17.07.2017
1260
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ALTAY: ERDOĞAN POLEMİK İSTİYOR

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz’u istismar etmek için yeni yalanlar bulduğunu belirterek, CHP’nin, “kontrollü darbe” sözlerinin de yanlış yere çekildiğini söyledi. Altay, OHAL’in yeniden uzatılmasını eleştirdi.

CHP Grup Başkanvekili Altay, Meclis’te düzenlediği basın toplantısıyla 15 Temmuz anmaları, OHAL’in yeniden uzatılması, kontrollü darbe eleştirileri ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimini istismar etme konusunda yeni hamleler, yeni yalanlar geliştirdiğini öne süren Altay, “Cumhurbaşkanı 15 Temmuz’un perde arkasını saklıyor” dedi.

15 Temmuz’un gece yarısı Meclis’te yapılan anma programı ile ilgili davet konusunu yeniden gündeme getiren Engin Altay şöyle dedi:

“15 Temmuz anma törenleri nedeni ile; Türkiye Büyük Millet Meclis’ini yürütme organının yani Erdoğan’ın çiftlik bahçesine çevirmek Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a yakışmamıştır. Gelen davetiyede gece yarısı programında ilk davetiyede; bütün siyasi partilerin genel başkanlarının konuşma yapacağı bize bildirilmiş, bizim de katılacağımızı kamuoyuna ve Meclis Başkanına bildirmişken, Erdoğan’ın talimatıyla iptal edilmesi sadece Erdoğan’ın konuşma yapacağı Parlamentoya saygısızlığın göstergesidir. Erdoğan TBMM bahçesinde şov yapacak faturasını millet ödeyecek. Şov yapmak 15 Temmuz şehitlerine yapılacak en büyük saygısızlıktır.”

Erdoğan’ın 15 Temmuz konusunda polemik istediğini öne süren Altay, “Biz buna hazırız. Verecek bir cevabımız vardır” diye konuştu.

Neden darbe olduğunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Allah’ın bir lütfu” sözlerini kullandığını soran Altay şöyle dedi:

“15 Temmuz’un siyasi ayağı derhal açığa çıkarılmalıdır. Darbeyi üç beş askere… mal etmek toplumdan ve milletten esası saklamak demektir. 15 temmuz’u ’Allah’ın lütfu’ olarak görmek ne demek, biz bunu anlamış değiliz. Erdoğan bunu açıklamalıdır. ‘Ne istediler de vermedik’ diyerek Fethullah Gülen’e ve örgütüne neleri peşkeş çektiğini açıklayabilmelidir. Devletin hangi imkanlarını onlara seferber ettiğini açıklayabilmelidir. ‘Aynı menzile farklı yollardan yürüdük’ derken menzilin ne olduğunu Erdoğan açıklamalıdır. ‘Gel hasret bitsin’ derken ne murat ettiğini Erdoğan çıkıp bu millete açıklamalıdır. Sayın Erdoğan pişkinlik yapma, haddini bil, 15 Temmuz’da millet görevini yaptı. Şehitler ve gaziler görevini yaptı. Bütün siyasi partiler görevini yaptı. Görevini yapmayan sensin. Siyasi ayağı gizleyen sizsiniz. Hangarda saklanan sensin, tünelde saklanan sizsiniz. Hal böyleyken, 15 Temmuz darbe gecesi genel başkanımızın konumuyla ilgili abuk sabuk laflar etmek, korkaklıkla itham etmek Erdoğan’ın haddi değildir. 15 Temmuz gecesi bir tane korkan varsa o önce Erdoğan’dır. 3 yüz tane korkak varsa AK Parti yönetcileri ve milletvekilleridir. Korkak arıyorsa Erdoğan dönüp aynaya bakacak.”

15 Temmuz gecesi AK Parti yöneticilerinin, ısrarla korkuyla kendilerini aradıklarını anımsatarak, “Biz o gece tüm Ankara’da olan bütün milletvekillerimize Meclis’e gitmeleri talimatı genel başkanımız tarafından verilmiştir” dedi.

Engin Altay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz kahramanı kesilen Erdoğan ne yapıyordu. Erdoğan, 12 Nisan bir TV ortak yayınında konuşuyor ‘tabii üç ayrı noktada uçak var. Hedef saptıracaz. Dalaman’daki uçakla hareket ediyoruz’. Neden üç uçak Sayın Erdoğan? Neyin hedefini saptırıyorsunuz? Nerede saklanıyorsunuz? Bu üç uçaktan herhangi birisiyle nereye kaçacaktınız? 15 Temmuz gecesi genel başkanımızın adresi bellidir. Havaaalından bakırköy belediye başkanının evine gitmiştir. Soruyoruz o gece Erdoğan neredeydin, İçişleri Bakanı neredeydi, Erdoğan’ın çoçukları neredeydi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hangi gecekondudaydı, Başbakan hangi tüneldeydi? Başbakan başta olmak üzere bakanlar neredeydi? Erdoğan bize tankın üzerine çıkmaktan bahsetme. Sen tankın üzerine çıkmayı bırak sen o gece televizyona çıkamadın. Facetime üzerinden saklandığın delikten milleti meydanlara çağırdın. Darbe aziz milletimiz tarafından bertaraf edildikten sonra darbe kahramanlığına soyunmak komiktir. Hayati Yazıcı da aynı uçaktaydı. Sayın Hayati Yazıcı hangi tanka 100 metre yaklaşmış. Hayatı Yazıcı aynı uçakla geldi istanbul ’a. Yazıcı’nın gittiği yer bile belli değil. Bizi korkaklıkla suçlamak komikliktir, saçmalıktır, zırvalıktır. Bu milletin aklıyla kimse alay etmemelidir. Yenikapı ruhuna sadığız. Sizse Fatiha okudunuz.”

KONTROLLÜ DARBE TARTIŞMALARI

"Kontrollü darbe" sözü ile ne demek istediklerini ise Engin Altay şöyle açıkladı:

“Kontrollü darbe konusunda AK parti anlamaza yatıyor. Kontrollü darbe iddiasından muradımız, meramımız şudur; ey AK Parti bu darbenin duyumunu aldınız, ey Erdoğan darbeyi sezdiniz ve öngördünüz. Ey hükümet size çok sayıda istihbari bilgi geldi. Ama siz önlem almak yerine bu darbeyi bu teröristleri silaha sarılmadan, derdest etmek yerine, engellemek yerine onların açığa çıkmalarını beklediniz. ‘Açığa çıksınlar, enseleyelim’ mantığıyla hareket ettiniz. Kendinizi 3 uçakla emniyete aldınız 250 vatan evladının şehit olmasına neden oldunuz. Başbakanlık müşaviri, Adil Öksüz ile ne görüştü? Genelkurmay Başkanı 14 Temmuz günü MİT Müsteşarıyla bahçede, çimenlerin üzerinde ne konuştular? Darbe günü MİT Müsteşarı 18.30’da Genelkurmay’dan ayrıldığında hangi niyetle ayrıldı ve Genelkurmay neden bir tedbir alamadı. 15 Temmuz hain darbe girişimini kendi sivil diktatörlüğünüz için bir fırsata çevirmek için sağa sola çamur atmayın. İhmal arıyorsanız, 250 insanın kanının hesabını gerçekten sormak istiyorsanız önce kendinize bakın.”