CHP Genel Merkez

Adres : Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
Telefon : (+90) 312 207 40 00
Faks : (+90) 312 207 40 39
Web : http://www.chp.org.tr
EPosta : chp@chp.org.tr

Dayakçı polislere ‘elinize sağlık’ tayini!

Karakolda dayak skandalının başrolündeki 2 polise ödül gibi atama geldi. İzmir’de Fevziye Cengiz’i karakolda feci şekilde dövdükleri kamera görüntüleriyle kanıtlanan 2 polisin İstanbul’da göreve başladığı öğrenildi.

Fevziye Cengiz’in geçen yıl Temmuz ayında Karabağlar Polis Merkezi’nde maruz kaldığı vahim dayak nedeniyle önce “basit yaralama” suçundan dava açılmış, ancak sanık polisler görevlerine devam etmişlerdi. Ancak dayak görüntülerinin ortaya çıkarılmasının ardından 2 polis açığa alınmıştı. Sanık polisler hakkındaki disiplin soruşturması da beklenenden hızlı bir şekilde sonuçlandırılmış ve İzmir Emniyet Müdürlüğü, polislere her ay 30 TL’den olmak üzere toplam 360 TL maaş kesintisi anlamına gelen “bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası vermişti.

-‘Meslekten men’ yok-

Ancak mahkeme sanıkların suçunun işkence olduğu gerekçesiyle davayı ağır ceza mahkemesine gönderince mağdur Fevziye Cengiz’in avukatları Emniyet’e başvurarak sanık polislere Emniyet Disiplin Tüzüğü’ne göre “meslekten ihraç” cezası verilmesini istedi. Başvuruda polislerin halen görevde olmalarının mağdur ve ailesinin baskı ve tehditlere maruz kalmasına yol açabileceği belirtilerek delillerin korunması ve söz konusu tehditlerin son bulması için işkence suçundan dolayı meslekten ihraç kararı verilmesi istendi. Ancak Emniyet’ten avukatlara verilen yanıtta, disiplin cezasının değişmeyeceği ve sanık polislerin başka bir ilde (İstanbul) görevlendirildikleri belirtildi. Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Aral imzasıyla gönderilen cevabi yazıda, Devlet Memurları Kanunu’ndaki “Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez” düzenlemesi hatırlatılırak disiplin soruşturmasının davanın sonucunu beklemeden uygulanmasının zorunlu olduğu savunuldu. Böylece, kanunun suç işleyen memurların bir an önce disiplin cezası almasını sağlamasına yönelik olarak konulan hükmü, işkence sanığı polisleri ihraçtan kurtarmaya gerekçe olarak gösterilmiş oldu.

-Darbı gizleyen doktora da koruma verildi-

Emniyet’in meslektaşlarına sağladığı korumanın yanı sıra İzmir Tabip Odası da, mağdur Fevziye Cengiz’in işkence gördüğünü söylemesine rağmen, bu iddiayı raporuna yazmayan Dr. A.K hakkında “bulguları rapora yazmakta ihmali olmadığı” gerekçesiyle soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verdi. A.K’nın, “işkence olgusunu gizlemeye yönelik bir saikle hareket etmediği” savunulan kararda doktorun kapıyı kapatmayarak polislerin görebileceği ve duyabileceği şekilde mağdur kadını muayene etmesi, Fevziye Cengiz’in dövüldüğünü söylemesine rağmen bu şikayeti raporuna yazmaması ve işkence bulgularını raporuna eksik geçirmesi iddialarına ilişkin hiç bir açıklama yapılmaması da dikkat çekti.

 

Belde Belediye Başkanları TBMM’de ziyaretlerde bulundu.

Ocaklar Belde Belediye Başkanı Hüseyin Durak, Gökçeyazı Belde Belediye Başkanı Yakup Yılmaz, Karapürçek Belde Belediye Başkanı Mehmet İlban ve Altınoluk Belde Belediye Başkanı Hasan Özpolat TBMM’de bir dizi ziyarette bulundu.

Balıkesir Milletvekilleri Namık Havutça, Ayşe Nedret Akova ve Haluk Ahmet Gümüş’ü ziyaret eden belde belediye başkanları CHP Grup toplantısına katıldı. Milletvekilleri ile yemek yiyen belde belediye başkanları daha sonra Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi ve Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi ziyaret etti.

CHP’li belde belediye başkanları Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na Balıkesir’in AKP tarafından büyükşehir belediyesi yapılacak olmasından ötürü rahatsızlıklarını dile getirdiler. Beldelerinin mahalleye dönüştürülecek olmasının bölge halkına bir faydası olmayacağını belirten başkanlar, yazın nüfusu beşe katlayan bu beldelerin şu anki sorunlarını da arttıracağını ifade ettiler.

 

Milas sokakları yenilendi…

İlçe merkezinde bulunan Menteşe, Kadıağa, Ulusal Egemenlik ve Cumhuriyet caddeleri 1. derece ile 3. derece arkeolojik kentsel sit alanları içerisinde yer almakta.

İlçe merkezinin yoğun ve hareketli olan bu caddeler üzerinde mevcut ta ki sorunları gidermek için Milas Belediyesi tarafından yol ve kaldırım düzenlemelerini içeren proje hazırlatıldı. Söz konusu proje kaldırım ve yol düzenlemesi başta olmak üzere, bu caddelerin trafik akışından, aydınlatılmasına kadar bütün detayları içermekte.

Proje ile hedef, ilçenin kalbi konumunda ki bu caddelerde mevcut tüm olumsuzlarının giderilmesi.

Proje kapsamında cadde aydınlatmalarında aydınlatma direklerine montajlı ve trafiği engellemeyecek şekilde saksılar kullanılarak içerilerine görsel zenginlik arttırılacak bitkiler yerleştirilecek, proje ile kent merkezinin daha yaşanabilir hala gelmesi planlandı.

Mart ayı içerisinde uygulamasına geçen proje ile ilgili bilgiler aktaran Belediye Başkanı Muhammet Tokat sözlerini şöyle sürdürdü; ‘Milas’ın kalbi konumunda olan yıllardır ve halen ticaretin yoğun şekilde işlediği bu kent merkezimiz değişen ve gelişen Milas’ın ihtiyaçlarına cevap verememekte. Bu sebepten dolayı daha yaşanabilir bir kent merkezi için harekete geçtik, uzun çalışmaların ardından Ulusal Egemenlik, Kadıağa, Cumhuriyet ve Menteşe Caddeleri’nin geliştirilmesini kapsayan projeyi hazırladık. Caddelerin mevcut durumu göz önüne alınarak Menteşe, Kadıağa ve Cumhuriyet Caddelerinde taşıt trafiği ile yaya hareketini sağlayabilecek geniş yaya kaldırımları tasarlandık. Akşam saatlerinde de esnaflarımızın dükkânlarını açık tutabileceği bir kent merkezi yaratacağız. Ayrıca caddelerin görsel zenginliğini tasarlarken de kentin antik dokusuna uygun olarak dekoratif taşlar kullanılmakta, engelli yurttaşlarımızın da hareketini kolaylaştırabilecek kaldırımlar yapılmakta. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması, çalışmalardan etkilenmemeleri için proje uygulamasını en kısa zamanda tamamlayacağız. Yaşanabilecek aksaklıklarda halkımızın duyarlılığı ve anlayışını bekliyoruz.  Bütün projelerde olduğu gibi bu projemizde halkımızın ihtiyaçları doğrultusunda hareket ediyoruz. Hedefimiz daha yaşanabilir bir MİLAS için değişerek gelişme’

 

Balıkesir Milletvekili Havutça, vatandaşı mağdur eden İDO’yu meclis gündemine taşıdı

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi (İDO)’nun vatandaşlara yaşattığı mağduriyeti TBMM gündemine taşıdı.

Balıkesir Milletvekili Havutça, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tarafından yanıtlanmasını istediği soru önergesinde İDO’nun özelleştirildikten sonra yüksek oranda fiyat artışlarının vatandaşları mağdur ettiğine dikkat çekti.

Balıkesir Milletvekili Havutça, İDO’nun araç ücretlerinin şoför ücreti dahil olarak yolculara sunulmasından vazgeçerek, yeni satış sistemiyle beraber, şoför ücretleri araç ücretlerinin içerisinden çıkarmasının yoğun şikayetlere yol açtığını belirtti.

Balıkesir Milletvekili Havutça, önergesinde İDO’nun “Bileti erken alan düşük fiyatı yakalar” sloganıyla vatandaşların aynı fikirde olmadıklarını hatta gizli zam yapıldığını düşündüklerini belirterek, Bakan Binali Yıldırım’ın 10 liraya yolculuk yapan bir vatandaşın 50 liraya yolculuk yapmasını nasıl değerlendirdiğini sordu. Havutça, Bakanın İDO’nun özelleştirilmesinden sonra bu alanda hizmet veren bir “tekel” olduğu gerçeğini nasıl değerlendirdiğini de yanıtlamasını istedi.

Balıkesir Milletvekili Havutça,  Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım’a yönettiği önergesinde şu ifadelere yer verdi:

“İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi’nin (İDO) özelleştirilmesinden sonra “Hızlı Feribot ve Deniz Otobüsleri Dış Hatlar” fiyatlarında yüksek oranlarda fiyat artışı olması vatandaşı mağdur etmektedir. Özellikle dış hatları kullanmak zorunda olan vatandaşlar İDO’nun fiyat politikasından şikayet etmektedirler. İDO’nun araç ücretleri şoför ücreti dahil olarak yolculara sunulurken, yeni satış sistemiyle beraber, şoför ücretleri araç ücretlerinin içerisinden çıkarılarak araç ücretlerinin yeniden oluşturulması da büyük bir tepkiye yol açmıştır. Bununla birlikte özelleştirme sonrası sabit fiyat uygulamasından “dinamik ve esnek fiyat” uygulamasını faaliyete geçiren İDO bu fiyat politikası ile şikayetlerin odağı haline gelmiştir. Bu bilgiler ışığında;

1-Herhangi bir kamu denetimine tabi olmayan İDO’nun “dinamik ve esnek fiyat” ya da “daha şeffaf ve anlaşılır fiyat” uygulamaları ile vatandaşları mağdur etmesinin önüne geçebilmek için hangi çalışmaları yapacaksınız?

2-İDO “Bileti erken alan düşük fiyatı yakalar” derken vatandaşlar İDO ile aynı fikirde olmadıklarını hatta gizli zam yapıldığını düşünmektedirler. Önceleri sabit fiyat ile 10 liraya yolculuk yapan bir vatandaş şimdi 50 liraya yolculuk yapıyor olmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

3-Bilet fiyatları birkaç ay öncesine göre belli zaman dilimlerinde neredeyse         % 250 artış göstermesi hükümetinizin hangi politikaları ile bağdaşmaktadır?

4-Vatandaşların aylar öncesinden “ucuz bilet” aldıktan sonra biletini aldığı seferin İDO’nun keyfi uygulamaları ile iptal edilmesi ile oluşan mağduriyetlerinin, “… ulaşım hizmetlerinin adil ve ekonomik olarak sunulmasını sağlamak ve denetlemek”  olarak dile getirdiğiniz Bakanlığınız vizyonu ile bağdaştığını düşünüyor musunuz?

5-İDO’nun özelleştirilmesinden sonra bu alanda hizmet veren bir “tekel” olduğu gerçeğini nasıl değerlendirmektesiniz?

6-Tekelleşmeyi önleyen yasalara rağmen alternatifi olmayan güzergâhta tek başına faaliyet gösteren İDO’nun vatandaşı özelleştirme ile mağdur ettiğini düşünmüyor musunuz? İDO’nun hizmet verdiği güzergâhlarda Bakanlığınızın halkın daha ucuz hizmet alabileceği bir projesi bulunmakta mıdır?

7-Anayasamızda genel olarak keyfiliği yasaklayan bir anlama sahip olan eşitlik ilkesi de yer almıştır. Mal ve hizmetlerden yararlanmada, bunlara katılma ve aynı şartlarda yararlanma suretiyle ayrım yapılmaması eşitlik ilkesinin bir gereğidir. Bu açıdan değerlendirildiğinde İDO’nun, Anayasa’nın “eşitlik ilkesi”ne aykırı fiyat uygulamaları ile ilgili olarak Bakanlığınızın bir çalışması olacak mıdır?

8-Bakanlığınızın İDO’ya imtiyaz tanıdığı iddiaları doğru mudur?”

 

İzmir Milletvekili Güven: “Hükümet, kadınlar üzerinden siyaseti moda haline getirdi”

İzmir Milletvekili Hülya Güven kadın kollarının kongrelerine katılarak kadın siyasetteki yeri üzerine konuştu. Güven, hükümetin kürtaj konusunda yaklaşımlarını eleştirerek, “Hükümet, kadınlar üzerinden siyaseti moda haline getirdi” dedi

İzmir Milletvekili Hülya Güven hafta sonunda İzmir’de pek çok etkinliğe katılarak CHP üyeleri, CHP gönüllüleri  ve vatandaşlar ile bir araya geldi. CHP Bornova 11. Kadın Kolları Kongresi’ne katılan Güven, Divan Başkanlığı yaptı. Mevcut Başkan Aynur Ataş, Sibel Parmaksız ve Şükran Kaya’nın İlçe Kadın Kolları Başkanlığı için yarıştığı kongreye Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır ve ilçe başkanı Enver Dündar da katıldı.

Kongrede konuşan İzmir Milletvekili Hülya Güven, kadınların siyasetin bel kemiği olduğuna vurgu yaparak AKP hükümetinin kadınlar üzerinden siyaseti moda haline getirdiğini söyledi. Kürtaj konusunda da daha önceki söylemlerini yineleyen Güven, Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir hekim gibi kadın sağlığı üzerine karar verdiğini, kadın bedenini siyasi amaçlara alet ederek, gündem değiştirdiğini söyledi.

Buca ve Balçova ilçe kadın kollarının da kongresine konuk olan İzmir Milletvekili Güven, burada da kadınların siyasi yaşamdaki önemleri üzerine birer konuşma yaparak kadın kolları üyelerinden daha da etkin olmalarını istedi. Buca’da Nuray Zahide Kurun, Balçova’da ise tek aday olan mevcut başkan Birsen Uyanık Dirik seçildi. Balçova delegesi olan Güven de Balçova Kadın Kolları Kongresi’nde oy kullandı.

-Emeklilerle Buluştu-

Emekli-Sen Karşıyaka Şubesi’nin dayanışma kahvaltısına da katılan Prof. Dr. Hülya Güven, emeklilerin düşük maaş ve geçim sıkıntısıyla ilgili sorunlarını dinledi.

-Piknik, Festival, Şenlik… -

Güven ayrıca; Buca’da Uşak Ulubeyliler Derneği Başkanı Mustafa Kaytan’ın ev sahipliği yaptığı dayanışma pikniğine, 8. Belenbaşı Yörük Kültürü’nü Tanıtma ve Kiraz Festivali’ne, Afyonkarahisarlılar Kültür, Eğitim Derneği Başkanı Ramazan Karaçor’un ev sahipliğini yaptığı Geleneksel 15. Katmer Şenliği’ne katıldı.

 

Mersin Milletvekili Seçer, hileli ve sağlıksız gıda üretimi ve bu ürünlerin sağlığa etkilerinin araştırılmasını istedi.

Mersin Milletvekili Vahap Seçer, hileli ve sağlıksız gıda üretiminin ve bu tür ürünlerin insan sağlığına etkilerinin araştırılması, üretici ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi.

Mersin Milletvekili Seçer, Araştırma Önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

!Son yıllarda uygulanan çarpık politikalar sonucu tarım iflas etme noktasına gelmiştir. Üretici yüksek girdi maliyetlerine karşılık, düşük fiyat kıskacıyla üretim yapamaz, tüketiciler ise tükettikleri gıdanın güvenilirliği konusunda endişeli bir hale gelmiştir.

Hileli ve sağlığa zararlı ürünlerin serbestçe satılabildiği Türkiye, bu konumuyla diğer ülkeler arısında neredeyse ilk sıraya yerleşmiştir. Oysa, gelişmiş ülkelerde gıda güvenliği konusu çok sıkı kurallara bağlanmış, tüketicilerin sağlının korunması için her türlü tedbir ve önlem alınmıştır.

Son günlerde halkın temel tüketim maddeleri arasında olan et ve et ürünleri, yumurta, bal ve ekmekte tehlikenin arttığına yönelik haberler yazılı ve görsel basında geniş olarak yer almaya başlamıştır.

Kırmızı ette domuz eti, sucuk sosis gibi yiyeceklerde tek tırnaklıların eti, deri, kıkırdak, böbrek, rakıda metil alkol, domates, çilek, ıspanak, kabak, biber ve salatalıkta zirai ilaç kalıntıları, margarinde benzoik, sorbik asit, yoğurt peynir tereyağında bitkisel yağlar, balda şeker şurupları, glikoz, su ve nişasta, kepekli ekmek görünümü vermek için una kakao, ekmek esmer görünsün diye boya ve renklendirici, tatlandırıcı karıştırıldığı; bayatlamış tavukların çamaşır suyuyla beyazlatıldığı, içerisinde genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) tespit edilen fındık kremaları, süt tozunun içine tebeşir tozu, küflenmiş çayların piyasaya sürülmesi gibi bilgiler kamuoyuna yansıyan bilgiler arasındadır.

Hileli ve sağlığa zararlı üretimi yapan firmalara ilişkin sırlar açığa çıktıkça, halk sağlığının nasıl bir tehdit altında olduğu bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır. Ancak, yapılan açıklamaların buzdağının sadece görünen kısmı olduğu bilinmelidir.

Türkiye’deki gıda sektörü ve bu sektöre temel girdileri sağlayan tarım sektöründe çok sayıda küçük ve eğitimsiz işletmenin var olduğu; bu işletmelerin önemli bir miktarının “merdiven altı” yani kayıt dışı olduğu da bilinmektedir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın gıda, denetim ve kontrolleri; 81 il ve yetkilendirilmiş ilçe müdürlüklerindeki “Kontrol Görevlileri” tarafından yapılmaktadır. Bakanlığın verilerine göre, Türkiye genelinde 2011 yılı itibariyle sadece 4 bin 635 kontrol görevlisi görev yapmaktadır. Laboratuvarlarda nitelikli eleman eksikliği önemli boyutlardadır.  Gıda Mühendisleri gibi konu uzmanlarının kamuda yeterli sayıda istihdam edilmesinin zorunlu bir hal almasına rağmen, gerçekte bunun böyle olmadığı açıktır.

Açıklanan nedenlerle, üretici ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi ve hileli/sağlıksız gıda üretiminin ve bu tür ürünlerin insan sağlığına etkilerinin araştırılması amacıyla Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri gereğince Meclis araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz. “

 

Ankara Milletvekili Gök, Başbakan Erdoğan’a Ankaraspor Kulübü üzerinden sağlanan rantı sordu.

Ankara Milletvekili Levent Gök, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

Ankara Milletvekili Gök, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

“Gölbaşı Karagedik’te ve Yenimahalle Yukarıyurtçu’nun imar yetkisi Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne aittir.

Bu bölgelerde Ankaraspor Kulübü’ nün  2009 yılında önemli   ölçüde gayrimenkul edindiği bilgisi yayın organlarında yer almıştır.

Söz konusu dönemde Başkanlığını Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı BUGSAŞ Genel Müdürü Ruhi Kurnaz’ın, Futbol Şube Sorumluluğunu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek’in yaptığı Ankaraspor Kulübünün Onursal Başkanı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’tir.

Bu bağlamda;

1-Ankaraspor Kulübünün üzerinde kayıtlı gayrimenkuller nelerdir?

2-İmar yetkisi Ankara Büyükşehir Belediyesinde bulunan bu gayrimenkuller hangi tarihte, kimden, kaç TL’ye satın alınmıştır. Kulübe bağış yapılan gayrimenkuller hangileridir?

3- Kulübe gayrimenkul bağışı yapanlar kimlerdir?

4-Bu gayrimenkuller hangi tarihte imara açılmıştır? Ankaraspor Kulübünün satın aldığı tarihte gayrimenkullerin imar durumu nasıldır

5-Gayrimenkullerin bugünkü rayiç bedelleri nedir?

6-Gölbaşı Karagedik beldesinde üniversite kurulacağı hayli yaygın bir söylentidir. Bu bölgede ve Aşağıyurttuçu’da toplanılan gayrimenkullerin büyük bir rant getireceği bilinmektedir. Gayrimenkullerin imar durumunu ve ilerdeki tarihte hangi konuma ulaşabileceğini bilecek durumda olan Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetiminde ve aynı zamanda Ankaraspor Kulübü yönetiminde bulunan kişilerin bu  tavırlarını hangi etik ilke ile açıklayabilirsiniz?”

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya herkesi çocuk işçiliğini önlemek için mücadeleye ve bu konuda duyarlı olmaya çağırdı.

“Cumhuriyeti emanet edeceğimiz çocuklarımızın sağlıklı bir biçimde gelişmelerini sağlamak ödevimiz ve sorumluluğumuzdur” diyen Akkaya yazılı bir açıklama yaparak şunları söyledi;

“Çocuk işçiliği, sosyal ve ekonomik açıdan çok önemli bir insan hakları sorunudur. Emek sömürüsünün en vahşi biçimi olan çocuk işçiliği, dünya ve ülkemizde ne yazık ki varlığını sürdürmektedir. ILO’nun 1973 tarih ve 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi, çocuk işçiliğinin etkili biçimde ortadan kaldırılmasını öngörmektedir. Bu sözleşme, 1999 tarihinde kabul edilen 182 sayılı Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin Önlenmesi Sözleşmesi ile daha da pekiştirilmiştir. Bu sözleşme, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin hemen sona erdirilmesine yönelik ivedi önlemlerin alınmasını öngörmektedir. Bu Sözleşmeleri bütün ülkeler imzalamış olmasına rağmen çocukların özellikle ağır ve tehlikeli işlerde çalışmasının önüne hala geçilebilmiş değildir.

Dünya genelinde 5-17 yaş arasındaki çocuk sayısı 1 milyar 586 milyon iken, bunların 306 milyonu çalışmaktadır. Bunun anlamı dünya genelinde her 5 çocuktan birinin çalışmak zorunda olduğudur. Türkiye’de ise çocuk işçiliğinin durumu daha vahimdir. Ülkemizde 5-17 yaş arasındaki çocukların yarısı çalışmak zorunda kalmaktadır. Bir diğer ifade ile her 2 çocuktan biri eğitim hayatını bırakarak, çalışma hayatına girmektedir.

Ülkemizde ne yazık ki son yıllarda çocuk işçiliği ile mücadeleye gereken önem verilmemiş, bunun sonucunda da çocuk işçi sayısında kayda değer bir gerileme olmamış, hatta ev işlerinde çalışan çocukların sayısında olağanüstü bir artış gerçekleşmiştir. İstihdam içinde değerlendirilmeyen ev işlerinde çalışan çocukların sayısı 1999 yılında 4 milyon 447 bin iken, 2006 yılında bu sayı 7 milyona ulaşmıştır. Ülkemizde tarım üretimdeki azalmaya bağlı olarak aile işçisi olarak çalışan çocuk sayısı azalırken, sanayide, ağır koşullarda çalışan çocuk sayısı artmıştır.

Çocuk işçiliğindeki bu artış ortada iken; bir de çocuk işçiliğinin artmasına neden olacak yasal değişiklikler 4+4+4 düzenlemesi ile hayata geçirilmiştir. Zaten ülkemiz; son yıllarda ücretlerin sürekli olarak baskılanması ve sendikalaşmanın önündeki engellerin bir türlü kaldırılmaması nedeni ile ucuz işgücü cenneti haline dönüştürülmüştür. Şimdi de çocuklarımızın eğitim hayatından koparılması ile bu ucuz işgücü piyasasına daha fazla çocuk işçi dâhil edilmek istenmektedir.

Ancak çocuklarımıza reva görülen bu olmamalıdır. Ülkemizin geleceği çocuklarımıza eğitim alma fırsatı sunulmalıdır. Anne-baba yoksulluğunu ve işsizliğini bitirecek ekonomik tedbirler bir an önce alınmalı, çocuk işçiliğini hızlı bir şekilde düşürecek politikalar hayata geçirilmelidir.

Cumhuriyet Halk Partisi, geleceğimizi kuracak çocuklarımızı korumayı temel hedeflerinden birisi sayar. Cumhuriyeti emanet edeceğimiz çocuklarımızın sağlıklı bir biçimde gelişmelerini sağlamak ödevimiz ve sorumluluğumuzdur. Herkesi çocuk işçiliğini önlemek için mücadele çağırıyor, duyarlı davranmaya davet ediyoruz.”

 

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun TBMM’deki Grup konuşması yazılı basında

AKŞAM – Lütfen kırıcı üslup kullanma.

POSTA – Mecliste kavga, dağda şehit.

HÜRRİYET – Kavga ediyoruz, şehitler geliyor.

STAR – Biz konuşmazsak, başkaları konuşur.

 

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun TBMM’deki Grup konuşması yazılı basında

TARAF – Otuz yıllık sorunu çözme zamanıdır. Kılıçdaroğlu grup konuşmasında Kürt sorununa değindi: Bu sorun otuz yıldır sürüyor, çözelim.

CUMHURİYET – Umudu yeşertmek lazım.

 
© 2014 Cumhuriyet Halk Partisi - Tüm Hakları Saklıdır
Adres: Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
7ccc54cf454b392d8e99f1a4300438a219
70