CHP Genel Merkez

Adres : Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
Telefon : (+90) 312 207 40 00
Faks : (+90) 312 207 40 39
Web : http://www.chp.org.tr
EPosta : chp@chp.org.tr

CHP’nin 81 İl başkanı adına Çorum İl Başkanı Yıldız Bek tarafından yapılan açıklamada “pazar ve pazartesi günü kurultay salonunda olacağız” denildi.

Açıklamada, “Türkiye’nin içinde bulunduğu sivil darbeyi hatırlatan koşullarda CHP’ye olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Bu bağlamda toplumun demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet ihtiyacına yanıt verebilmek için biz 81 İl Başkanı birlik ve beraberlik içindeyiz” denildi.

CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelen ve kurultaylarla ilgili olarak değerlendirmeler yapan CHP İl Başkanları adına Çorum İl Başkanı Yıldız Bek’in gazetecilere yaptığı açıklama şöyle

“Çok değerli basın mensubu arkadaşlarım, hoş geldiniz.

Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu sivil darbeyi hatırlatan koşullarda Cumhuriyet Halk Partisine olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Bu bağlamda toplumun demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet ihtiyacına yanıt verebilmek için biz 81 İl Başkanı birlik ve beraberlik içindeyiz. Bu birliği tüm delegelerimizle birlikte Pazar ve Pazartesi günleri yapacağımız kurultaylarımızda örgütümüzle birlikte ispatlayacağız. Hep birlikte kongre salonunda olacağız. Partimizin anayasası olan tüzüğümüzün demokratikleştirilerek Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olmasının önündeki engelleri kaldıracağız. Yolumuz açık olsun.

Bu kurultayımıza 81 İl Başkanımızın desteğini alarak katılıyoruz arkadaşlar.

Tüzüğümüzde biliyorsunuz kadın kotası yeni yapılan tüzüğümüzde %33 oldu. Bende kadın İl Başkanı olarak bundan gurur duyuyorum. Bugünkü açıklamamda da bunun çok net katkısı olacaktır.

Tabi tüm 81 İl Başkanımızda bu maddeye destek veriyor”

 

CHP 16. Olağanüstü Kurultayı bugün saat 10.00’da Atatürk Kültür Merkezi alanı içinde ( ULUS ) Arena’da toplanacak.

KURULTAYA 95 Medya kuruluşu adına 955 medya mensubu isim yazdırarak kart aldı. Ayrıca 26 Büyükelçilikten diplomatın da Kurultayı izleyeceğini bildirdi. Kurultaya darbelerden, cuntalardan ve karanlık odakların tertiplerinden zarar görenlerin yakınları da davet edildi

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kurultay Salonu’na gelmesinden ve CHP’lileri, konukları, vatandaşları selamlamasından sonra Anadolu Ateşi gösterisini sunacak.

10.20 – 10.30 arası Kurultay açılacak, saygı duruşu ile İstklal Marşının okunmasından sonra Kurultay Başkanlık Divanı seçilecek ve Divan Başkanı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet edecek.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından sonra Tüzük Komisyonu tarafından hazırlanan rapor görüşülecek ve oylanacak. Kurultay tüzük değişikliği gerçekleşene kadar devam edecek

27 Şubat günü ise Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda CHP’nin 17.Olağanüstü Kurultayı toplanacak ve 362 delegenin imzasıyla istenen tüzük değişikliği önerisi değerlendirilecek

 

İstanbul Milletvekilleri Ekşi ve Toprak ile İzmir Milletvekili Türmen, Türkiye’de basın özgürlüğünün içinde bulunduğu açmazı değerlendirdi.

İstanbul Milletvekilleri Oktay Ekşi ve Binnaz Toprak ile İzmir Milletvekili Rıza Türmen, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında basın özgürlüğü konusunda değerlendirmelerde bulundu.

-“İktidar, vergi denetmenleriyle patronlara basın özgürlüğünü öğretti”-

İzmir Milletvekili Türmen, otoriter rejimlerde, özgürlüklerin hangi sınırdan geçtiğinin iktidarlar tarafından belirlendiğini belirterek, bu durumun Türkiye’de de aynı olduğunu söyledi.

Otoriter rejimlerde muhalif basının ve yandaş basının bulunduğunu ifade eden Türmen, ancak o gazetelerin neyi yazıp yazmayacağının sınırının iktidar tarafından belirlendiğini belirtti. Türmen, iktidarın, vergi denetmenleri ordusuyla patronlara basın özgürlüğü sınırının nereden geçtiğini öğrettiğini söyledi

Türmen, basın üzerindeki baskıların, üç kaynaktan doğduğunu belirterek, muhalif gazetecilerin cezaevine konulduğunu, terör örgütü üyesi kabul edildiğini, Başbakan ya da Hükümetin doğrudan müdahale ettiğini, azarladığını, gazetecilerin işlerinden çıkarıldığını iddia etti.

- “Gazetecilerin ortak özellikleri iktidarı eleştirdikleri için işlerinden oldular”-

İzmir Milletvekili Rıza Türmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

Seçilmiş otoriter rejimlerde özgürlüklerin hangi sınırdan geçtiği iktidarlar tarafından belirlenir. Bu yorumu iktidarlar yapıyor ve bütün otoriter rejimlerde aynı durumu görüyorsunuz.

Bütün otoriter iktidarlarda özgürlükler var ama bunun sınırının nereden geçeceğini iktidar yorumluyor. Türkiye’ de de bu böyledir. Basın özgürlüğü var mı Türkiye’de! var… Yandaş basın da var. Muhalif basın da var. Ancak gazetelerin ve basının ne yazıp ne yazmayacağına Türkiye’de iktidar karar veriyor.

Türkiye’de ki basın üzerindeki baskılar üç kaynaktan ortaya çıkıyor. Birincisi; muhalif gazeteciler cezaevlerine konuyor. Terör örgütü üyesi olarak suçlanıyor. 100′den fazla gazeteci var bu durumda. İkincisi; Başbakan veya hükümet doğrudan doğruya müdahale ediyor, azarlıyor ve kendi sözleri ile baskı kuruyor. Kendi gazetecilik anlayışına uymayan gazetecilik anlayışını dışlıyor. Üçüncü kaynak ise gazetecilerin işlerine son verilmesidir. İktidara muhalif olan gazetecilerin işine son veriliyor.

Son bir aya baktığımız zaman sadece son bir ay içerisinde Mehmet Altan, Ece Temel Kuran, Banu Güven ve en son olarak birkaç gün önce Nuray Mert’in işine son verildi. Bu liste oldukça uzun bir liste ve yaklaşık 20′ye yakın gazeteciyi bu listenin içine sokabiliriz.

Bütün bu gazetecilerin ortak özellikleri iktidarı eleştirdikleri için işlerinden oldular. Siyasi iktidar medya patronlarına basın özgürlüğünün nerden geçtiğini ve sınırlarını öğretiyor. Vergi denetmenler ordusu aracılığı ile gazete patronlarına basın özgürlüğünün sınırları ve nereden geçtiği öğretiliyor. Bu sınırı ihlal edenlerin akıbeti ise Nuray Mert örneğinde olduğu gibi işlerine son veriliyor. Mekanizma bu şekilde işliyor.”

Basın özgürlüğünün sınırının nereden geçtiğinin AİHM’in Erbil Tuşalp ile ilgili son kararında görüldüğünü belirten Türmen, AİHM’in, ”Basın özgürlüğü sadece iyi şeyler için değildir. Siyasetçiye yönelik eleştiriler söz konusuysa, bir kamuoyu çıkarı varsa gazetecinin özgürlüğü daha da geniştir” dediğini savundu.

-“Türkiye, giderek otoriterleşen iktidarın yönetimi altında”-

İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak’ da, Türkiye’nin, giderek otoriterleşen iktidarın yönetimi altında olduğunu iddia ederek, böyle bir ortamda farklı kurumların sesinin çıkmasının zorlaştığını, iktidara karşı eleştiri yöneltilemediğini ifade etti.

Toprak, ”Bir ülkede basın, düşünce özgürlüğü yoksa, sahayı otoriter yönetimlere bırakıyorsunuz. Bununla mücadele etmeyen herkes o otoriter yönetimin parçasıdır” dedi.

-“3 K harfi, korkutma, kovma, kapatma”-

İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi ise Ocak 2008′den itibaren hızlandırılarak uygulamaya konulan bir politika olduğunu belirterek, ”Önce korkutacaksınız, eğer korkutmanız yetmiyorsa, beğenmediklerinizi kovarak, korkutarak, içeri atarak ayıklayacaksınız. 3 K harfi, korkutma, kovma, kapatma…  Bunlar da yetmiyorsa, geriye ne kalıyorsa onu yapıyorsunuz” diye konuştu.

Yaklaşık 20 yazar, gazetecinin, sadece iktidarın canını sıkacak şekilde yazı yazdıkları, işlerini yaptıkları için işlerinden olduğunu belirten Ekşi, pek çok gazetecinin, hapishanelere kapatıldığını, buna önce ”Ergenekon” denildiğini söyledi. Ekşi, Ergenekon’un, ”Türkiye’nin, arzu edilmeyen, ses çıkarması uygun görülmeyen kesimlerini susturma kampanyası” olduğunu söyledi.

Ekşi, ”Bugün Başbakan’ın, gözünün üstünde kaşın var diye, onunla ilgili eleştirel nitelikte tek kelime söyleyecek bir babayiğit görüyorsanız, ismini söyleyin, yazın biz de öğrenelim. Türkiye, öyle bir duruma geldi” diye konuştu.

-Sorular-

Daha sonra bir gazetecinin sorusu üzerine Türmen, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in, ”Özel yetkili mahkemelerde ölçü kaçtı” yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu, özel yetkili mahkemelerin hâkim ve savcıları dışında, bu mahkemelerden herkesin ve iktidarın da şikayet ettiğini söyledi. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması için kanun teklifi verdiklerini anımsatarak, ”İktidar şikâyetçiyse o zaman konuşabilir, görüşebiliriz. Bizim önerilerimizle iktidarın şikâyeti arasında uzlaşı bulabiliriz belki de” dedi.

Ekşi ise ”bugünkü modern istiklal mahkemelerinin”, can acıtacak bir noktaya geldiğini ifade etti.

”Meclis Başkanı’ndan bir çağrı bekliyor musunuz-” sorusuna Türmen, ”Çok iyi olur tabii. Herkesin şikayetçi olduğu konular üzerinde uzlaşı bulma imkanı varsa, önce bunu denemek lazım” diye konuştu.

 

Gençlik, CHP Gençlik Kolları tarafından Demokrasi Şöleni’ne, CHP’nin Olağanüstü Kurultayı’na davet edildi

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığından yapılan açıklamada, “Genel Başkanımıza sahip çıkıyoruz. Artık hiçbir güç bizi kendi iç tartışmalarımıza mahkûm edemeyecek” denildi

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığının açıklaması şöyle ;

“Partimizin yaşadığı bu tarihi günlerde bizlere yani CHP’nin en dinamik gücüne büyük sorumluluklar düşüyor. Yeni tüzükte gençlik örgütleri olarak kazanımlarımızla, partimizi yönetiminde söz sahibi olmak, haklarımızı almak, sesimizi daha güçlü duyurmak, partimizi özgürlükçü demokrasiye taşımak isteyen Genel Başkanımıza sahip çıkmak ve özgürlük türküsünü hep beraber söylemek için tüm gençlik örgütümüzü Büyük Demokrasi Şölenine davet ediyoruz.

Partimizin bu tarih tüzük değişikliği sürecinde gençlik ve kadın yapılanmalarımız ciddi kazanımlar elde edecektir.

Bu kapsamda;

Kadın erkek eşitliğinin savunulması konusu, CHP’nin ana amaçları arasına dahil ediliyor. Parti organlarındaki kadın kot ası yüzde 25′ten, yüzde 33′e çıkarılıyor. Daha önce kadın kotası sadece Parti Meclisi için kullanılırken, şimdi il, ilçe yönetimleri, hatta delege seçimlerine kadar kota uygulaması genişletiliyor. Gençlik kolları üyelerine de yüzde 10 kota getiriliyor.

Değişikliklerle, kadın ve gençlik kolları, özel önemleri nedeniyle örgüt şemasının belirlendiği 23. Madde kapsamına alınıyor.

Ayrıca, kadın ve gençlik kolları başkanlarına, il ve ilçe yönetim kurullarına, MYK ve Parti Meclisi toplantılarına katılması ve görüşlerini açıklaması hakkı tanınıyor.

Kadın ve gençlik kollarının her düzeyde başkanlarının seçimle belirlenmesi, bu kollara il ve ilçelerin bütçelerinden en az % 10 pay ayrılması hükme bağlanıyor.

Evet, Partimiz örgütünü güçlendirerek, gençlik ve kadınlarına büyük sorumluluklar vererek iktidara yürüyor. Artık hiçbir güç bizi kendi iç tartışmalarımıza mahkûm edemeyecek. Çünkü enerjimiz, gücümüz; halkımıza, ülkemize ve partimize duyduğumuz sevgi ve coşku bizleri iktidara taşıyacak.

Partimiz değişiyor, yenileniyor, güçleniyor ve iktidara yürüyor. Bu büyük yürüyüşte omuz omuza olmak dileğiyle”

 

Kocaeli Milletvekili Kaplan Dilovası Kömürcüler OSB’i için araştırma önergesi verdi.

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Dilovası Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesinin sorunlarının belirlenerek çözüm önerilerinin tespiti için Meclis Araştırması açılmasını istedi.

Kocaeli Milletvekili Kaplan, önergesinde şu cümlelere yer verdi:

“Kocaeli ili Dilovası ilçesi, 1970li yıllarda başlayan ve 80li yıllarda hız kazanan İstanbul’un sanayileşme hareketinin İstanbul’un doğusuna kaydırılması düşüncesi ile sanayinin geniş ve ucuz arazi gereksinimine paralel olarak yoğun sanayi ile tanışmış, bu sanayileşme özellikle kimya, demir-çelik, boya sanayi gibi kirletici sanayi dallarında gerçekleştiği için de süreç içinde bu küçük ilçe çevre ve sağlık koşullarının çok ciddi şekilde bozulmuş olduğu bir yer haline gelmiştir. Sanayi tesisleri ve konut alanlarının çarpık ve plansız bir şekilde iç içe yapılandığı Dilovası’nda, sanayinin, çevre ve sağlık açısından ilçe üzerinde yarattığı olumsuz baskı, bölgedeki kansere bağlı ölümlerin Türkiye ortalamasının üç katına ulaşmasıyla kendini göstermiş ve bu konu ulusal basında da sıkça yer almaya başlamıştır.

Dilovası’nda yoğun olarak gerçekleşen sanayileşme geçen yıllar içinde rantın insan sağlığının önüne geçmesiyle ciddi tepkilere neden olmuştur. Kamuoyunda yükselen rahatsızlık sonucu Kocaeli’nin o tarihte Gebze İlçesinin bir beldesi olan Dilovası’nda Sanayi Atıklarının Çevre ve İnsan Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla 2006 yılında kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun ilk tespiti oldukça açıktır. “Çevre ve insan sağlığı ile ilgili birincil ilke olan koruyucu önlemler alınması hususunun bu bölgedeki uygulamalarda göz ardı edildiği açıkça görülmektedir.” Bu tespit aynı zamanda Anayasanın 56. Maddesinde belirtilen “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek  Devletin ve vatandaşların ödevidir” ibaresinin de göz ardı edildiği gerçeğini ortaya koymaktadır.2006 tarihindeki TBMM Araştırma Komisyonu’nun ve bilimsel kuruluşların yeni sanayiye artık izin verilmemesi yönünde görüşlerine rağmen; kurulan  dört yeni Organize Sanayi Bölgesi ile bölgede yaşayan halkın geleceğine açıkça tehditler oluşturulmaktadır.

Bölgede çevre kirliliği devam ederken halkın sağlıklı yaşam alanları yok olmaktadır. Sanayideki çarpık ve plansız yapılaşma da ne yazık ki  devam etmektedir. Dilovası fiziki konumu gereği çanak şeklindedir. Hava sirkülasyonu arada bir kuzeyden esen  rüzgarlarıyla olmaktadır.  Dilovası ve Tavşancıl’a hakim tepede yerleşim yerinin kuzeyinde kurulacak olan Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesi ile bölgenin tek nefes alabileceği kapısının kapatılması ve kömür tozlarının yerleşim yerlerini her gün siyaha boyaması söz konusudur. Diğer bir ifadeyle de Dilovası tamamen sanayi ile kuşatılmış olacaktır. Yine yerleşim yerinin kuzeyinde kurulmuş bulunan Kimyacılar Organize Sanayi ve Makinacılar Organize Sanayi Bölgelerinden gelecek olan zehirli gazların etkisi ve yine bu OSB’lerin hemen bitişiğinde yerleşik olan Katı Atık Depolama (çöp depolama) tesisinin kokusu ile birlikte Dilovası yaşanmaz bir yer olacaktır.

Yeni taşınacak olan Kömürcüler OSB’nin altyapısını oluşturan arazinin seçim ve güzergahı çok ciddi tartışmaları da beraberinde getirmektedir. 23 Temmuz 2004 tarihinde Kocaeli Valiliği Mahalli Çevre Kurulu’nun verdiği karara göre tüm “ithal kömür depolama, eleme, paketleme ve briketleme tesislerinin” 25 Ağustos 2005 tarihine kadar Gebze Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesine nakledilmesine, 31 Ekim 2005 tarih ve 138 sayılı MÇK kararında mevcut OSB’nin kamulaştırma davalarının devam ettiği göz önüne alınarak taşınma sürecinin 31 Aralık 2006 tarihine kadar uzatılmasına, 31 Ocak 2007 tarih ve 153 sayılı MÇK kararında kamulaştırma çalışmalarının devam ettiği belirtilerek yine taşınma sürecinin 31 Aralık 2007 tarihine kadar uzatılmasına, 10 Ocak 2008 tarih ve 164 sayılı MÇK kararında altyapı çalışmalarının tamamlanamaması sebebiyle sürenin 31 Aralık 2008 tarihine yine 12 Ocak 2009 tarih ve 175 sayılı MÇK kararıyla aynı sebeple sürenin 31 Aralık 2009 tarihine kadar uzatılmasına ve son olarak 24 Ağustos 2010 tarih ve 192 sayılı MÇK kararıyla;

“Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, söz konusu organize sanayi bölgesi için yeni bir alan seçimine gerek duyulduğu anlaşılmış olup, söz konusu OSB ile ilgili alınacak kararlar netleşinceye kadar kömür depolama, eleme, paketleme be briketleme tesislerinin mevcut organize sanayi bölgesine taşınmalarının durdurulmasına” karar verilmiştir.

Bu süreç sonucunda Kömürcüler OSB Müdürlüğü 192 sayılı MÇK kararının yürütmesinin durdurulmasına yönelik dava açmıştır. Dava sonucunda Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin yürütmenin durdurulması kararından sonra da 24 Temmuz 2011 ve 197 sayılı MÇK kararı ile “il sınırları içinde faaliyet gösteren kömür depolama, eleme, paketleme ve briketleme tesislerinin mülkiyet ve altyapı durumuna bakılmaksızın en geç 29 Şubat 2012 tarihine kadar Kocaeli-Gebze Kömürcüler OSB alanına taşınmalarına ve bu tarihten itibaren OSB dışında bulunan tesislerin faaliyetlerinin durdurulmasına” karar verilmiştir.

Öncelikli olarak kömür tevzi tesislerinin taşınmasında ilk itiraz Kocaeli Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir.” kararına yapılan itirazdır. Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesinin ÇED Yönetmeliğinin 7/a maddesinde EK-I listesi 36. Maddede yer alan “İhtisas Sanayi Bölgeleri” tanımına girmesine ve bu projelerle ilgili ÇED raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmasına rağmen Kocaeli Valiliği’nin, bu proje hakkında “ÇED gerekli değildir.” kararı vermesi tartışmalıdır. Ayrıca daha öncesinde Dilovası ilçesi ile ilgili yapılan çevre kirliliğine yönelik değerlendirmelerin ışığında OSB’nin yer seçiminin, yukarıda da belirtildiği üzere ilçenin nefes aldığı Kuzey Bölgesi’ni tamamen kapatacağı, böylelikle çanak şeklindeki Dilovası’nın yanı sıra rüzgarın yönüne bağlı olarak sağlık açısından çok tehlikeli olan kömür tozlarının Hereke, Tavşancıl, Çerkeşli, Yukarı Hereke gibi bölgeleri dahi etkileyeceği, limandan gelen kömürlerin kamyonlarla sevkiyatının ciddi trafik problemi ortaya çıkaracağı ve kamulaştırma çerçevesinde rantın büyüklüğü ile çıkar kavgalarının oluşacağı açıktır.

Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, Dilovası bölgesinde yer alan Kömürcüler OSB’nin kapsadığı alan ve bu alandaki kamulaştırma ve imar planlarının, bu bölgede yapılacak olan kömür tevzi faaliyetinin çevresel etkilerinin, bu faaliyetlerin bölge taşımacılık trafiğine yaratacağı baskının incelenmesi, ÇED yönetmeliğinde açık ibare olarak yer alan 36. Maddenin bu OSB için neden uygulanmadığının, bu tartışma ile ortaya çıkan yönetmeliğin yenilenmesi ve EK-I ve EK-II tablolarında yer alan projelerin ulusal bir envanter ışığında yeniden düzenlenmesi gerekliliğinin araştırılması, Dilovası halkının sağlıklı yaşam alanlarının tehlike altında olduğu ve TBMM’nin 2006 yılında Dilovası’na yönelik Araştırma Raporu’nda belirtilen sorunların geçen süreç içinde çözüme kavuşturulmaları için ne gibi önlemler alındığının tespit edilmesi amacıyla Anayasanın 98, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.”

 

CHP’nin 1980 öncesi gençlik kolları başkan ve yöneticileri, “Partimize ve Genel Başkanımıza sahip çıkıyoruz” diye açıklama yaptı.

CHP Genel Merkezi’ndeki  toplantıdan sonra yapılan açıklamada, “AKP iktidarının yarattığı baskıcı ve tek adamlığa dayalı rejiminin tek alternatif CHP dir. CHP’de Genel başkan sorunu yoktur. Gün birleşme, dayanışma ve mücadele günüdür. Bir ve bütün olarak geleceğe umutla yürümenin zamanıdır” denildi.

CHP’nin1980 Öncesi Gençlik Kolları Başkan ve yöneticileri toplantısından sonra yapılan açıklama ve yayımlanan bildiri şöyle;

1980 öncesi CHP Gençlik Kollarında görev yapmış olan bizler, otuz yıldır düzenli aralıklarla bir araya gelerek, partimize katkı verme çabası ve çalışması içinde olduk. 1992 yılında Ürgüp Toplantısı ile Cumhuriyet Halk Partisinin yeniden açılışına katkı verdik. Cumhuriyet Halk Partisi Üyesi olmanın dahi; ne kadar önemli olduğunu biz alanlarda öğrendik. O nedenle bu partiye emek veren herkese içtenlikle teşekkür ediyoruz.

Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu cumhuriyetimiz ve partimiz için sorumluluklarımızı biliyoruz. Nutukta anlam bulan Gençliğe hitabe de rehberimiz olan düşünceleri sahiplenmeye ve o yolda yürümeye devam edeceğiz.

AKP iktidarının yarattığı baskıcı ve tek adamlığa dayalı rejiminin tek alternatif CHP dir. Ülkemizde yokluk yoksulluk artarken, baskıcı bir rejiminde dayatmalarına karşın mücadeleyi yükseltecek tek umutta CHP’dir.

Dışa dönük mücadelemizde parti içi sorunların varlığı kabul edilemez. O nedenle süreçte partimizi yıpratıcı, ayrıştırıcı bir dili kullanmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Bizler Partimize ve Genel başkanımıza sahip çıkıyoruz. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu çok yoğun bir çalışma ve çaba içerisindedir. Tüm örgütümüzde benzer çaba içinde olmalıdır.

CHP’de Genel başkan sorunu yoktur. Daha çok çalışma ve çabaya gerek olan örgütsel yapılanmaya ihtiyaç vardır. Ülkemizin içinde bulunduğu koşulları gören, gözleyen ve halkımız adına kaygı duyan bizler, parti içi sorunların bir an önce aşılmasını ve iktidara birlikte gönül gönüle yürümenin gereğine inanıyoruz.

Gün birleşme, dayanışma ve mücadele günüdür. Bir ve bütün olarak geleceğe umutla yürümenin zamanıdır. Partimizin tüzük gibi programında da Sosyal Demokrasinin evrensel değerlerine uygun değişiklikler yapılmalıdır. Süreç ilçe örgütlerinden başlayarak üretkenlik ve katılım içinde yürütülmelidir. Sosyal Demokrat Parti de olması gereken katılım ve işbirliği ile çalışmalar gerçekleştirilmelidir.

Parti içi demokrasi her aşamada uygulanmalıdır. Öncelikle üye yapısı irdelenmelidir. Parti değerlerine inanan ve özgür iradesi ile üye olan, aidatını veren parti içi etkinlik ve eğitime katılan, yani partisini her aşamada sahiplenen üye yapısı oluşmalıdır.

Ülkemizin ve Halkımızın CHP iktidarına ihtiyacı vardır.Kurultaylarımızı dayanışma ve iktidara hazırlık süreci olarak değerlendirmeliyiz.Yarın yapılacak tüzük kurultayına katılarak sürece katkı vermeye devam edeceğiz..25.02.2012;

EMEK EN YÜCE DEĞERDİR.

NE EZİLEN NE EZEN İNSANCA HAKÇA BİR DÜZEN YAŞASIN DEMOKRATİK HALK İK Tİ DARI- YA ŞA SIN CHP

CUMHURİYET HALK PARTİSİ

1980 ÖNCESİ GENÇLİK KOLLARI

 

Ankara Milletvekili Nazlıaka, Başbakan Erdoğan’a bireysel silahlanmayı sordu.

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yanıtlanmasını istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

Ankara Milletvekili Nazlıaka önergesinde şu ifadeler yer verdi:

“Bireysel silahlanma, bireye ve topluma yönelen şiddet her geçen yıl artmaktadır. Toplumları tehdit eden bu sorun, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizin de önemli gündem maddeleri arasında yer almaktadır. Kamuoyunda maganda terörü denilen olaylar nedeniyle pek çok masum insanımız yaralanmakta ya da hayatını kaybetmektedir.

Son olarak Osmaniye’nin Kadirli İlçesi’nde aşık olduğu lise öğrencisi 16 yaşındaki Fatmanur Gedik’in bulunduğu okul servisine pusu kuran, pompalı tüfekle ateş açan, Fatmanur Gedik’le birlikte aynı okulun öğrencisi Fatmagül Yalçın’ı öldüren ve bir öğrenciyi de yaralayan katil zanlısı 29 yaşındaki Sinan Dursun’un kalbine ateş ederek intihar etmesiyle sonuçlanan olay, bireysel silahlanma ve şiddet olaylarında gelinen noktayı gösteren acı örneklerden sadece biridir.

Ülkemizde bireysel silahlanmayla ilgili rakamlar ürkütücü boyuttadır. Veriler ülkemizde her 100 kişiden 12’sinde silah bulunmaktadır. Bireysel silahlanma konusunda Türkiye, 178 ülke arasında 14. sırada yer alırken silah ticareti ilgili şeffaflık konusunda ise 48 ülke arasında 31. sırada bulunmaktadır Ülkemizde ruhsatlı silah sayısı 2003 yılında 1 milyon 954 bin iken bu sayı 2005′te 2 milyon 145 bine yükselmiştir.  İçişler Bakanlığı 2010 yılı verilerine göre ise 2005–2009 yılları arasında yenilenenler dahil olmak üzere 256 bin 906 taşıma, 222 bin 271 bulundurma, 3 bin 474 adet yivli tüfek ruhsatı verilmiştir. Ruhsatsız silah sayısı ise bireysel silahsızlanmaya kendini adamış Umut Vakfı verilerinde yer almıştır. Vakfın açıklamalarına göre ruhsatsız silah sayısının ruhsatlı silah sayısının 3-4 katı olarak tahmin edildiği ifade edilmektedir.

Meydana gelen şiddet olaylarında silah kullanımına ilişkin veriler, olayların önlenmesinde silahsızlanmanın önemini de göstermektedir. 2011’in ilk altı ayında 2001 yılı aynı dönem verilerine göre silahlı şiddet olaylarının sayısında yüzde 83 oranında artış tespit edilmiştir. Silahla işlenen cinayetlerin yüzde 14’ünde ruhsatlı silah kullanılmıştır.

Yapılan araştırmalarda gençlerin silah sahibi olmalarının önemli toplumsal sorunlara neden olduğu belirlenmiştir. İntihar ve akran cinayetlerinde silah kullanılmaktadır. Ayrıca son 7 yılda yüzde 1400’lük artış gösteren kadına yönelik şiddet eylemlerinde de silah kullanılmaktadır.

Uzmanlar şiddet olaylarının artmasında işsizlik, ekonomik kriz ve geleceğe ilişkin umutların tükenmesi gibi nedenlere dikkat çekerken, nüfus artışı, çarpık kentleşme, gelir dağılımının hızla bozulmasının bu olaylarda etkili olduğunu belirtilmektedir.

Bireysel silahlanmanın önlenmesi, mevcut silahların balistik değerlerinin arşivlenmesi, hem şiddet olaylarının azalmasına katkı sağlayacak hem de olayların aydınlatılarak adaletin yerini bulmasına yardımcı olacaktır.

Bu bağlamda;

1- 2007–20012 yıllarında meydana gelen silahlı olay sayısı nedir? İllere göre dağılımı nedir? Bu olaylar nedeniyle hayatını kaybeden, yaralanan ve özürlü kalanların sayısı nedir? Bu olaylardan kaçının faili yakalanmıştır?

2- Meydana gelen olaylarda kullanılan silahların kaçı ruhsatlı kaçı ruhsatsız silahla işlenmiştir?

3- Bu olaylardan kaçı kamuoyunda “maganda kurşunu” olarak adlandırılan ve faili belli olmayan olay niteliğindedir? Bu nedenle hayatını kaybeden, yaralanan, özürlü kalan yurttaşlarımızın sayısı nedir? İllere göre dağılımı nedir? Kadın ve çocukların sayısı nedir?

4- Aynı dönemde aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybeden, yaralanan ve özürlü kalan yurttaşlarımızın sayısı nedir? Bunlardan kaçı çocuk ve kadındır? İllere, kır- kente göre dağılımı nedir?

5- Bu tür olaylar nedeniyle görevine son verilen veya yargıya intikal ettirilen personel sayısı nedir? Kurumlara göre dağılımı nedir?

6- Şiddet olaylarının önlenmesi, bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi için alınan somut önlemler nelerdir?

7- Bu kapsamda yazılı ve görsel medyanın kullanılması, eğitim programları hazırlaması, cezaların artırılması, silah ruhsatı verilmesine ilişkin şartların ağırlaştırılması gibi çalışmalar var mıdır? Kapsamı nedir?

8- Ruhsatlı ya da güvenlik güçleri tarafından ele geçen silahların balistik değerlerinin arşivlenmesine ilişkin bir çalışma var mıdır?”

 

Ankara Milletvekili Gök, Başbakan Erdoğan’a Haymana’daki elektrik sorunlarını sordu.

Ankara Milletvekili Levent Gök, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

Ankara Milletvekili Gök, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

“Haymana, 60 köy ve 6 beldeyle Türkiye’de ve Ankara’da önemli bir ilçemizdir.

AKP özelleştirme politikalarının hayata geçirilmesiyle BEDAŞ (Başkent Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi), tarafından verilen elektrik kullanımındaki hizmetler ENERJİ-SA kuruluşunca devralınmıştır.

Bu devir işlemiyle birlikte yurttaşların elektrik enerjisinden yararlanmalarında önemli sıkıntılar yaşanmaya başlanmıştır.

Özelleştirme uygulamasından önce var olan Müdürlük, Başmühendislik ve Şeflikler kapatılmış olup, şu anda Haymana’da arızaları gidermek ve abonelik işlemleri için ENERJİ-SA’nın hiçbir çalışanı yoktur.

Bu bağlamda;

1-Haymana merkezinde, ya da belde veya köylerinde ortaya çıkacak bir elektrik arızasına, civar ilçelerden müdahale edileceği gerçeği dikkate alınacak olursa ve Polatlı’da veya Gölbaşı’ndaki arıza durumuna göre Haymana’daki arızaya 3-4 saatten önce müdahale edilemeyeceği gerçeğini göremiyor musunuz? Bu konuda hangi önlemleri almayı düşünüyorsunuz?

2-Haymana’da yeni abone olacak bir müşterinin Polatlı’ya gitmek zorunda kalması vatandaşa ekonomik olarak ek bir külfet getirmektedir. Bu durumu vatandaşa kaliteli ve kolay hizmet sunma anlayışıyla bağdaşır buluyor musunuz?

3- Herhangi bir nedenle ev değiştiren ya da sayaç değişikliğine zorlanan aboneler sözleşmelerini yenilemek için Haymana’dan Polatlı’ya gitmek zorunda kalıyorlar. İki gün gecikmeleri dahi, vatandaşların kaçak ve usulsüz elektrik kullanmak cezasına muhatap olmalarına yol açacaktır. Bu anormal durumu düzeltmek için ne gibi önlemler almayı, aldırmayı düşünüyorsunuz?

4-Elektrik hizmetlerindeki özelleştirmenin vatandaşı kolay ve kaliteli hizmete kavuşturduğunu düşünüyor musunuz?”

 

İstanbul Milletvekili Onur, Malatya Milletvekili Ağbaba ve Çanakkale Milletvekili Soydan’dan Tortum’da ki HES raporuna tepki

İstanbul Milletvekili Melda Onur, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Tortum’da yapılacak Hidroelektrik Santralden önce tutulan raporda “meyve ağacı yok” denildiğini hatırlatarak, bölgede 30 binden fazla ağaç olduğunu söyledi.

Tortum gezisi sırasında Tortum ilçesi Bağbaşı beldesindeki köylülerin kendilerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a iletmeleri için pekmez verdiklerini söyleyen Onur, “Pekmezi bize iletmemiz için verdiler. Hem şifa olsun, hem de tadına bakarsa belki HES projesinden vazgeçer diye…” şeklinde konuştu.

Onur, toplantının ardından pekmezi ve köylülerden Muammer Durmaz’ın mektubunu Başbakan Erdoğan’a vereceklerini ifade etti.

Tortumda, gerçekten topraklarını savunan insanlar olduğunu söyleyen Onur, “Köydeki zulme son verilmesi için dikkat çekmek istiyoruz. Köyde ayrıca birçok kişi yargılanıyor, şu anda 250 civarında kişi sanık durumunda.” dedi.

Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan ise “Bu hafta gerçekleştirdiğimiz Erzurum Tortum gezisinde birçok şeye tanık olduk. Birçok insan geçimini tarım ile sağlamakta. HES’ler bu duruma zarar verecektir. Bu yapılan bir çevre katliamıdır. Sağlıklı yaşamak için çevreye sahip çıkmak zorundayız.” şeklinde konuştu.

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da, kendisinin Malatya Milletvekili olduğunu hatırlatarak, kayısı üretiminin %80′inin Malatya’dan sağlandığını, kayısının her derde deva olduğunu, bu nedenle Başbakan Erdoğan’a kayısı hediye etmek istediğini belirtti.

 

CHP Kadın Kolları İl Başkanları, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Deniz Pınar Atılgan başkanlığında Anıtkabri ziyaret etti.

Atatürk ve İnönü için saygı duruşunda bulunan CHP Kadın Kolları il Başkanları ( Çankaya 2012 Yılı çalışma toplantısı için CHP Parti Okulu’nda bir araya geldi. Toplantıda Kadın Kolları Genel Başkanı Atılgan’ın yanısıra, Kadın örgütlenmesinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler’de bir konuşma yapacak

e0

 
© 2014 Cumhuriyet Halk Partisi - Tüm Hakları Saklıdır
Adres: Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
7ccc54cf454b392d8e99f1a4300438a219
79