsiniz?

Bülent TEZCAN- Elde ediliş biçimindeki endişeyi anlamıyorum. Belgenin sahteliğini iddia ediyorlarsa elde ediliş biçimiyle ilgili niye telaş ediyorlar? Sahteyse nasıl elde edildiyse edildi onlara ne belge sahteyse? Belge gerçekse gerçek olan belgenin elde ediliş şekli belgenin vahametini, belgenin temsil ettiği vahameti ortadan kaldırıyor mu? Bunlar kaçışın ifadeleridir başka bir şey değil.

Gelelim 24. dönem Bursa Milletvekilimiz Sayın Aykan Erdemir’le ilgili soruşturmaya. Soruşturmanın başlama tarihi manidardır arkadaşlar. Tam da Sayın Genel Başkanımızın açıklama yapacağı bu Man Adası belgelerini açıklayacağı güne denk getirilmiştir. Yani ben Amerikan makamlarının bu belgeleri, kim götürdü, ne götürdü ben onu bilmem, ama bu belgeleri almak için Sayın Aykan Erdemir’e çok ihtiyaç duyacaklarını zannetmiyorum. Çünkü bu belgeleri alıp taşıyıp götürme yetkisine sahip olanları AK Parti devletin Adalet Bakanlığı kadroları dahil olmak üzere en önemli noktalarına kalbine yerleştirdiler. O belgeler öyle sır değil. Hatta diyorlardı ki, bu belgeleri üretenlerin merkezi Amerika’da diyorlardı. FETÖ Amerika’dan isterken, FETÖ’nün elebaşı Fethullah Gülen’i eski muhiplerini Amerika’dan isterken bu işleri de yaptı diye istiyorlardı. Onun için Aykan Erdemir’e niye ihtiyaç duysunlar zaten demek ki belge ellerinin altındaymış.

Mesele şudur, bu noktada bu meseleyi özellikle Rıza Zarraf meselesini Türkiye’nin hak etmediği biçimde Türkiye’yi bu meselenin göbeğine sokma çabalarını hala anlayabilmiş değiliz. Bu meseleyi bir milli mesele haline getirme telaşını hala anlayabilmiş değiliz. Bu çerçevede kim ne yaptıysa hesabı gidip ondan sorarsınız. Ama bir yerlere bir şeyleri sıçratarak ya da bir yerlere bir şeyleri paylaştırarak kaçış yolları aramanın bir alemi yok. Kim ne yaptıysa gitsin hesabını versin. Rıza Zarraf ne yaptıysa o da hesabını versin. Devleti önüne yatırdıkları adam şimdi itirafçı olmuş öyle söylüyorlar çıkan. Şimdi itirafçı olmuş ve korkuları devleti Amerikan mahkemelerinin önüne yatırır mı diye korkuyorlar. O zaman devleti bu adama niye emanet ettiniz böyle bir adama? Bu rezilliğin içine devleti niye soktunuz? Koskoca bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti devleti bu rezilliğin içerisine girmeyi hak ediyor mu? İşte önüne yattığınız tablo Türkiye’yi bugün dünyada şu hale düşürmüştür. İtiraz ettiğimiz şey budur.

Soru- Kurultayla ilgili bir karar çıktı mı?

Bülent TEZCAN- Kurultayla ilgili gündemimizde var bugün görüşeceğiz, karar vereceğiz. Şu ana kadar o gündem maddesine gelmemiştik ama biz Merkez Yönetim Kurulu olarak 3 – 4 Şubat tarihlerini öneriyoruz. Tabi Parti Meclisinindir yetki. Parti Meclisi görüşecek, bu tarihleri değiştirebilir, öne çeker, sonraya alır ama bizim önerimiz bu tarih. Sanıyorum akşam saatlerinde gündemin son maddeleridir, ona göre de belirlenecektir.

Soru- Efendim dün Özgür Özel Genel Kurulda kaynağı belli olmayan bir paranın yurtdışına transferinden söz etti. Hatta AK Partililer savcılığa gidin diye cevabını verdiler ama bu açıklamalarınızdan gitmeyeceğinizi anlıyoruz. Yani bunun bir suç olup olmadığı, yaşanan tablonun bir suç olup olmadığına nasıl isim koymalıyız?

Bülent TEZCAN- Ona savcılar karar verecek. Bu bir ciddi siyasi değerlendirmedir. Bu meseleyi suç ekseninde tartışmak meseleyi hafifletmenin altyapısını hazırlamaktır. Bu özellikle siyasi ahlak çerçevesinde ele alınması gereken bir temel meseledir. Biz Paradise Papers’ta da aynısını söyledik, cennet belgeleri denen meselede de. Bu meselede de aynısını söyledik. Yani bu tartışmayı şuraya, buraya işte para şuraya geldi, buraya gitti. Bu transferin kaynağını açıklayacaksınız. Niye gitti, niye geldi, niye alındı, niye verildi, ne yaptınız, ticaretse ne verdiniz, ne aldınız, hangi ticaretin ürünü? 1 sterlinlik şirket nasıl sihirli 1 sterlin 15 milyon dolarlık trafiğin merkezinde yer alıyor? Bunlar milletin merak edeceği şeyler değil mi? Ben soruyorum sokaktaki giden bir vatandaşımız cebinde 1 lirası olan, 1 Türk lirası olan birisine 15 milyon liralık bir çantayı emanet eder mi emaneten ver diyeceği zaman? Cebinde 1 lirası olan, bütün sermayesi 1 lira olan birine 15 milyon lirayı ya da onunla 15 milyon liralık bir alışverişe girer mi, bir taahhüde girer mi? Nedir bunun sırrı? Bunların açıklanması lazım. Suç savcıların işi o başka bir süreç.

Soru- 15 milyon dolardan bahsediyorsunuz. Şimdi bu sizin elinizdeki belgelerin tutarı mı, bu tutar daha fazla olabilir mi?

Bülent TEZCAN- Olabilir tabi. Bizdekilerin tutarı, yani bizim elimizdeki para trafiğinin tutarı 15 milyon dolar toplamı. Mutlaka evveliyatı vardır, sonrası yani yaklaşık 1 – 1,5 aylık bir süre idi o tarihler, okunan tarihler. O süre içerisindeki gidiş - geliş bunlar. Bunlar hareketler.

Soru- Bülent Bey, bu çok konuşulan belgeleri kamuoyuyla paylaşacak mısınız? Basına verecek misiniz?

Bülent TEZCAN- Zamanı gelince tabi ki paylaşılır ama TBMM önce bir araştırsın konuyu. Araştırsın, ciddi araştırsın. Mesele sadece bir kağıt parçasından ibaret değil. O kağıt parçasının arka planlarına bakılsın. Sadece öyle üzerinde konuşulacak dekont meselesi mi, değil mi bir meclisi kuralım bakalım bu araştırma komisyonunu.

Soru- Başka belgeler var mı?

Bülent TEZCAN- Vardır muhtemelen, bilmiyorum.

Soru- Efendim Amerika’da Rıza Zarraf davası devam ederken bu süreçte Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu iddiaları gündeme getirmesi dikkat çekti, manidar bulundu. Bu konuya ilişkin bir değerlendirmeniz olacak mı? Sizce tesadüf müdür, ne dersiniz?

Bülent TEZCAN- Amerika’da Rıza Zarraf davası devam ederken Türkiye’de hayat duracak mı arkadaşlar? Amerika’da Rıza Zarraf davası devam ediyor diye Türkiye’de siyasi iktidar, onun yanındakiler, akraba-i taallukatı etrafındakiler her şeyi özgürce ve rahatça yapacak, gayri ahlaki işler yapacak veya ilerde hukuki olmayan şeyler yapacak ve siyaset kurumu, muhalefet bütün bu sürece teslim olup susacak mı? Böyle bir beklenti varsa biz öyle bir muhalefet değiliz.

Teşekkür ederim arkadaşlar.