10.01.2017
3844
Yazı Boyutu: A- A+
YILMAZ: HÜKÜMET TÜRKİYE’YE KAYBETTİRDİKTEN SONRA BİZİM SÖYLEDİĞİMİZ NOKTAYA GELİYOR

CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, ’’Bölgede bir Kürt devletinin kurulacağı gerçeğini görmezden gelemeyiz. ABD Suriye’yi bölmek için çalışıyor.’’dedi.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz şu değerlendirmelerde bulundu:

Soru- Suriye ve Irak krizleri Türkiye’nin komşuları ile büyük sorunlar yaşamasına neden oldu. Türkiye komşularla sıfır sorun politikasından bahsederken şimdi neredeyse tüm komşularıyla sorunlu. Türkiye’nin dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“AKP HÜKÜMETİ KOMŞULARLA SIFIR SORUN POLİTİKASININ İFLAS ETTİĞİNİ VE SÜRDÜRÜLEMEZ OLDUĞUNU KENDİLERİDE KABUL EDİYOR.”

Öztürk Yılmaz- Öncelikle AKP hükümetlerinin komşularla sıfır sorun politikasının iflas ettiğini ve sürdürülemez olduğunu kendileri de kabul ediyor. Irak’taki merkezi hükümet ile ilişkilerin bozulması akabinde IŞİD tehdidi, Başika kampı konusunda Irak merkezi hükümetiyle yaşadığı sorunlar tansiyonu arttırmıştı. AKP hükümeti Başika konusunda bizim uyarlarımızı dikkate almamıştı.

‘Bu konuyu merkezi hükümetle görüşüp müzakere edin’ dediğimizde ‘Eski Musul Valisi ve Barzani ile görüştüklerini’ açıklamışlardı. Daha sonra da Barzani, ‘Hayır yetki bende değil, Irak merkezi hükümetiyle, yani Bağdat ile görüşülmesi gerektiğini’ söyleyip Türkiye’yi satmıştı. Herhangi bir ülkeye kuvvet konuşlandırılması gerektiğinde merkezi hükümet ile görüşülmesi gerekir.

Esasen Türkiye merkezi hükümetle bu konuyu görüşmüş olsaydı Başika kampının yanında birkaç kamp daha alabilirdi. Sonuçta amaç IŞİD ile mücadele idi. Irak hükümeti de IŞİD ile mücadelede bir acziyet içerisindeydi. Bu konuda Türkiye’nin yardımını daha kolay kabul ederdi. Burada AKP’nin her zaman yaptığı bir şey var; atı arabanın önüne değil de arabayı atın önüne koyma politikası güttü. Daha çok kendi ideolojisi ekseninde politika güttü. Daha mezhepçi bir politika yürütmeye başlayınca zaten Irak’ta mezhebi fay hatları ile bölünmüşlük vardı. Mezhepçi politika takip etmeye başlayınca da o soruna da bir taraf oluyorsunuz. Taraf olunca da sorunun çözümü konusunda da zorlanırsınız.

Biz Irak’ın mezhebi fay hatlarının keskin olduğunu bilirdik. Daha seküler bir karakter ile bütün unsurlara aynı ölçüde yaklaşırdık. Ama bu konu bu dönemde örselendi. Merkezi hükümet ile değil, daha alt unsurlarla bir siyaset takip edildi. Yani Şam ile Bağdat ile değil kendine yakın, daha alt unsurlarla iş yapmaya kalkıştı. Bu da tabi bu politikanın yanlışlığını ortaya çıkardı.

Bu yanlışlığı artık kendileri de itiraf ediyor. Ve bir düzeltme çabası söz konusu. Hem Şam ile doğrudan olmasa da dolaylı olarak, Irak ve İran kanalı ile bir yakınlaşma söz konusu. Moskova ve akabinde Astana toplantısı ve bu sürecin ileriye yönelik aşamaları hem de Başbakan’ın Bağdat’a yapmış olduğu ziyaret. Artık Irak’la da bir sürtüşme değil, bir yakınlaşma ve merkezi hükümetleri daha dikkate alma politikası söz konusu.

Soru-
NATO üyesi olan Türkiye’nin Suriye politikası çerçevesinde Amerika ile karşı karşıya gelmesini, özellikle ABD’nin YPG’yi desteklediği açık bir şekilde ilan edilirken, Türk ordusunun Suriye’de savaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“ABD, SURİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜNÜ AYRIŞTIRACAK UNSURLARLA HAREKET ETMEYE BAŞLADI. BU DA SURİYE’NİN GELECEĞİ AÇISINDAN GERÇEKTEN ÜRKÜTÜCÜ BİR TABLONUN ORTAYA ÇIKMASINA YOL AÇABİLİR.”

Öztürk Yılmaz- Bir kere Fırat kalkanı operasyonunun iki amacı var. Birincisi IŞİD unsurlarının Türkiye sınırından kovulması, ikincisi de PYD’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal edecek bir koridorun engellenmesidir. Bu iki hedefin de gerçekleştiği görülüyor. Yani Türkiye’nin Fırat kalkanı operasyonuyla birlikte ABD’yle değil de Obama yönetimiyle dersek daha doğru olur, Obama yönetimi uzunca bir süre sadece PYD’yle çalışmak istedi. PYD’yi önce IŞİD’e karşı savaştırıp meşrulaştırıp devletleştirme gibi bir politika izledi. Bu politikayı yeni ABD yönetimi ne kadar sahiplenecek bilemiyoruz, ama bildiğimiz şuan ABD, Suriye’nin bütünlüğünü ayrıştıracak unsurlarla hareket etmeye başladı. Bu da Suriye’nin geleceği açısından gerçekten ürkütücü bir tablonun ortaya çıkmasına yol açabilir.

Soru- Sayın CHP Genel Başkanı bir süre önceki İl Başkanları Toplantısında; “El Nusra’ya sahip çıktınız, silah gönderdiniz. Bir devletin Cumhurbaşkanı, ‘Nusra’ya terör örgütü değildir’ diyorsa, Türkiye teröre teslim edilmiş demektir. IŞİD militanları Irak’a, Suriye’ye nasıl geçtiler. Türkiye üzerinden, bu hükümet kapıları açtı, tedavi ettiler, tekrara Suriye’ye gönderdiler. Eğer bir iktidar Türkiye’yi teröre teslim ettiyse, yatacak yeri yoktur. PKK, El Nusra, IŞİD, FETÖ kandırdı, siz çocuk musunuz? Şimdi Dünya’ya savaş açmışlar.” dedi. Sizin görüşünüz nedir?

“TÜRKİYE’NİN HİÇBİR ŞEKİLDE RADİKAL UNSURLARLA HARELET ETMEMESİ GEREKTİĞİNİ HEP SÖYLÜYORUZ.”

Öztürk Yılmaz-
Biz Türkiye’nin hiçbir şekilde radikal unsurlarla hareket etmemesi gerektiğini hep söylüyoruz. Ama bir gerçeği de bu vesileyle belirtmek isterim. Suriye’de bir vekâlet savaşı yürütülüyor. Bunların hepsini yanlış buluyoruz. Sadece Türkiye açısından değil vekâlet savaşı veren bütün unsurlar açısından yanlış buluyoruz. Bugün Suriye’de devletler var ve bu devletlerin maşası haline gelmiş unsurlar var. Bu yapının ve bu unsurların bölgeye istikrarsızlık ve savaş getirdiğini hep gördük.

Soru- Hükümet yetkililerinin El Bab operasyonuna destek vermeyen ABD’ye yönelik İncirlik Üssü restini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“İNCİRLİK ÜSSÜ EGEMENLİĞİ TÜRKİYE’YE AİT OLAN BİR ÜSSÜ.”

Öztürk Yılmaz- AKP hükümetlerinin böyle boş laf ve tehditleri çok oluyor, biz onlara alıştık. İncirlik Üssü egemenliği Türkiye’ye ait olan bir üs. İstediği zaman kullandırır, istediği zaman kapatır. Meclis kararıyla izin verir. Ama şu var bir tuzağa düşmemek lazım. Obama yönetimi giderayak Amerika’nın bütün ülkelerle ilişkilerini kötüleştirecek bir politika izleyerek yeni başkan Trump’un elini ayağını bağlamak istiyor. Yeni Başkan’ın en azından altı ay elini kolunu bağlamak istiyor. Trump’u çalışamaz hale getirmek için kötü bir miras bırakmak istiyor. Bunu şuradan anlıyoruz, bir anda Rusya’ya ait 35 diplomatı sınır dışı ediyor. Türkiye’yle PYD konusunda gerginliği artırıcı politikalar takip ediyor. Putin yönetimi bunu yutmadı ve oyuna gelmedi. Deport edilen Rus diplomatlarına yönelik bir müeyyidenin içine girmedi. Türkiye’nin de bu tuzağa düşmemesi gerektiği konusunda uyardık. Bunlar Obama yönetimiyle yeni yönetim arasında bir iç hesaplaşma ve gol atıştır. Bizim daha sakin davranıp yeni yönetimi beklememiz gerekir.

Soru- Bölgede ikinci bir İsrail devletinin kurulma olasılığı halen devam ediyor mu? ABD bölgede Kürtleri destekliyor ve bağımsız Kürt devletinden bahsediliyor, sizce bağımsız Kürt devleti kurulabilir mi, ve bu durum Türkiye’yi nasıl etkiler, Türkiye’nin bölünmesine neden olur mu?

Öztürk Yılmaz- Irak’ta Dicle nehrinin doğusunda IŞİD’ ten aldığı bölgeyi Sayın Barzani eğer şartlar elverirse 2017 yılında bağımsızlığa gideceğini söylüyor. Aynı şey bugün Fırat’ın doğusunda Suriye’yle söz konusu. Dolayısıyla bunlar olasılıkların ötesinde ciddi adımlar. Kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin, ama ortadaki gerçekleri de görmemiz lazım.

Soru- Türkiye-İran ilişkilerini ve bu ilişkilerin bölgenin geleceğine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“İRAN’LA İLİŞKİLERİ SON DERECE ÖNEMLİ BULUYORUM. DAHA DOĞRUSU BİZ BÖLGEDE KÜRTLER,ARAPLAR VE FARSLAR İLE KADİM İLİŞKİLER GELİŞTİRMELİYİZ.’KAZAN KAZAN’ POLİTİKASI OLMALI.”

Öztürk Yılmaz- İran’la ilişkileri son derece önemli buluyorum. Daha doğrusu biz bölgede Kürtler, Araplar ve Farslar ile kadim ilişkiler geliştirmeliyiz. ‘Kazan kazan’ politikası olmalı. Bu olmadığı zaman bölgedeki tansiyon devam eder. İran bizim kadim komşumuz. Önceleri Türkiye’de şöyle bir algı vardı; ‘İran devrimi Türkiye’ye yayılır.’ Ama zamanla bu algının yersiz olduğu görüldü. Ben ilişkileri çok önemsiyorum. Gerek İran, Irak, Suriye ve Ortadoğu’nun diğer ülkeleriyle ilişkileri ve onların İran’la ilişkilerini her zaman önemsiyorum. Bölgenin barışı için İran’ın çok büyük katkılar sunacağına şahsen inananlardanım.

Soru- Türkiye’de son yıllarda artan terör olayları söz konusu, bu tabloyu nasıl okumak gerekiyor, aynı zamanda Türkiye ekonomik olarak da bir sıkıntının içinde, değerlendirmeniz nedir?

“MAALESEF TERÖR OLAYLARI TÜRKİYE’Yİ CİDDİ MANADA ZORLUYOR.TÜRKİYE’DE CAN VE MAL GÜVENLİĞİ TAM MANASIYLA VAR DİYEMİYORUZ.”

Öztürk Yılmaz- Maalesef terör olayları Türkiye’yi ciddi manada zorluyor. Türkiye’de can ve mal güvenliği tam manasıyla var diyemiyoruz. Şehirlerimizde bombalar patlıyor, insanlar tedirgin. Ekonomi ciddi manada örseleniyor. Türkiye’nin imajı dışarıda yara alıyor, güvensizlik ortamında doğal olarak da ekonomiyi aşağı doğru çekiyor. Bu terör olayları sadece PKK’yla alakalı bir konu olmaktan çıktı.

Bölgemizde bir savaş var. IŞİD var, El Nusra var, diğer cihatçı radikal gruplar var, yabancı istihbarat örgütleri var, var oğlu var. Burada bizim hem Türkiye’nin ve hem de İran’ın bölgeyi çok iyi okuması gerekir. Kırk kez düşünüp bir adım atması gerekir. Bölgedeki dinamizm bozulduğu andan itibaren maalesef dış müdahale çok hızlı şekilde artıyor. Bunun yarattığı devletler değil, alt unsurlar ortaya çıkıyor ve her türlü tehdidi savurabiliyorlar.

Bölgesel ve Türkiye içinde de bir boyutu var, bunlar örtüşmüş hale geldi. Bizim bölgedeki halen devlet karakteri taşıyan ülkelerin sorumluluk taşıyıp bu yangını söndürmesi gerekir. Aksi takdirde güvenliğin olmadığı bir yerde istikrar da olmaz. İstikrar olmayınca da yatırım kalkınma hiçbir şey olmaz. Bu tehdidin dayanışma ve bölgesel işbirliğiyle, küresel bir karşı duruş ve etkin bir mücadeleyle yapılabileceğini düşünüyorum.

Soru- Özellikle siyasette mezhep dilinin kullanılması bu terör olaylarında bir etken değil mi sizce?

“BİZ HİÇBİR SURETTE TÜRKİYE’DE HERHANGİ BİR SİYASİ PARTİNİN MEZHEPÇİLİK YAPMAMASI GEREKTİĞİNE İNANANLARDANIZ. BUNUN YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLÜYORUZ.TÜRKİYE’NİN SEKÜLER KARAKTERİNİ GÜVENLİK AÇISINDAN SİBOP OLARAK DÜŞÜNÜYORUZ.”

Öztürk Yılmaz- Biz hiçbir surette Türkiye’de herhangi bir siyasi partinin mezhepçilik yapmaması gerektiğine inananlardanız. Bunun yanlış olduğunu söylüyoruz. Türkiye’nin seküler karakterini güvenlik açısından sibop olarak düşünüyoruz. Şahsen kutuplaşmayı giderecek temel unsur devletin, devleti yönetenlerin daha üst bir noktada durup daha eşit bir bakış açısıyla ve sadece ulusal çıkarlar açısında olaylara bakabilmesidir.

Soru- Türkiye zor bir dönemeçten geçiyor, bu ortamda AKP’nin başkanlık sistemindeki ısrarlı duruşuyla ilgili düşünceleriniz nedir?

Öztürk Yılmaz- Bunun baştan aşağı yanlış olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de bu bir rejim değişikliği anlamına geliyor. Biz parti olarak tek bir kişiye tanrısal yetkiler veren bir taslağı asla kabul etmeyiz, etmeyeceğiz de. Bir şekilde bu girişimin akamete uğratılması içinde mücadele edeceğiz. Bunun şahıslarla da alakası yok, bu tamamıyla bir prensip konusu. Yani devletin parlamenter karakterinin devam etmesini istiyoruz.