05.09.2017
763
Yazı Boyutu: A- A+
BAŞDANIŞMAN OKAN GAYTANCIOĞLU: AKP, TÜRKİYE’Yİ YİNE SAMAN İTHALATINA MECBUR ETTİ

AKP’nin uyguladığı günübirlik ve niteliksiz tarım politikası Türkiye tarımında adeta bir çöküş yaratmıştır. Üretimi planlamayan, üreticiyi düşünmeyen politikalar sayesinde trajikomik durumlar her geçen gün artarak görülmektedir. Çiftçi tarlada hasat yaparken alınan sıfır gümrüklü ithalat kararları, kurban bayramı öncesi gözü gibi baktığı küçük ve büyükbaş hayvanları satıp para kazanmayı hedefleyen besicilerin ithal et ve ithal hayvan ile rekabet edebilmek için zararına yaptıkları hayvan satışları, sürekli görülmeye başlanmıştır.

Tarım ülkesi Türkiye, Cumhuriyet tarihinde ilk kez 5 yıl önce yani AKP döneminde saman ithalatı yapmaya başladı. Dünyanın yedinci, Avrupa’nın bir numaralı tarım ülkesi olmakla övünen Türkiye, saman ithal edecek duruma AKP’nin uyguladığı bilinçsiz tarım politikaları ile getirilmiştir. Bunun için bazı yasal düzenlemeler yapılmış, saman ithalatı yasaklı ürünler kapsamından çıkarılarak ithalatın yolu açılmıştır. Sahip olduğu tarımsal potansiyeli ile Türkiye bunu hiç hak etmemektedir. Halbuki saman, besin değeri neredeyse hiç olmayan, selüloz değeri çok yüksek olan bundan dolayı da hayvanda sadece doygunluk hissi uyandıran bir yemdir. Tarımı gelişmiş ülkeler samanı hayvanların altına sererken Türkiye samanı bir besin maddesi olarak kullanmaktadır.

Geçtiğimiz 5 yıllık süreçte saman ithalatı çok tartışılmıştır. TBMM’nde, seçim meydanlarında tarım konusu her gündeme geldiğinde saman ithalatına vurgu yapılmıştır. Saman ithalatı adeta hayvancılıkta dışa bağımlılığın simgesi olmuştur. Şimdi bir kez daha Türkiye saman ithal eder duruma gelmiştir. Üstelik, “Milli Tarım”, Milli Hayvancılık” politikası uygulanırken Türkiye ithal samana muhtaç hale getirilmiştir. AKP, saman ithalatına hep aynı gerekçeyle aynı yanıtı vermekten usanmıyor : ” Stok yapanlar var. Fiyat çok yüksek, daha da yükselecek. Bu nedenle ithal ediyoruz.”

AKP, stokçularla mücadele edemiyor. Saman’da, yaş meyve ve sebzede, tarımın her alanında piyasayı stokçulara, spekülatörlere ve yandaşlara teslim ediyorlar. Üreten ucuza satmak zorunda kalırken, tüketen pahalıya almak zorunda. Devlet kendi ithal ettiği eti bile tüketiciye ucuza veremiyor. Marketler istediği fiyattan satıyor. Kontrol ve otokontrol mekanizması neredeyse hiç yok.

İTHAL SAMAN UCUZ DEĞİL, HATTA YAKIN ZAMANDA YERLİ SAMAN FİYATLARINI GEÇECEK

Şimdilik Bulgaristan’dan ithalatı başlayan ve yakında birçok ülkeden ithal edilecek gibi görülen ithal samanın fiyatı yerli samandan ucuz değildir. Konya’da samanın kilosu 35-40 kuruş iken, Güneydoğu’da 55-60 kuruş olup Bulgaristan’dan ithal edilen saman da aynı fiyattan Türkiye’ye gelmektedir. İç piyasada fiyat yükselecek diye tüccar samanı elinde tutmaktadır. Bulgaristan’dan sipariş verip işlemleri tamamlayınca samanı hemen alabiliyorsunuz.

Ne olursa olsun Türkiye gibi tarım potansiyeli bu denli yüksek, yaklaşık 50 milyon dekar tarım arazisi boş kalan Türkiye’nin saman ithal etmesi tam bir beceriksizliktir. Bu durum AKP’nin tarım politikasının iflas ettiğini gösteriyor. Bu yıl saman üretiminde bir sıkıntı var. Uygulanan hayvancılık politikasında çok daha büyük sıkıntı var. Türkiye’nin saman ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Doğu ve Güneydoğu’da çiftçi buğday ve arpa tohumunu değiştiriyor. Sapı kısa danesi daha çok tohumlar ekiyor. Bunun saman üretimini azaltacağını kimse hesaplamıyor. Yeni ürüne uygun yani sap ve samanı az olan çeşitlere göre hasat tekniği uygulanıyor. Biçerdöver üstten biçerek sapı tarlada bırakıyor. Bunun saman kıtlığına yol açacağını da kimse hesaplamamış. Tarım Bakanlığı deyim yerindeyse uyumuş. Planlama yapmamış. Çünkü, Bakanlık liyakattan yoksun kişilerden oluştuğu için planlama yok.

Tarım Bakanlığı koltuğuna oturan her bakan “yerli üretimi artıracağız” “ithalatı durduracağız” diyor. Fakat, ithalatı durdurmak bir yana özellikle hayvancılıkta her şey ithal ediliyor.

HAYVANCILIKTA İTHALAT ÇARKI NASIL İŞLİYOR?

Hayvancılık yapmak için hayvan materyali ithal ediliyor. Süt hayvancılığı yapanlar damızlık düve, besicilik yapanlar besilik dana ithal ediyor. Koyun, keçi yetiştirenler damızlık ithal ediyor.

Hayvanı ithal ettiniz iş orada bitmiyor. Hayvanı ne ile besleyeceksiniz?

Yem vermeniz gerekiyor. Yem hammaddesinin başta soya, mısır ve diğer ürünler olmak üzere yaklaşık yüzde 50’si ithal ediliyor. Kaba yem de yedirmek zorundasınız. Ama en önemli kaba yem kaynağı olan meralar ciddi anlamda azalıyor. Meralar bakımsız. Sonra hayvanlara çoban lazım, bakıcı lazım. O da ithal. Eskiden Moldovyalılar vardı. Şimdi Suriyeliler çoban oldu.

Hayvan hastalandı, aşı yapmanız gerekiyor, ilaç tedavisi uygulayacaksınız. O da ithal.

Yetiştirdiğiniz hayvan et ihtiyacınızı karşılamıyor. Et fiyatı yükseliyor. Bu kez et ithal ediliyor. Hayvanınızın verimli ırk olmasını, süt veriminin, et veriminin yüksek olmasını istiyorsunuz. Bunun için suni tohumlama yapacaksınız, sperma da ithal. İthal olmayan tek şey kaldı. Bu kadar ithalatı yönetecek bir Tarım Bakanı. O da ithal olursa çark tamamlanacak. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bulgaristan’dan canlı hayvan, koyun, kuzu, saman, ayçiçeği ithal eden Türkiye, bir bakan da ithal edebilir.

Ağlanacak halimize güler olduk. İthal samana muhtaç hale getirildik. Bu arada ithal hayvanla, ithal samanla ülkeye birçok hastalığın gireceğini de unutmamak gerekir.