20.07.2017
1449
Yazı Boyutu: A- A+
GÜRSEL EROL, 550 MİLLETVEKİLİNİ TUNCELİ’DE TERÖRE KARŞI YÜRÜYÜŞE DAVET ETTİ

CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, "Necmettin Öğretmen’in Tunceli ilimiz sınırları içerisinde hain terör örgütünce, alçakça, şerefsizce katledilmesini protesto ederek şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum. Terörü kınamak için Tunceli’nin bir terör kenti olmadığını, Tunceli’nin bir cumhuriyet kenti olduğunu, bir hoşgörü kenti olduğunu, bir medeniyet kenti olduğunu ve bir inanç merkezi olduğunu kanıtlamak için, teröre direnmek için, terör örgütlerine direnmek için bugüne kadar Tunceli tarihinde hiç yapılmamış bir şeyi gerçekleştirerek hayatımız pahasına irademizi ortaya koyacağız ve cuma günü Tunceli’de "Teröre Hayır" demek için yürüyüş yapacağız. Bu yürüyüşümüze Parlamentomuzda görev alan, görev yapan 550 milletvekilimizi de davet ediyorum çünkü terör, Türkiye’de bir siyasi partinin sorunu ve meselesi değil, terör, Türkiye’de yaşayan 80 milyonun ulusal bir sorunudur." dedi. 

Erol’un TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşma şöyle: 

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; hepinizi en içten dileklerimle sevgi ve saygıyla selamlarken bir üzüntümüzü ve acımızı sizinle paylaşmak isterim.
Geçmişte yaşadığımız, hatta yakın bir tarihte yaşadığımız, Necmettin Öğretmen’in Tunceli ilimiz sınırları içerisinde hain terör örgütünce, alçakça, şerefsizce katledilmesini protesto ederek şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum ve ayrıca, şehidimizin ailesinden özür diliyorum. Çünkü Tunceli toprakları, Dersim toprakları bizim için kutsal değerlere sahiptir; inanç merkezlerimiz vardır, inançsal değerlerimiz vardır. O topraklarda 23 yaşında geleceğe umutla bakan ve geleceğe umutla yeni çocuklarımızı eğiten, yetiştiren bir öğretmenin kanının dökülmesi bizim için son derece üzüntü vericidir ve o evladımıza sahip çıkamadığımız için ailesinden de özür diliyorum.

Ayrıca, bu olayı ve terörü kınamak için Tunceli’nin bir terör kenti olmadığını, Tunceli’nin bir cumhuriyet kenti olduğunu, bir hoşgörü kenti olduğunu, bir medeniyet kenti olduğunu ve bir inanç merkezi olduğunu kanıtlamak için, teröre direnmek için, terör örgütlerine direnmek için bugüne kadar Tunceli tarihinde hiç yapılmamış bir şeyi gerçekleştirerek hayatımız pahasına irademizi ortaya koyacağız ve cuma günü Tunceli’de "Teröre Hayır" demek için yürüyüş yapacağız. Bu yürüyüşümüze Parlamentomuzda görev alan, görev yapan 550 milletvekilimizi de davet ediyorum çünkü terör, Türkiye’de bir siyasi partinin sorunu ve meselesi değil, terör, Türkiye’de yaşayan 80 milyonun ulusal bir sorunudur.

Değerli milletvekilleri, bugün, bu hafta 15 Temmuzun yıl dönümünü kutlarken 15 Temmuzda direnme hakkını kullanan ve sokağa çıkan, hain FETÖ terör örgütüne karşı direnen halkımızı da kutluyorum. Yine, personelinin yüzde 1,5’u hain darbeye teşebbüs ederken geri kalan yüzde 88,5’u hain darbeye teşebbüs etmeyerek kışlasından çıkmayan Türk Silahlı Kuvvetlerimizi de kutluyorum. Yine, hain terör örgütüne karşı hayatını ortaya koyarak çatışmalarla, operasyonlarla darbeyi bastıran Emniyet teşkilatımızı da kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, bu konuşmayı buradan İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in, batıdaki bir ilin milletvekilinin yapması kendine göre siyaseten kolay olabilir ama ben terör örgütlerinin yoğun bir şekilde eylem yapabilir hâlde olduğu bir kentin milletvekiliyim ve terör örgütlerine meydan okuyoruz. Bu ülkede herkes özgürce yaşamalı, herkes özgürce düşünmeli ve insan hakları, evrensel değerler herkes için geçerli olmalı.

Bugün, burada, Emniyet teşkilatımızın sosyal haklarıyla ilgili kanun teklifinin sahibi olarak bu konuşmayı yaparken Emniyet teşkilatımıza 15 Temmuzun başarısı için, 15 Temmuzun hatırası için sahip çıkılarak Emniyet teşkilatımızın sosyal haklarıyla ilgili, kadrolarıyla ilgili sorunların çözümüyle ilgili sizden destek ve yardım bekliyorum. Bakın, ben Tunceli Milletvekili olarak Emniyet teşkilatımızın sosyal haklarına sahip çıkacak cesareti gösterip bununla ilgili kanun teklifi verebiliyorsam sizlerin de "CHP’li bir milletvekilinin verdiği kanuna ’evet’ demek doğru değildir." siyasi düşüncesinden kendinizi kurtarıp oy vermenizi rica ediyorum. Yani, Emniyet teşkilatımız ölmekten ve şehit olmaktan korkmuyor, Emniyet teşkilatımız emekli olmaktan korkuyor çünkü emekli olunca gerçekten yaşamını devam ettirebilecek bir emekli maaşını alamaz durumda.

Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanlığının kolluk kuvvetleri olarak 3 tane birimi var. Bunlardan birincisi Emniyet Genel Müdürlüğü, ikincisi Jandarma Genel Komutanlığı, üçüncüsü Sahil Güvenlik Komutanlığı. Üçünün görevi ve kuruluş amacı aynı, yetki alanları farklı. İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in güvenliğinden sorumlu Jandarma komutanının -tuğgeneral kadrosunda- 7300 ek göstergesi varken il Emniyet müdürünün ek göstergesi 4300.

Birçok ilde uzman çavuşlar ilçe emniyet müdüründen fazla maaş alır durumda. Yani buradaki amaç tabii ki kolluk kuvveti olarak Jandarma veya Sahil Güvenlik Komutanlığının almış olduğu maaşı eleştirmek değil, aynı şekilde görev yaptıkları için ve riskleri, görev anlayışları ve görev, yetki ve sorumluluk alanları aynı olduğu için eş değer maaş almaları gerektiği düşüncesindeyim. Yani, Jandarma Genel Komutanlığındaki, Sahil Güvenlik Komutanlığındaki, Emniyet Müdürlüğü kadrosundaki bir personelin kadrosu neyse, eş değer maaş almalıdır.

Değerli milletvekilleri, her şey siyaset değil. Gün gelir siyasetin dışında da yaşama yine akarız, siyasi görevlerimizi bıraktıktan sonra da normal hayatımıza devam ederiz ama önemli olan, siyaset yaptığımız süre içerisinde, gerçekten kendi değerlerimizden taviz vermeden siyasi görev yaptığımız süre içerisinde iz bırakmaktır. Sizden ricam, gelin bu Parlamentoda bir ilki gerçekleştirin, CHP’li bir milletvekilinin verdiği kanun teklifine "evet" oyu vererek bu Parlamentonun ortak akıl ve ortak duygular paylaştığını ve bir araya geldiğini bütün Türkiye’ye gösterelim.

Hepinize en içten dileklerimle sevgi ve saygılarımı sunuyorum.