27.08.2017
4177
Yazı Boyutu: A- A+

GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN “ADALET KURULTAYI”NIN İKİNCİ GÜNÜNDE YAPTIĞI AÇIKLAMA (27 AĞUSTOS 2017)

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan’ın Adalet Kurultayı’nın ikinci gününde yaptığı açıklama şöyle:



Değerli basın mensupları, siz de görüyorsunuz “Adalet Kurultayı”mızın ikinci günündeyiz. Bir bayram havasında dünden bu yana ilgi bırakın azalmayı artarak devam ediyor. Çok mutluyuz. Dün çok büyük bir ilgiyle kurultayımızın açılışını yaptık. Bugün aynı şekilde çok geniş bir şekilde katılımla kurultay çalışmalarımıza devam ediyoruz. Dünden bu yana 33 alt çalıştay tamamlayacağız. Dün 27 çalıştayımızı tamamladık. Bugünkülerle beraber, bugünü tamamladığımızda 33 alt konuda adaleti tartışmış olacağız. Dün iki panel yaptık, bugün iki panel daha yapacağız. Yaklaşık 30 bin kişinin günlük sirküle olduğu bir çalıştay yapıyoruz. Çıkan yemek, 30 bin kişiye yemek servisi yapıldı, servis edildi. Bir çalıştay yürütüyoruz. Herkes bütün etkinlikleri ilgiyle takip ediyor, herkes katılıyor. Dinamik bir biçimde kurultay beklediğimizin üzerinde bir etki yapmaya ve ilgi görmeye başladı. Bu da bizi oldukça mutlu ediyor.

Değerli arkadaşlar, yarın ve öbür gün de çalışmalarımızı tamamladıktan sonra bu kurultayın önemli sonuçlarını kamuoyuyla da paylaşacağız. Tabi kurultaydaki bu büyük ilgi belli çevreleri her zaman olduğu gibi rahatsız ediyor. Rahatsızlıkları görmeye başladık. Kurultayın başlangıcında iktidar çevreleri rahatsızlıklarını dile getirmişlerdi şimdi yine AK Parti Sayın Grup Başkanvekili, Çanakkale Milletvekili sosyal medya hesabından gerçek olup olmadığı belli olmayan ve burada asla müsaade etmeyeceğimiz bazı görüntüleri paylaşarak bu büyük toplantıya, bu önemli toplantıya, bu güzel toplantıya, bu güzel buluşmaya çamur atma telaşı içerisindeler. Yine buralarda aynı yalanlar, yalanlar değişmiyor arkadaşlar. Gezi direnişini itibardan düşürmek için “Kabataş’ta türbanlı bacımıza saldırdılar” diye bir yalan uydurmuşlardı. Bunun üzerinden bir süreç yönetmeye, algı yönetmeye kalktılar. Onu yönetemeyeceklerini gördüler. Arkasından “Camide içki içildi” yalanıyla ortaya çıktılar, Gezi direnişi sırasında onun da yalan olduğu anlaşıldı. “Görüntüleri var” dedikleri şeyin görüntüleri de ortaya çıkmadı. Şimdi aynı dil, aynı üslupla, aynı iftiralarla “Adalet Kurultayı”nı karalama çabası içerisindeler.

Görüyorum ki, biz adaleti konuştukça, bu kadar güçlü bir “Adalet Kurultayı” ve buluşması yaptıkça onlar sarhoş oluyor. Bizim adalet sözümüz onları sarhoş ediyor demek ki. Görüntüleri ben de Bülent Turan’ın medya hesabından izledim. Bir kere şunun altını net olarak çiziyorum. Bu alan içerisinde böylesi bir girişime bizim müsaade etmemiz, es geçmemiz, görmemezlikten gelmemiz mümkün değildir. Sabaha kadar birçok güvenlik görevlisi alanı tarıyor, sabah çöplerin dahi tarandığı ve şehitlerimize yakışmayacak tutum içerisine girilmemesi konusunda sonuna kadar hassasiyet gösteriyoruz.

Ancak bütün buna rağmen varlığı iddia edilen ve bizim görmediğimiz bu tip görüntülerin gerçek olduğu iddiasında birileri kesin olarak kanaat sahibiyse, o zaman şu şüphe kuvvetli bir şüphe haline geliyor, demek ki birileri planları olarak bir şeyleri buralara soktular. Yoksa buraya yemek sokmak bile özel bir merasime tabi, bırakın dışarıdan başka bir şey sokmayı. Şehitlerin mekanında kimse içki içemez. Buna da müsaade etmeyiz. Bunu her şeye rağmen birileri yapıyorsa bu en büyük ahlaksızlıktır. Bunu herkes bilsin, bu böyle biline. Ama ortada böyle bir şey yok iken böyle bir şey varmış gibi bir yeni yalan üzerinden “Adalet Kurultayı”nı itibarsızlaştırmaya kalkanlar varsa, bu da ondan daha büyük bir alçaklık ve ahlaksızlıktır. Bugüne kadar bu konuda azami özen gösterdik, bugünden sonra da göstermeye devam edeceğiz.

Başka bir şey daha söylüyorum. Sayın Bülent Turan Çanakkale Milletvekilidir kendi bölgesi. Kendi bölgesinde böyle güzel ve kutsal buluşmayı yapıyoruz. Bununla ilgili bu tip uydurma paylaşımların peşine düşeceğine mutlu olsun. Günde 30 bin kişinin girip bu kamp alanında adaleti konuştuğu bir yerdeyiz. Mutlu olsun. Kendisini davet ediyoruz gelsin beraber gezelim. Akşam gezelim, gündüz gezelim. Burada yaşasın. Burada 24 saat yaşasın ne konuşuluyor, ne yapılıyor, ne yeniyor, ne içiliyor buyursun kendisi müşahede etsin hep beraber. Hiç olmazsa adaletle ilgili onunda söyleyecekleri bir şeyler varsa ondan da yaralanırız, istifade ederiz. O da buranın öyle herhangi bir şekilde planlanacak, iftira görüntüleri ya da şayialarının yaşanamayacağı özen ve hassasiyet içerisinde yürütüldüğünü görür.

Değerli arkadaşlar, “Adalet Kurultayı”nın ikinci gün ikinci yarısına geldiğimizde artık kimsenin herhangi bir biçimde çamur atmaya gücünün yetmeyeceği ortaya çıkmıştır. Türkiye artık başka bir noktadadır, başka bir tabloya doğru evrilmiştir. Türkiye’de milyonların adalet istemi ve söylemi Çanakkale’de şehitlerin ruhu ve şehitlerin yarattığı o büyük manevi atmosfer içerisinde çok büyük, yüksek düzeyde bir ortak inançla, bilinçle yeniden tarif ediliyor.

Bu arada dün yine çok büyük yazarımızı kaybettik, Muzaffer İzgü’yü kaybettik. Bu arada onu da anmadan geçemeyeceğim. Muzaffer İzgü Türk edebiyatına, Türk mizahına çok büyük katkıları, desteği olan dünyaca ünlü bir yazarımızdı. Çocuklara okumayı sevdiren, büyüklere gülmeceyi sevdiren bir yazarımızdı. Ne yazık ki, mizah yapmanın Abdülhamit döneminden daha tehlikeli olduğu bir Türkiye’de, Aziz Nesin geleneğini devam ettiren bir Muzaffer İzgü’nün, aynı geleneğin temsilcisi olan Muzaffer İzgü’nün kaybedilmesi sadece mizah açısından değil Türkiye’nin o büyük değerleri açısından çok önemli bir kayıptır. Önümüzdeki süreçte mizaha yeniden toleranslı davranacak siyasetçilerin olacağı ve mizahın suç olarak görülmediği bir Türkiye özlemiyle yolumuza devam edeceğiz. Bu kurultaydaki buluşma öyle bir Türkiye’nin yapı taşlarını, temel taşlarını da kuracaktır.

Değerli arkadaşlar soracak sorularınız varsa alabilirim.

Soru- Efendim dün Adil Öksüz ihbarınızla ilgili isim benzerliği olduğu söylendi. Adil Öksüz seyahati 15 Temmuz’dan sonra sözlerinize isim benzerliği olduğuna dair bir iddia geldi karşı iddia geldi. Buna ne diyeceksiniz?

Soru- Bir de suç duyurusu efendim. Yani Salihli’den Adil Öksüz olduğunu söyleyen vatandaş suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

Bülent TEZCAN- Arkadaşlar kimle ilgili bulunacakmış? Benimle ilgili. Yani vatandaşımızın suç duyurusu hakkı vardır o başka bir iş ama vatandaş beni niye şikayet edecek, gitsin savcıyı şikayet etsin. Suç duyurusunda bulunacaksa savcı hakkında suç duyurusunda bulunsun. Çünkü FETÖ’cü Adil Öksüz’le o uçak yolculuğunu irtibatlandıran ben değilim soruşturmanın savcısı. TC kimlik numarasını vermiş, bu Adil Öksüz bu tarihte bu uçuşu yapmıştır demiş. Yazıda böyle söylüyor. Eğer suç duyurusunda bulunacaksa gitsin o savcı hakkında suç duyurusunda bulunsun. Benimle ilgili bulunursa ben de söyleyeceklerim bundan ibarettir daha başka söyleyeceğim bir şey yok.

Gelelim öbür tarafına. Bu mesele açıktır arkadaşlar. Biz dosya içerisindeki bir belgeyi yorumlamadık. Biz bir belge böyle demek istiyor demedik. Ne yaptık? Savcının söylediği sözü yazıya döktüğü yazıyı aldık anlattık. Savcı çıkmış demiş ki, Adil Öksüz, TC kimlik numarası budur, bu Adil Öksüz şuralara uçmuştur. Uçtu dediği yer bir tanesi de 31 Temmuz 2016 tarihinde iki uçuş. Bunu ben söylemiyorum. Bunu savcının evrakı söylüyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne yazı yazmış ekte size iki sayfa evrak yolluyorum diyor. Bu evrakta FETÖ soruşturmasının şüphelisi şu TC kimlik numaralı Adil Öksüz’ün uçuş kayıtları vardır diyor. Ben de o 31 Temmuz’da o savcılığın evrakındaki FETÖ’cü Adil Öksüz’ün uçuş kayıtlarıdır dediği üç sütunun altını çizdim 15 Temmuz’dan sonraki üç sütunun altını onu basınla paylaştım.

Yani burada eğer birisi yanıltma içerisindeyse onu savcıya soracaklar bana sormayacaklar. “O TC numarası FETÖ’cü Adil Öksüz’ündür” diyen ben değilim savcı. O yazıyı iyi okursa herkes bunu anlar.

Soru- Efendim Başbakanla Bahçeli arasında Kuzey Irak referandumu odaklı bir polemik yaşanıyor. “Savaş sebebi sayılmalı” dedi Bahçeli, Başbakan karşı çıktı buna. Bu polemiğin tansiyonu yükseliyor. Sizin yorumunuz olur mu?

Bülent TEZCAN- Şimdi bizim Kuzey Irak meselesindeki tutumumuz çok açıktır. Kuzey Irak’ta bir bağımsızlık, ayrı devlet kurma referandumu Kuzey Irak’ın toprak bütünlüğünün ihlalidir. Kuzey Irak’ın toprak bütünlüğü bölge istikrarı açısından önemlidir, Türkiye’nin istikrarı açısından önemlidir. İktidar bugüne kadar dış politikasında içerde topluma şahin gözüküp dışarıdaki ilişkilerde ise durumu idare etme politikası yürüttüğünü biliyoruz. O politikada Türkiye’yi ciddi açmazlara sokmuştur. İkircikli dış politikayla Türkiye bugün bu sıkıntıların eşiğine gelmiştir. Şimdi referandum döneminde birlikte hareket ettiği, ittifak içerisinde yürüdüğü Milliyetçi Hareket Partisiyle arasındaki bu ihtilaf muhtemeldir ki iktidarın bu çerçevedeki ikircikli tutumundan kaynaklanan ihtilaftır çözmek onlara düşer bize düşmez.

Peki teşekkür ederim arkadaşlar.

 

CHPnet

SİTELERİ