CHP Genel Merkez

Adres : Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
Telefon : (+90) 312 207 40 00
Faks : (+90) 312 207 40 39
Web : http://www.chp.org.tr
EPosta : chp@chp.org.tr

Balıkesir Milletvekili Havutça, beyaz et sektörünün sorunlarının meclis’te araştırılmasını istedi

Balıkesir Milletvekili Av. Namık Havutça ve 20 CHP milletvekili sorunlarının çözümü hâlinde büyük atılım yapmaya hazır bir sektör olan beyaz et sektörünün üretimden tüketime kadar bütün yönleriyle ele alınması, sorunlarının ve çözümlerinin kapsamlı olarak araştırılması için Meclis araştırma önergesi verdi.

Balıkesir Milletvekili Havutça’nın hazırladığı önergede Türkiye’de beyaz et tüketiminin ABD ve AB ülkelerinin neredeyse yarısı kadar olduğuna dikkat çekildi. Beyaz et ihracatının artmasına rağmen yaşanan sorunlar nedeniyle gelecek için endişe verici boyutta olduğu tek pazara bağımlılığın bu sorunun temelini oluşturduğu belirtildi. Önergede şu görüşlere yer verildi:

“Tavukçuluk, Türkiye’de tarım kesiminin en güçlü sektörlerden biridir. Ülkemizde geçimini tavukçuluk sektöründen sağlayan üretici çiftçi, yem, ilaç, yan sanayi, satıcı esnaf, nakliye, pazarlama elemanı gibi insan sayısı iki milyona yaklaşmaktadır. Sektörün yıllık cirosu 3 milyar dolar civarındadır. Üretim koşulları, gelişmiş ülkelerle hemen hemen aynı olmakla birlikte, ülkedeki piliç tüketimi gelişmiş ülkelerdeki tüketimin yarısı kadardır. Ülkemizdeki kişi başına beyaz et tüketimi Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği Ülkeleri ile karşılaştırıldığında hala oldukça düşüktür. Kişi başına yılda tüketilen kanatlı eti miktarları ABD’de 47 kg; Kanada’da 35 kg; İngiltere’de 28 kg; Fransa’da 26 kg; İspanya’da 25 kg; ülkemizde ise 17.5 kg’dır.

Kanatlı sektöründe hammadde sorunların başında yer almaktadır. Kanatlı sektöründe kullanılan yemin büyük bölümü mısır, soya ve buğdaydan sağlanırken, yerli mısır üretimi artsa da ihtiyacı karşılamamaktadır. Bu nedenle yaklaşık 1 milyon ton mısır ithal edilmektedir. Türkiye’nin 2 milyon ton olan soya ihtiyacının ise neredeyse tamamı ithal edilmektedir. Yem amaçlı buğday ithalatı olmasa da kepek ithal edilmektedir. Hammadde konusunda dışa bağımlılık nedeniyle dövizdeki artış maliyetleri doğrudan artırıyor olması, ABD’nin ve diğer üretici ülkelerdeki etanol politikası buğday, mısır ve diğer yem hammaddelerinin fiyatına etki ediyor olması, bunun dışında ithalatın yapıldığı ülkelerde soya, mısır gibi ürünler genetiği değiştirilmiş (GDO) olarak üretiliyor olması sektördeki hammade sorunları olarak çözüm beklemektedir.

Sektördeki diğer bir sorun ise ihracatta yaşanan sıkıntılardır. Beyaz et ihracatı artmasına rağmen yaşanan sorunlar gelecek açısından endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Özellikle tek pazara bağımlılık (İran, Irak ve Libya odaklı ihracat pazarı) sektörün geleceği açısından endişe vermektedir. Özellikle AKP Hükümetinin iş başına gelmesinden sonra beyaz et sektörü yerinde saymaya başlamış, hatta geriye gitmiştir. Bugün rakip olarak gördüğümüz Brezilya dünya ihracatının yüzde 45′ini yaparken Türkiye daha yüzde 1′ini bile yapamamaktayız. Brezilya yılda 500 bin ton piliç etini Suudi Arabistan’a ihraç ederken, ABD Irak pazarında büyük pay sahibi olurken Türkiye’nin bu pazarlarda söz sahibi olmaması sektörün geleceği açısından kaygı vericidir. Pazar çeşitliliğini sağlanması sektör açısından olumlu olacaktır.

Tek pazara veya bir iki ülkeye bağımlılıktan dolayı daha çok ihracatın artması için devlet desteğinin artırılması büyük önem arz etmektedir. Avrupa Birliği’nde ton başına 350 Avro, diğer üretici ülkelerde 500 dolara varan devlet desteği verilirken, Türkiye’de yakın zamana kadar ton başına 26 dolar olan destek daha yeni 76 dolara çıkarılmış olmasına karşın yetersiz kalmaktadır. Bu desteklerle Türk beyaz et sektörünün diğer ülkelerle rekabet etmek olanaksızdır.

Yıllık 5,5 milyon ton civarındaki tavuk ve hayvan dışkısının çevre sorunu yaratan atık olmaktan çıkarılıp, tarımsal gübre, ekonomik değer haline getirilmesi gerekmektedir. Bu atıkların ekonomik değerlendirilmesine yönelik yatırımlar yapılması, bu atıklardan gübre üreten tesislerin satış konusunda başarılı olabilmesi için çalışmalar yapılması ve fiyat sorunun aşılması gerekmektedir. Bunun için devletin, kimyevi gübre gibi, işlenmiş tavuk gübresi satın alanlara da birkaç yıl destekleme ödemesi yapması yararlı olacaktır.

Diğer taraftan, kümes besicileri, devlet desteği ile kurdukları kümeslerinin kaçak konumuna düşmesinden yana sıkıntı yaşamaktadır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’ndan faydalanan yetiştiriciler kümes sayısını artırmıştır. Bu kümeslerin inşaat ruhsatı olmaması ve devletin inşaat ruhsatı olmayan kümeslere destek vermiş olması yetiştiriciler için sorun olmaktadır.

Özet olarak sorunlarının çözümü hâlinde de büyük bir atılım yapmaya hazır bir sektör olan beyaz et sektörünün üretimden tüketime kadar bütün yönleriyle ele alınması, sorunlarının ve çözümlerinin kapsamlı olarak araştırılması için Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması açılması için gereğinin yapılmasını arz ederiz.”

 

Bu mu dünyada sözü dinlenen hükümet? 3 Türk 8 Eylül 2010′dan bugüne kadar tam 449 gündür Somali’de rehin…

CHP Genel Başkan Yardımcısı Loğoğlu Başbakan’a ‘ne yapacaksınız’ diye sordu. Topu Yunanistan’a atan ve onların müdahale niyetinde olmadığını belirten AKP Hükümeti’nin Dışişleri Bakanlığı çaresizliğini itiraf etti.

Soru önergesinin cevabına ulaşmak için tıklayınız

 

Bekir Coşkun 1000 Gün…

Leylekler üç kuşak yavrularına tam altı kez, steplerden Nil deltasına gitmeyi ve şaşırmadan dönmeyi öğrettiler 1000 günde… Ayılar üç kez kış uykusundan uyandılar 1000 günde…

1000 gündür, hakkın, hukukun, adaletin artık olmadığını anlamadınız…

1000 gündür kendinizi kandırıyorsunuz dışarıda…

1000 gündür sanki hukuk varmış gibi yapıyorsunuz…

1000 gündür olmayan adaleti bekliyorsunuz…

Ve 1000 gündür hukukun bittiğini bildiğiniz halde sesiniz çıkmıyor…

Gazeteci – Yazar Bekir Coşkun’un yazısı şöyle

Kimin için 1000 gün?..

Hücredeki Mustafa Balbay için mi?..

Dışarıdakiler için mi?..

*

1000 gündür, hakkın, hukukun, adaletin artık olmadığını anlamadınız…

1000 gündür kendinizi kandırıyorsunuz dışarıda…

1000 gündür sanki hukuk varmış gibi yapıyorsunuz…

1000 gündür olmayan adaleti bekliyorsunuz…

Ve 1000 gündür hukukun bittiğini bildiğiniz halde sesiniz çıkmıyor…

*

1000 günde minik bebekler yürümeyi, konuşmayı, saymayı, okumayı öğrendiler…

Siz 1000 günde öğrenemediniz, başınıza geleni…

*

Leylekler üç kuşak yavrularına, steplerden Nil deltasına gitmeyi ve şaşırmadan dönmeyi tam altı kez öğrettiler 1000 günde…

Araplar…

50 günde öğrendiler diktatörlüğün kötü bir şey olduğunu… Hukuku istemeye başladılar, 400 gündür…

Ayılar üç kez kış uykusundan uyandılar 1000 günde…

*

Bu yazıyı özellikle geciktirdim; sıradan insanlar çırpınırken, medyanın, gazeteci örgütlerinin, bu ülke aydınlarının, siyasetin ne yapacağını görmek için…

1000 gündür hukuku bekliyor elit…

Hangi hukuk?..

*

“Ne yapabiliriz?” diyorsunuz 1000 gündür…

Bütün gazetelerin başlıkları siyah çıkar, gerekirse 1000 gün…

Gazeteci Cemiyetleri, Basın Konseyi, Gazeteci Sendikaları, Federasyon, birlikler, tüm meslek kuruluşları… Hiçbir şey akıllarına gelmiyorsa kapılarını ve tabelalarını siyaha boyarlar, dünya 1000 gün görsün…

Yollara düşer insan…

Yırtınır, çığlık atar, bağırır…

En yüce hak değil midir; bağışlanmayı değil, hukuku istemek?..

Hadi hiçbir şey yapamazsa, medya iktidarın hiçbir haberine, fotoğrafına, sözüne yer vermez…

Onlar düşünsünler 1000 gün…

*

Ama laf ola, 1000 gündür adaleti bekliyorsunuz…

Olmadığını bile bile…

Gelmeyeceğini göre göre…

Eğer işlenen bu kadar hukuk ihlaline, önünüzde duran bu kadar adaletsizliğe, işlenen bu kadar hukuk cinayetine karşın hâlâ “1000 gün oldu” deyip, beklemeye devam edecekseniz…

İkinci 1000 gün başladı bile…

*

1000 gündür dışarıdakiler hücrede aslında…

Bugün 1002’nci gündür…

 

CHP’den tutuklu milletvekilleri için kanun teklifi; “Tutuklu iken milletvekili seçilen kişi, milletvekili seçildiğini gösteren belgenin mahkemeye gönderilmesi üzerine serbest bırakılacak”

“Ağır ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok 2 yıl olacak. Bu süre zorunlu hallerde en çok 1 yıl daha uzatılabilecek. İstinaf ve temyiz incelemeleri 1 yıl içinde karara bağlanmayan tutuklu sanıklar derhal salıverilecek”

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ve arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan teklif, Ceza Muhakemesi Kanununda (CMK) değişiklik yapılmasını öngörüyor.

Teklif, AİHM’nin de kararı doğrultusunda, tutuklama nedenlerinin ”nesnel bir gözlemciyi, kişinin suç işlediği konusunda tatmin edecek olgular” ölçütüne dayanması gerektiğini içeriyor. Üçüncü bir kişinin tutukluluk konusunda ikna olabilmesi için ”somut” bir nitelik taşımasına bağlı olduğu belirtilen teklifle, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için ”kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgu” yerine ”somut” olgu şartı getiriliyor.

Teklife göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilecek. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemeyecek.

Yargılama sonucunda verilecek cezanın 2 yıl veya altında olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün olduğundan, ilgili maddenin 4. fıkrasında da değişiklik yapılıyor. Buna göre, tutuklama kararı verilmeyecek olan adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 1 yıldan 2 yıla çıkarılacak.

CMK’nın, tutukluluğun devam kararlarının verildiği ve tahliye istemlerinin reddini düzenleyen 101. maddesinde de değişiklik yapılıyor.

Mevcut düzenlemede, tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda hukuki ve fiili nedenlerle gerekçe gösterilirken, teklifle, tutukluluk süresi uzadıkça tutuklamanın devamı için gösterilen gerekçelerin daha somut ve ayrıntılı olması öngörülüyor.

Buna göre, şüpheli veya sanığın, masumiyet karinesinden yararlandığı gözönünde bulundurularak, tutukluluğa ve tutukluluğun devamına; tutuklama nedenlerinin varlığı somut olgulara dayanıyorsa ve kamu yararı açısından bireysel özgürlüğün sınırlandırılmasında mutlak bir zorunluluk varsa karar verilebilecek. Kararda, tutuklama ve tutuklamanın devamı nedenleri ayrıntılı ve somut olgulara dayanılarak belirtilecek, adli kontrol önlemlerinin uygulanmaması nedenlerine yer verilecek.

Tutukluluk süresi uzadıkça, tutuklamanın devamı için gösterilen gerekçeler, daha somut ve ayrıntılı olacak. İleride yeni kanıtların ortaya çıkma olasılığı, tutukluluğun devamı olamayacak.

Teklifle, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin istisnai haller dahil en çok ne kadar olabileceği yeniden düzenleniyor.

Teklife, ”tutuklulukta geçecek süre” başlıklı CMK’nın 102. maddesini değiştiriyor. Buna göre, ağır ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok 2 yıl olacak. Ancak bu süre, zorunlu hallerde, gerekçeleri gösterilerek en çok 1 yıl daha uzatılabilecek. Mevcut düzenlemede ise tutukluluk süresi, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabiliyor; uzatma süresi de toplam 3 yılı geçemiyor.

Hakkında kesinlenmiş bir hüküm bulunmayan sanığın, kişi hürriyeti hakkı dikkate alınarak tutuklu işlere ilişkin istinaf ve Yargıtay incelemelerinin acil yapılması amacıyla da teklifte değişiklik yapılıyor.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerle ilgili tutukluluk sürelerine ilişkin sınırlar, istinaf ve temyiz incelemesi aşamasında uygulanmayacak. İncelemeler, en çok 1 yıl içinde karara bağlanacak. Haklarındaki istinaf ve temyiz incelemeleri, 1 yıl içinde karara bağlanmayan tutuklu sanıklar derhal salıverilecek.

Tutuklu iken, YSK’nın aday olmasında sakınca bulunmadığına ilişkin kararından sonra milletvekili seçilen bir kişinin, milletvekili seçildiğini gösteren belgenin ilgili mahkemeye gönderilmesi üzerine tutukluluk haline derhal son verilecek. Soruşturma ve kovuşturma tutuksuz olarak sürdürülecek. Sanığın mahkum olması halinde cezanın uygulanması, milletvekilliğinden sonra yerine getirilecek. Bu kurala hiç bir şekilde istisna getirilemeyecek. Bu düzenlemede öngörülen uzatma kararları, savcının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilecek.

Tutuklamaya itiraz ve bununla ilgili hakimin vereceği kararın, esas davadan bağımsız ve ayrı bir yargılama süreci olduğu belirtilen teklife göre, şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hakim veya mahkemece karar verilecek. Ret kararına itiraz edilebilecek. Tutukluluk ve tutuklamanın devamı kararları çekişmeli bir duruşma sonucunda verilecek. Savunma hakkına ve silahların eşitliğine saygı gösterilecek.

Teklifle, CMK’nın 109. maddesinin ”adli kontrol” olan başlığı, ”adli kontrol tedbiri” olarak değiştiriliyor, adli kontrol koruma tedbirinin uygulama koşulları yeniden belirleniyor.

Tutuklama nedenlerinin varlığı halinde, kendisine karşı veya kendisi tarafından yeni bir suç işlenebileceği hususunda somut şüphe sebeplerinin varlığı halinde, şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine adli kontrol alınmasına karar verilebilecek.

Kanunda belirtilen azami tutukluluk sürelerinin dolmasına rağmen kovuşturmanın henüz sona ermemesi ve tutuklama sebeplerinin varlığını devam ettirmesi halinde, sanığın adli kontrol alınmasına karar verilecek.

Teklifle, adli koruma tedbiri olarak şüpheli veya sanık bakımından hangi yükümlülüklerin getirilebileceği konusuna açıklık getiriliyor.

Buna göre, adli kontrol tedbiri olarak şüpheli veya sanık hakkında; yurtdışına çıkışının yasaklanmasına, konutunu terk etmemesine, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemesine, belirli bir yerleşim bölgesine, konut ve işyeri çevresine, alkol içilen eğlence yerlerine, çocukların toplu olarak bulundukları yerlere, okul öncesi eğitim verilen binaların, ilköğretim ve ortaöğretim okullarının yakın çevresine gitmemesine karar verilebilecek.

Yaralamaya veya ölüme sebebiyet verilmiş olması halinde ehliyet ve ruhsat belgesinin geri alınmasına, silahla bir suç işlemişse silah bulundurma ve taşıma belgesinin geri alınmasına ve güvence karşılığında serbest bırakılması kararı da uygulanabilecek.

Kişinin konutunu, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemesi ile ehliyet ve ruhsatının geri alınmasına ilişkin adli kontrol tedbirleri, düzenli aralıklarla imza atarak ya da alt sınırı 4 yıl veya daha fazla bir suçtan yargılananlar hakkında elektronik izleme sistemi kullanılarak uygulanabilecek. Kişinin bu tedbirlerin gereklerine aykırı hareket etmekte ısrar etmesi halinde tutuklanmasına karar verilecek. Ehliyet ve ruhsatsız araç kullanan kişi, ayrıca ilgili kanun hükümlerine göre de cezalandırılacak.

Adli kontrol tedbiri; şüpheli veya sanığın, belirlenen bir miktar parayı yatırması, gayrimenkullerine ipotek konulması, şirket hisselerinin rehin alınması suretiyle uygulanabilecek. Başkasına ait mal varlıkları da güvence olarak gösterilebilecek.

Kişi, adli kontrol tedbiri uygulanırken, vareste tutulmamasına rağmen duruşmalara gelmezse, alt sınırı 5 yıl ve yukarısı olan bir suç işlerse ve alt sınırı ne olursa olsun yeni bir suçtan mahkum olursa tutuklanacak.

Şüpheli veya sanığın yatırdığı paranın mülkiyeti devlete geçecek. İpotek edilen ve rehin alınan mal varlığı satılarak, satış gelirinden güvence bedeli tahsil edilecek.

Şüpheli veya sanığın çocuk olması halinde, ilgili kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler adli kontrol tedbiri olarak uygulanabilecek; bunların yetersiz olması halinde adli kontrol tedbirleri yapılabilecek.

Şüpheli veya sanığın akıl hastası olması durumunda ise adli kontrol tedbiri olarak sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınacak.

”Adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercisinin hemen tutuklama kararı verebilmesine” ilişkin hüküm kaldırılacak”

 

Genel Başkan Kılıçdaroğlu BJK Başkanı Yıldırım Demirören’i, Beşiktaşlı futbolcuları, teknik direktör Carvalhal’ı, BJK taraftarlarını ve futbolseverleri kutladı.

Kılıçdaroğlu Beşiktaş’a  Stoke City maçında da başarılar diledi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Beşiktaş’ın  İsrail’de Telaviv  Maccabi takımın 3-2 yenerek tur kapısını aralamasından sonra Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’i kutladı.

Yıldırım Demirören’e bir mesaj gönderen Kılıçdaroğlu, “UEFA Avrupa Ligi’nde Telaviv’de Telaviv Maccabi ile karşılaşan Beşiktaş maçı 3-2 kazanarak,  hem tur kapısını araladı, hem de sıkıntılı ve sorunlu bir süreçten geçen spor dünyamızı mutlu etti.

UEFA Avrupa Ligi’nde elde edilen bu başarı nedeniyle sizi, şahsınızda futbolcularınızı, yönetici arkadaşlarınızı, BJK Teknik Direktörü Carlos  Carvalhal’ı, antrenör ve teknik kadronuz ile taraftarlarınızı ve tüm futbolseverleri kutluyor, Beşiktaş’a Stoke City maçaında da başarılar diliyorum” dedi.

 

Erdoğan Toprak’tan Başbakan’a soru: “Suriye’ye yönelik askeri bir seçenek hükümetinizin gündemde var mıdır?”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak,  Başbakan Erdoğan’ın  yanıtlanması istemiyle verdiği  soru önergesiyle Suriye’ye müdahale konusunu TBMM’nin  gündemine taşıdı.

Erdoğan Toprak’ın Soru önergesi şöyle:

“Türkiye-Suriye ilişkilerinde son bir yıl içinde inanılmaz bir savrulma yaşanmıştır. Vizelerin kaldırılması, ortak baraj açılışının yapılması, iki ülke takımlarının futbol maçı yapması, ikili antlaşmaların imzalanması ve iki ülke liderleri arasındaki dostluk mesajları bir anda yerini savaş atmosferine bırakmıştır. Birkaç ay içinde dostluk ve kardeşlik ilişkisinden savaş durumuna gelmek diplomasi tarihine geçecek bir çelişkidir.

Bu çerçevede

1-      Hükümetinizin gündeminde Suriye’ye yönelik askeri bir seçenek gündemde midir?

2-      Suriyeli muhaliflere hükümetiniz tarafından askeri, istihbarat, ekonomik, lojistik herhangi bir yardım yapılmış mıdır?

3-      Suriye’ye yönelik tavrınızı ülkedeki insan hakları ihlallerine bağlamaktasınız. Peki Irak’ta 1 milyon insanın öldürülmesi sürecinde niçin ve neden aynı tepkiyi ortaya koymadınız? Bu tepkiyi koymamanızın nedeni oranın ABD işgali altında olması mı?

4-      Orta Doğu’da egemen devletlerin sahneye koyduğu senaryonun farkında mısınız? Siz bu senaryonun neresinde yer almaktasınız?

 

Genel Başkan Yardımcısı Ayten Kayalıoğlu, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda ‘Muharrem Orucu’ iftarına katıldı.

Genel Başkan Yardımcısı Ayten Kayalıoğlu, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda ‘Muharrem Orucu’ iftarına katıldı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ayten Kayalıoğlu ve beraberindeki heyet akşam saatlerinde Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Mamak şubesine geldi. İftar sonrasında dualar edildi. Ayten Kayalıoğlu, yemek sonunda yaptığı konuşmasında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamlarını getirdiğini söyledi. Yemek sonunda toplu fotoğraf çektirildi.

.

.

.

.

 

Nilüfer Belediyesi depreme kayıtsız değil, hazırlıksız yakalanmayacak

Afete hazırlıksız yakalanmamak için tam donanımlı bir arama kurtarma ekibi kurup periyodik tatbikatlar yapan, acil durum eylem planını hazırlayan ve toplum afet gönüllüsü programı başlatarak gönüllüleri eğiten Nilüfer Belediyesi, Van’da yaşanan deprem felaketine de duyarsız kalmadı.

Deprem haberinin duyulmasının ardından aynı gün arama-kurtarma ekiplerini uçakla Van’a göndererek enkaz bölgesindeki kurtarma çalışmalarına katılan Nilüfer Belediyesi, aynı zamanda Nilüfer’de yardım toplama kampanyası organize ederek, bölgeye 8 tır dolusu giysi, gıda malzemeleri, battaniye, ısıtıcı vb. ihtiyaç malzemesi ulaştırdı.

Deprem olasılığına karşı güvenli bir kent yaratmak için de çok yönlü çalışmalar yürüten Nilüfer Belediyesi, kentteki mevcut binaların deprem analizlerinin yapılması yönündeki çalışmasını etaplar halinde sürdürüyor. İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ile birlikte yürütülen çalışma kapsamında, 1998 yılından önce ruhsat almış tüm binaların deprem envanteri çıkarılıyor. İMO’ya bağlı teknik ekipler tarafından hem gözlemsel olarak incelenen, hem de malzeme tarama ekipleri tarafından beton dayanıklılığı ölçülen, donatı tarama cihazıyla yatay donatı aralıklarına bakılan binalar, zemin özelliklerine de bakılarak değerlendirmeye tabi tutuluyor ve sonuç raporları apartman sakinlerine ve site yöneticilerine iletiliyor.

Nilüfer Belediyesi, afete karşı önlem içerikli çalışmaları kapsamında, ilçede bir de “Deprem Öncü İşaretleri İzleme ve Tahmin İstasyonları” kuruyor. İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından Marmara bölgesinde yürütülen “Elektrostatik Kayaç Gerginliği İzleme Yöntemi ile Deprem Tahmin Sistemi” projesi kapsamında kurulan 4 istasyonda, bölgedeki muhtemel depremlerin yaklaşık yeri ve zamanının önceden saptanması yönünde çalışmalar yapılıyor. Yer hareketleri sırasında kayaların sıkışması ve gerilmesinden dolayı oluşan elektrik geriliminin ölçülmesine dayanılarak, depremin yeri ve büyüklüğünü birkaç saat önceden belirlemeyi hedefleyen proje kapsamında elde edilen veriler internet üzerinden www.yerdurumu.com ve www.nilufer.bel.tr adresinde yayınlanıyor. Fethiye, Çalı, Görükle Göçmen Konutları ve Akçalar’da bulunan istasyonların ardından 5 yeni istasyon daha kurmaya hazırlanan Nilüfer Belediyesi, çalışmayı yaygınlaştırıyor.

Bu arada olası bir afet durumunda kentin karanlıkta kalmaması için; TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, GESİAD ve Nilüfer Kent Konseyi işbirliğiyle “Aydınlık ve Güvenli Nilüfer Projesi’de devam ediyor. Bu proje ile; Nilüfer ilçesinde gece saatlerinde gerçekleşebilecek bir afet durumunda, yurttaşları afet toplanma merkezlerine ulaştıracak aydınlık koridorlar oluşturmak ve ilk saatlerdeki müdahaleyi kolaylaştırmak için resmi ve özel kuruluşların mevcut jeneratörlerinin tespiti ve bunların kullanılmasıyla, ayrıca başta ilköğretim okulu öğrencileri olmak üzere, tüm Nilüferlilerin, özellikle benzin istasyonları, alışveriş merkezleri, öğretmenler, imamlar gibi görevlilerin eğitilmesinin sağlanması amaçlanıyor.

 

Umut Oran Sözcü’nün alınmamasını ve Arap Baharı için çalışan şirketleri sordu

İstanbul Milletvekili Umut Oran, THY uçaklarına ve havalimanlarına Sözcü gazetesinin alınmamasının nedenlerini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sordu.

Oran, Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde, THY uçaklarında Sözcü gazetesinin alınmamasının, Başbakan’ın medya patronlarıyla yaptığı toplantıya Sözcü gazetesinin sahibini çağırmamasıyla uyguladığı ayrımcılığın uzantısı olup olmadığını açıklamasın istedi.

Oran önergesinde; Basın İlan Kurumu’nun resim ilan ve duyurularının hangi gazetelere hangi sıklıkla verildiğini, bu gazetelere yapılan meblağın ne olduğunun da açıklanmasını istedi.

İstanbul Milletvekili Umut Oran Başbakana yönelttiği önergesinde; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinden Türkiye’deki seminer veya konferansa gelen akademisyen ve bürokratların niçin VIP salonlarında ağırlandığını, karşılıklılık ilkesinin uygulanıp uygulanmadığını, bu özel ilginin ‘Arap Baharı’ ile ilgisinini bulunup bulunmadığını, Başbakanlık ve Dışişleri’nin VIP’i kullanmaları için bu şekilde günlük olarak gönderdiği liste olup olmadığını, AKP hükümetleri döneminde bu şekilde kaç kişinin isminin havalimanlarına bildirildiğini de öğrenmek istedi.

Oran bu konuyla ilgili olarak da Başbakan Erdoğan’a, “Tunus, Fas ve Mısır gibi ülkelerde yapılan genel seçimlerde, AKP ile çalışmış olan yerli propaganda şirketlerinin Türkiye’den giderek orada AKP ile paralel isim ve politikaları benimseyen partiler lehine kampanya yürütmelerini Türkiye’nin bir başka ülkenin içişlerine müdahalesi olarak değerlendiriyor musunuz? VIP salonlarında bu ülke yöneticilerinin gördüğü özel ilginin bu durumla bir ilgisi var mıdır?” sorusunu yöneltti.

 

İzmir Bornova Belediyespor Kulübü jimnastikçileri başarılarıyla göz dolduruyor.


Bornovalı jimnastikçiler zirvede
Bornova Belediyespor jimnastik takımı zirveye adını yazdırdı
İzmir’de düzenlenen Kulüplerarası Trambolin Yarışması’nda iki Türkiye şampiyonluğu kazanan Bornova Belediyespor Kulübü Jimnastik Takımı, Bolu’da düzenlenen Artistik Jimnastik Türkiye Şampiyonası’nda da altın ve gümüş madalyaları alarak zirveye adını yazdırdı.

Son dört yıldır artistik jimnastik ve trambolin branşlarında Türkiye şampiyonluğunu kaptırmayan Bornova Belediyespor Kulübü Jimnastik Takımı, 2012 yılında yapılacak Avrupa Jimnastik Şampiyonası’na da şimdiden hazırlanmaya başladı. 35 lisanslı sporcusuyla jimnastik branşında Bornova’yı olduğu kadar İzmir’i de başarıyla temsil eden Bornova Belediyespor Kulübü, trambolin ve artistik jimnastik dışındaki dallarda da ilk üç sırada yer almayı başardı.
Son olarak Bolu’da düzenlenen Artistik Jimnastik Türkiye Şampiyonası 2. Etap Yıldız-Genç Büyük Yarışması’nda Bornova Belediyespor Kulübü sporcuları ilk iki sırda yeralarak altın ve gümüş madalyayı Boronva’ya getirdi. Antrenör Mahir Şenol yönetiminde turnuvaya katılan 1998 doğumlu Hamza Şamil Yılmaz birinci, 1997 doğumlu İsa Hamaratçılar ise ikinci oldu.
Bornovalı cimnastikçiler Mayıs ayında İzmir’de düzenlenen 1. Etap Kulüplerarası Trambolin Yarışması’nda minik kızlar ve yıldız kızlarda Türkiye şampiyonu, minik erkeklerde Türkiye beşincisi, genç erkeklerde de Türkiye üçüncüsü olmuştu.
Milli Takıma sporcu verdi
Kurulduğu 2004 yılından bu yana başarısını katlayarak artıran Bornova Belediyespor Kulübü Jimnastik Takımı, 2012 yılında Milli Takım’a da sporcu gönderiyor. Milli Takım’ın kadrosuna aldığı 1997 doğumlu İsa Hamaratçılar Bornova’dan çıkmış bir sporcu olarak şampiyonalarda Türkiye’yi temsil edecek. Hamaratçılar Milli Takım hazırlık çalışmaları kapsamında katıldığı Uluslararası Boğaziçi Turnuvası’nda toplamda 12’inci, halka aletinde ise beşinci olarak yeni başarıların sinyallerini verdi.

Jimnastik dalında 35 lisanslı sporcunun yanında 70 amatör jimnastikçiye de spor okulları kapsamında eğitim verildiğini belirten Bornova Belediye Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, “Biz her spor dalında hem ülke çapında ve uluslararası başarılar getirecek sporcuların yetiştirilmesine hem de amatör sporun geliştirilmesine önem veriyoruz. Jimnastik kulübünde de lisanslı sporcularımızın iki katı kadar amötör sporcumuz var. Verdiğimiz desteklerin meyvelerini şampiyonluklarla almaktan da gurur duyuyoruz” dedi.

 
© 2014 Cumhuriyet Halk Partisi - Tüm Hakları Saklıdır
Adres: Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
7ccc54cf454b392d8e99f1a4300438a219
70