26.03.2017
12991
Yazı Boyutu: A- A+

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, SİVRİHİSAR’A KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
“Çocuklarımıza güzel, huzurlu bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Kimsenin kimliğinden, yaşam tarzından, inancından ötürü ötekileştirilmediği, herkesin birlikte kardeşçe yaşayacağı bir Türkiye özlemi içinde gideceğiz ve oyumuzu kullanacağız. Kullanacağınız her “Hayır” oyunun bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin barışına, bu ülkenin demokrasisine, bu ülkenin huzuruna katkı yaptığını sakın unutmayın. Vereceğiniz her oy bu ülkenin hayrına olacaktır” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sivrihisar’da yaptığı konuşma şöyle:


Sivrihisar’da olmaktan, sizlerle beraber olmaktan son derece mutluyum. Neden biliyor musunuz? Ben aslında dedelerimin bulunduğu topraklara geldim. Seyyid Mahmud Hayrani buralarda, Nasrettin Hoca buralarda. Dolayısıyla burada olmaktan, sizlerle beraber olmaktan, ata toprağında olmaktan son derece mutluyum.

Bugün güzel bir atmosferimiz var, güneşimiz var, hava son derece güzel. Huzur içinde bir toplantıyı inşallah gerçekleştireceğiz. Sizlere bir şeyler anlatmaya çalışacağım. Önce şunu söyleyeyim. Bu güzel ülkede beraber yaşamak istiyoruz, bu güzel ülkede huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bu güzel ülkede herkesin işi, herkesin aşı olsun istiyoruz. Bu güzel ülkede bereket olsun istiyoruz. Bu güzel ülkede bereketli yağmurlar, bereketli topraklar olsun istiyoruz. Bu güzel ülkede hep birlikte düşüncelerimizi rahatlıkla açıklayalım, hep birlikte kardeşçe yaşayalım istiyoruz. Bunların olmasının en büyük gerekçesi, güvencesi bir anayasadır. Özgürlükçü bir anayasadır. Herkesin hakkının teminat altına alındığı bir anayasadır. Bizim haklarımız nasıl teminat altına alınır? Bir anayasayla.

MESELE, MEMLEKET MESELESİ

Şimdi önümüze bir anayasa değişikliği getirdiler. Diyorlar ki, buna evet oyu verin. Biz de şunu söylüyoruz; “Vatandaşa diyorsunuz ki, “Evet” oyu ver. Güzel o zaman çıkın vatandaşa neden “Evet” oyu vereceğini anlatın” diyoruz değil mi? Neden “Evet” oyu verecekler vatandaş da bunu dinlesin. Bunu yapmıyorlar, bunu söylemiyorlar. Ya ne yapıyorlar? Sabah Kılıçdaroğlu, öğle Kılıçdaroğlu, akşam Kılıçdaroğlu, ikindi Kılıçdaroğlu. Ya arkadaşlar benimle hesabınız varsa, sizin istediğiniz bir televizyon kanalında oturalım, konuşalım, hesaplaşalım, itirazım yok. Ama mesele memleket meselesi kardeşim. Mesele başka.

Ben şimdi size soruyorum, samimi olarak soruyorum ve iktidar sahiplerine de soruyorum. Buna “Evet” diyen vatandaşlara da, diyen siyasi liderlere de soruyorum. Bu anayasa değişikliği işsizlik sorununu çözecek mi, çözmeyecek mi? Ben de biliyorum ki çözmeyecek. Peki, bu anayasa değişikliği bütün komşularımızla bir barış havası estirmesine vesile olacak mı, olmayacak mı? Ben de biliyorum olmayacak. O zaman bu anayasa değişikliğini niye getiriyorlar? Bu anayasa değişikliği çiftçinin mazotunun fiyatını düşürecek mi? Bu anayasa değişikliği terörü bitirecek mi? Bu anayasa değişikliği dolardaki artışı durduracak mı? Bu anayasa değişikliği her eve huzur, her eve bereket getirecek mi? Bu anayasa değişikliği işgal edilen 18 adamızın geri alınmasını sağlayacak mı? Bu anayasa değişikliği demokrasinin önündeki engelleri kaldıracak mı? O zaman Sivrihisarlı kardeşlerim güzel bir soru soralım. O zaman bu anayasa değişikliğini niye getiriyorlar? Memleketin sorununu çözmüyor, işsizliği çözmüyor, çiftçinin sorununu çözmüyor, esnafın sorununu çözmüyor. Bu anayasa değişikliğini niye getiriyorlar?

MİLLETE DOĞRULARI SÖYLEMİYORLAR

Şunu söylüyorlar; bakın bir anayasa değişikliği getirdik diyorlar. Ben çıktım dedim ki, kaç tane Başkan Yardımcısı olacak kaç tane? 10 tane mi, 20 tane mi, 50 tane mi, 100 tane mi, kaç tane olacak? Sayı belli değil. Şimdi diyorlar ki; 1, 2, bilemedin 3 olacak. Nerede yazıyor? Bunu söyleyen kişiye Sivrihisar meydanından soruyorum, anayasa değişikliğinde Başkan Yardımcısı en fazla 3 tane olacaktır diye bir cümle, bir kelime, bir ifade varsa ben öğrenmek isterim. Baktım yok. Olur ya yanlış bakmış olabiliriz, bir daha baktım gene yok. Olur ya gene yanlış bakmış olabilirim, anayasa hukuku hocasına sordum “Ya hocam benim görmediğim bir şeyi bunlar yazmış olabilirler, biz bir hata yapmayalım, sen de bir bak buna” dedim. Yok dedi. Emin misin? Vallahi yok dedi. Şimdi olmayan bir şeyi varmış gibi millete satmaya çalışıyorlar.

Ben de söylüyorum ki, kardeşim diyorlar ya Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor. Siz doğruları söylemiyorsunuz. Anayasa metninde ne 1, ne 2, ne 3, ne 5, ne 100, ne 1000 Başkan Yardımcısı sayısı hiç yer almıyor. Kimin keyfine bağlı? Bir kişinin keyfine bağlı, bir kişinin arzusuna bağlı, bir kişi istediği kadar Başkan Yardımcısı tayin edecek, istediği kadar. İster 50, ister 500. Deniyor ki, efendim en fazla 3. Senden sonra gelen adam diyecek ki 500, ondan sonra gelen adam diyecek 50, ondan sonra gelecek adam diyecek ki bin 500. Sınır var mı? Sınır yok. O nedenle söylüyorum millete doğruları söylemiyorlar, doğruları ifade etmiyorlar.

BİR KİŞİ Mİ BÜYÜK, 80 MİLYON MU BÜYÜK?

Peki bakan sayısı kaç olacak? O da belli değil. Kimler bakan olacak o da belli değil. Kim belirleyecek? Bir kişi belirleyecek. Kim karar verecek? Bir kişi karar verecek. Size bir soru kardeşlerim, samimi bir soru. Bir kişi mi büyük, 80 milyon mu büyük? Bir kişinin aklımı yeter, 80 milyonun aklımı yeter? Her şeye bir kişi mi karar versin, yoksa millet mi karar versin? O zaman sandığa gideceğiz hayırlı bir iş yapacağız, güzel bir iş yapacağız. Demokrasimizi güçlendireceğiz, birlikte yaşama irademizi ortaya koyacağız ve hep birlikte “Hayır” oyumuzu bir bayram havası içinde kullanacağız ve evimize huzur içinde döneceğiz. Diyeceğiz ki, “Demokrasiyi yok etmek istediler buna izin vermedik. Çocuklarımızın geleceğini almak istediler buna izin vermedik. Birlikteliğimizi bozmak istediler buna izin vermedik. Gerginlik yaratmak istediler buna izin vermedik.” Nasıl izin vermedik? “Hayır” oyumuzu kullanarak, hayırlı bir iş yaparak buna izin vermedik diyeceğiz.

NEREYE GİTTİĞİ BELLİ OLMAYAN BİR TRENE 80 MİLYONU BİNDİRECEĞİZ

Aramızda çok sayıda anne var. Anneler size sesleniyorum, evlatların anneler için ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Üniversitede öğrenciyken yaz tatillerinde eve giderdim, en huzurlu olduğum zaman başımı annemin dizine koyduğum zamandır. Uzanırdım başımı onun dizine koyardım. Anneler evlatlarını bütün kötülüklerden sakınırlar. Onların güzel bir geleceğe sahip olmasını isterler. En büyük arzuları budur.

Şimdi annelere sesleniyorum, siz sevgili anneler, freni olmayan bir otobüse çocuklarınızı bindirir misiniz? Babalara sesleneyim, freni olmayan bir otobüse evlatlarınızı bindirir misiniz? Nereye gittiği belli olmayan bir trene çocuklarınızı bindirir misiniz? Şimdi diyorlar ki, freni olmayan bir otobüse 80 milyonu bindireceğiz. Nereye gittiği belli olmayan bir trene 80 milyonu bindireceğiz ve göndereceğiz nereye? Belli değil. Herkesin düşünmesi lazım sandığa giderken. Hepimizin sorumluluğu var. Benim de sorumluluğum var, tek tek hepinizin de sorumluluğu var. Hepimiz tek tek vatandaşlarımızı ikna edeceğiz, onlara doğruları anlatacağız. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Güzel bir Türkiye, huzurlu bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Kimsenin kimliğinden ötürü ötekileştirilmediği, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmediği, kimsenin inancından ötürü ötekileştirilmediği, herkesin birlikte kardeşçe yaşayacağı bir Türkiye özlemi içinde gideceğiz ve oyumuzu kullanacağız. Nasıl oy kullanacağız? Nasıl? Kullanacağınız her “Hayır” oyunun bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin barışına, bu ülkenin demokrasisine, bu ülkenin huzuruna katkı yaptığını sakın unutmayın. Vereceğiniz her oy bu ülkenin hayrına olacaktır.

MÜCADELEYİ BERABER YAPACAĞIZ

Diyorum ya işi gücü bırakmışlar benimle uğraşıyorlar. Uğraşsınlar canları sağ olsun. Efendim 15 Temmuz’da bir darbe girişimi oldu. Türkiye bir vücut oldu, tek vücut oldu Türkiye. Hep beraber karşı çıktık, hep beraber demokrasiyi savunduk. Birlikte savunmaya da devam edeceğiz. Şimdi önümüze bir anayasayla haklarımızı sınırlamak istiyorlar, vatandaşın haklarını. İşadamı var aranızda. Eğer bu anayasa değişikliği geçerse bir kişiye OHAL ilan yetkisi veriyoruz bir kişiye. İstediği zaman OHAL ilan edebilecek, istediği zaman herhangi bir işadamının malvarlığına el koyacak. Aramızda muhtarlar var. Arzu ettiği zaman muhtarların görevine son verecek, arzu ettiği zaman muhtarlıkları tamamen kaldıracak, kapatabilecek. Buna izin verecek miyiz? İzin vermememiz gerekiyor.

Dolayısıyla mücadeleyi beraber yapacağız. Demokrasiye beraber sahip çıkacağız. Söz mü? Ben de size söz veriyorum, cadde cadde, sokak sokak, meydan meydan, köy köy gezeceğim.

Sivrihisarlı kardeşlerime biraz başka bir pencereden sesleneyim. Sivrihisar’ın özelliği nedir biliyor musunuz? Dünyanın merkezi olmasıdır. Öyle diyor Nasrettin hoca, dünyanın merkezidir diyor. Sivrihisar nedir? Milli Kurtuluş Savaşımızın da bir anlamda merkezidir. Sivrihisarlılar ne yapmışlar? Kurtuluş Savaşı sırasında bütün malvarlıklarını bir arada toplamışlar. 4 bin lira toplamışlar o yılın parasıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine bir uçak satın almışlar. Uçağın adı ne biliyor musunuz? Sivrihisar Tayyaresi. Milli Kurtuluş Savaşına katkıda bulunmuşlar. Sonra ne olmuş? Her yıl Mart ayında kutluyorsunuz, Ankara dışındaki ilk Bakanlar Kurulu 1922 yılında Sivrihisar’da toplanıyor. O açıdan Sivrihisar bizim açımızdan çok önemlidir. Hep birlikte siz 24 Martlarda bakanlar kurulu toplandı diye kutlama yapıyorsunuz. Ama Sivrihisar aynı zamanda ekonomik açıdan sürekli fakirleşen bir yer, sürekli göç veriyor. Rakamları çıkarın dedim arkadaşlara nedir rakamlar onlara bakıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 2000’de nüfus 31 bin. 2007’de 25 bine indi, bugün Sivrihisar’ın nüfusu 20 bin. Ama Sivrihisar hep iktidar partisine oy verdi. Verebilir canı sağ olsun hiçbir zaman itiraz etmedim. Ama şimdi sözkonusu olan vatan, sözkonusu olan bayrak, sözkonusu olan geleceğimiz, sözkonusu olan evlatlarımız, sözkonusu olan demokrasimiz. Şimdi hep birlikte demokrasi mücadelesi vereceğiz. Çocuklarımız için, onların geleceği için, memleketin huzuru için birlikte mücadele edeceğiz.

SİVRİHİSARLILARIN 16 NİSAN’DA SANDIĞA GİTMELERİNİ İSTİYORUM

Sivrihisarlı kardeşlerim, bu toplantıyı Eskişehir’in merkezinde değil de Sivrihisar’da yapmamın nedeni budur. Milli Kurtuluş Savaşının ilk ateşlerinin yakıldığı Sivrihisar’da o yoksulluk içinde 4 bin lirayı toplayıp ordumuza uçak alan Sivrihisar’da, Ankara dışında ilk Bakanlar Kurulunun yapıldığı Sivrihisar’da bende gelip Cumhuriyet Halk Partisinin ilk mitingini Eskişehir’de değil de Sivrihisar’da yaptım. Amaç buydu. Tarihimize bağlıyız, ülkemize bağlıyız, bayrağımıza bağlıyız, birlikte yaşamak istiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz. O nedenle Sivrihisarlıların 16 Nisan’da sandığa gitmelerini istiyorum. Birinci arzum bu. “Evet” oyu kullanır, “Hayır” oyu kullanır. İster “Evet” kullansın, ister “Hayır” kullansın bütün vatandaşlarımın benim başımın üstünde yeri var. Ben niye böyle oy kullandın diye hiçbir vatandaşımı onlar gibi suçlamam. Ama ben şunu isterim. Bayrağa bağlılık isterim, vatana bağlılık isterim, demokrasiye bağlılık isterim, birlikte yaşama irademizi ortaya koymak isterim. Ben ülkem neyi istiyorsa, ülkemin menfaati neredeyse orada olurum. İnanıyorum Sivrihisar’da orada olacaktır. 16’sında sandığa gidecek Milli Kurtuluş Savaşında nasıl dik ve onurlu durduysa aynı şekilde dik ve onurlu duracak ülkenin hayrına oyunu kullanacaktır.

“Hayır” oyu hepimize hayırlı olsun. Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra Sivrihisar esnafını ziyaret etti.


Sivrihisarda’ki programını tamamlayarak Bursa’ya hareket eden Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Bilecik’in Bozöyük ilçesinde aracını durdurarak bir kahvehanede vatandaşlarla sohbet etti, çay içti.

CHPnet

SİTELERİ