CHP Genel Merkez

Adres : Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
Telefon : (+90) 312 207 40 00
Faks : (+90) 312 207 40 39
Web : http://www.chp.org.tr
EPosta : chp@chp.org.tr

CHP Genel Başkan Yardımcısı Toprak, İstanbul Boğazı’ndaki seyir güvenliği, riskler ve Kanal İstanbul’u TBMM’nin gündemine taşıdı.

Erdoğan Toprak’ın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesi şöyle;

“Dünyanın en önemli geçiş noktalarından biri olan İstanbul Boğazı; coğrafi özellikleri nedeniyle son derece riskli ve tehlikeli deniz yollarından birisidir. Boğazdan 50 binden fazla gemi geçmektedir. Bu gemilerden yaklaşık 20 bini kılavuzluk hizmeti almaktadır. Her yıl milyonlarca ton petrol geçmektedir. Boğazın coğrafi yapısı denizcileri zorlamaktadır. İstanbul Boğazı kaza riski en yüksek denizalanıdır.

Son yıllarda seyir güvenliğine yönelik önlemler alınmaya çalışılmıştır. Ancak alınan bu önlemlerin yeterli olmadığı yaşanan ancak ucuz atlatılan kazalarla ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen meydana gelen tanker ve yük gemisi kazaları İstanbul’da maddi kayba ve çevre felaketlerine sebep olmuştur.

Uzmanlar Boğaz’da yaşanacak olası bir tanker patlamasının 11 şiddetinde bir depreme eşdeğer yıkım yaratacağını ve yaklaşık 50 kilometrelik bir alanda etkili olacağını ifade etmekteler. Boğaz’da en sık yaşanan kazalardan biri de akıntıya kapılan ya da dümeni kilitlenen gemilerin Boğaz’ın sığ sularında karaya oturması ve hatta evlerin içine kadar girmesidir. Bütün bu veriler ışığında İstanbul Boğazına ilişkin duyulan kaygı ve endişeler artmıştır.

Bu çerçevede;

1)    Boğazda seyir güvenliğinin sağlanması için alınan önlemler nelerdir? Yeterli midir?

2)    Boğazda olası bir büyük kaza ve felakete için acil bir eylem planı var mıdır? Bunun temel unsurları nelerdir?

3)     Boğaz trafiğinde son 10 yıl içinde nasıl bir seyir meydana gelmiştir? Boğaz trafiğinde bir artış var mıdır ve eğer var ise bu trafiğin azaltılması için bir çözüm düşünülmekte midir?

4)    12 Haziran seçimleri öncesinde Sayın Başbakan’ın sunduğu ‘KANAL İSTANBUL’ projesi yaşama geçirilebilecek mi? Bu proje İstanbul Boğazının trafiğinin yükünü hafifletecek mi?

 

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer ile beraberindeki heyet Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Bozer ve beraberindeki heyet ile CHP’nin TBMM’deki Grup salonunda görüştü. Görüşmede CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ile CHP Milletvekili Osman Korutürk’de hazır bulundu.

 

SÖZCÜ / AKP’de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler!


CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP’deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın üslubunu ve liderliğini sert eleştirdi.

Güçlü bir lider olmak vurup kırmak mıdır?

Başbakan’ın sert üslubunu eleştiren CHP lideri, “Şayet Tayyip Erdoğan önemli bir lider olsaydı bugün 99 gazeteci hapiste olmazdı. Hangi liderlikten söz ediyorsunuz” diye konuştu..

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP’deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın üslubunu ve liderliğini sert eleştirdi.


Güçlü bir lider olmak vurup kırmak mıdır?


Başbakan’ın sert üslubunu eleştiren CHP lideri, “Şayet Tayyip Erdoğan önemli bir lider olsaydı bugün 99 gazeteci hapiste olmazdı. Hangi liderlikten söz ediyorsunuz” diye konuştu..

Erdoğan’ın liderliğini sordu… Kemal Kılıçdaroğlu bu cevabı verdi: Güçlü bir lider olmak vurup kırmak mıdır?

Başbakanın sert üslubunu eleştiren CHP lideri, “Şayet Tayyip Erdoğan önemli bir lider olsaydı bugün 99 gazeteci hapiste olmazdı. Hangi liderlikten söz ediyorsunuz” diye konuştu…

100 yaşına kadar yaşayacak Kılıçdaroğlu’nun sağ elindeki hayat çizgisinden, kendisinin çok sağlıklı olduğu, 70 yaşlarında bir kaza veya hastalık geçireceği, bunları atlatırsa 100 yaşına kadar yaşayacağı görülüyor. Sinir sistemi ve irade yönünden çok kuvvetli. Olaylar karşısında çok dayanıklı.

Halk arasında dolaşan söylentiler… Merak edilenler öyle kolay kolay yutulacak cinsten (!) değildi.

Cevabı istenen sorular gerçekten çok zordu…

Örneğin; Dolaşan bazı söylentilerde; Kılıçdaroğlu’nun daha partisinin bile lideri olamadığı…

Tayyip Erdoğan gibi partisinde masaya yumruğunu vurup otorite kuramadığı…

CHP’de, AKP’de olduğu gibi tek ses çıkmadığı… İşte! Bunlara benzer daha birçok soruyu Kılıçdaroğlu’na sordum.

Ve hepsinin de ilginç cevaplarını aldım.

Hayret ettim!..

Bu kadar çok zor soru sorduğum halde…

CHP liderinin; Ses tonu…

Yüzünün rengi bile değişmedi.

Sabırla her soruma cevap verdi.

Adam sanki sabır küpü…

Ünlü Fransız Filozofu La Fontaine ne diyor; Sabır, biraz da zaman…

Güçten öfkeden daha yaman…

Bir kez daha anladım ki; Kılıçdaroğlu’nun özgüveni çok.

Kendinden emin.

Sağlam adımlarla başarıya gitmek istiyor.

Temel hedefleri neler?

CHP liderine sordum; – Sayın Kılıçdaroğlu! Otorite boşluğu olduğu için, CHP’de kazan kaynıyor söylentileri var.

Ne diyorsunuz?

- Ertuğrul Bey! CHP’de çok şey var.

CHP’de ciddi bir yenilenme var.

Bu yenilenmenin getirdiği sancıların olması çok tabiidir.

Bizim temel hedefimiz; Halkı kucaklayan…

Halkla beraber hareket eden…

Halkın sorunlarını dile getiren bir partiyi oluşturmak.

Yani, gerçek anlamda sosyal demokrat bir parti olmak.

Yoksulun…

Fakirin…

Orta gelirlinin…

Sanayicinin her kesiminin sorunlarına çözüm üreten bir parti olmak.

Onun için de; Geçmiş alışkanlıklarımızı büyük ölçüde ortadan kaldıracağız.

Örneğin ne gibi?

Geçmişte halka fazla gitmeyen bir partiden, halka daha fazla giden bir parti.

Sadece eleştiren değil…

Çözüm üreten bir parti.

Halka çözüm önerilerini götüren bir parti.

Eleştiriye saygı duyan…

Eleştiriden ders almasını bilen bir siyasal anlayış.

Kimseyi dışlamayacak Bu durumda; Bizim bu yapılanma içinde zaman zaman…

Bu değişime ayak uyduramayan arkadaşlarımız çıkabilir.

Ama, biz onları dışlamayacağız.

Partiyi değiştireceğiz.

CHP gerçek anlamda Batılı kimliğinde olan bir sosyal parti olacak.

Toplumun her kesimini kucaklayan…

İnanç ayrımı yapmayan…

Kimlik ayrımı yapmayan…

Bu ülkede yaşayan herkesi kucaklayan sosyal demokrat bir kimlikle yola çıkacağız.

- Sayın Kılıçdaroğlu! Beni yanlış anlamayın…

Ama, CHP düşman kardeşler partisi gibi bir görünüm veriyor.

Bakın AKP’ye…

Herkes Tayyip Erdoğan’ın etrafında toplanmış…

O ne derse o oluyor.

CHP’de ise, her kafadan bir ses çıkıyor.

Öte yandan; Herkes birbirinin kuyusunu kazma yarışında…

Muhalefetteyken böyle olursa, ya iktidara geldiğinizde neler olur acaba?

Size karşı toplantılar yapıldığı dedikoduları da var.

Bu konuda ne diyorsunuz?

“Kimse Kemalci olmasın”

- Ertuğrul Bey! Siyasete girerken; İl başkanları toplantısında şunu söylemiştim.

“Geçmişte her biriniz şu veya bu kişiyi tuttunuz.

Benim sizden bir isteğim var.

Kimse Kemalci olmasın.

Herkes CHP’li olsun.

Çünkü, amacımız şuydu; Toplumun her kesimini kucaklayan bir siyasal parti olursanız…

Belli bir düşüncenin arkasından giderseniz bütün kavgaların ne kadar anlamsız olduğunu görürsünüz.

Rekabet iyidir. Ama, düzeyli olursa…”

Ertuğrul Bey! Sakın ola ki, bizi AKP ile aynı kefeye koymasınlar.

AKP’de bir kişi konuşur.

Diğerleri asker gibi bekler.

Biz demokrasiyi içine sindirmiş bir partiyiz.

Bizde arkadaşlarımız konuşacaklar…

Ama; Parti disiplinine saygı duyacaklar.

Biz demokrasiyi bu ülkeye getiren bir partiyiz.

Elbette ki partimizde farklı düşünceler olacak.

Biz onlara saygı duyacağız.

Tek istediğim her şeyin parti disiplini içinde olması.

Disiplinsiz parti olmaz.

Disiplin örgütler içindir.

Biz bir örgüt ve teşkilatız.

Liderlik tutarlı olmaktır

- Sayın Kılıçdaroğlu! Kusuruma bakmayın…

Biraz ters sorular ama…

Bu soruların cevabını halk istiyor.

Örneğin; Sizin Tayyip Erdoğan gibi…

Neden güçlü bir lider olamadığınızı halk merak ediyor.

- Ertuğrul Bey! Güçlü bir lider olmak…

Tayyip Erdoğan gibi vurup kırmak mıdır?

O ayrı bir şey…

Siz vurup kırarsanız…

Yani o nedir?

Şunu attım.

Şunu getirdim.

Kimse ses çıkarmadı.

Sadece ben konuştum.

Böyle demokrasi mi olur?

Bütün yurttaşlarım şunu bilsin ki; Liderlik farklı bir şeydir.

Liderlik sağlıklı bir tutarlılık gerektirir.

Dünyada bana bir lider gösterin…

NATO’nun Libya’da ne işi var, deyip…

48 saat sonra oraya donanma gönderen.

Buna liderlik mi dersiniz?

Bunun neresi liderlik?

AKP medyası böyle bir algıyı yaratıyor.

Şayet; Tayyip Erdoğan önemli bir lider olsaydı bugün 99 gazeteci hapiste olmazdı.

Hangi liderlikten söz ediyorsunuz?

Haaa…

İstenen eğer totaliter liderlikse tamam o zaman.

- Ertuğrul Bey! Şimdi… 21. yüzyılda ya demokrasiyi bırakacağız.

Ya da totaliter rejime gideceğiz ki, o rejimin adı şu anda AKP’dir.

Ya da bu ülkede demokrasi için mücadele edeceğiz.

Eğer demokrasi yerine…

Yarı otoriter rejimin kurallarım getireceksek ben de O’nun gibi olayım.

- Ertuğrul Bey! Bakın Amerikalı ünlü Filozof Warren Bennis ne diyor; Yönetmek; İnsanlara yapılması gerekeni yaptırtmaktır.

Liderlik ise; İnsanların yapılması gerekeni yapmak istemelerini sağlamaktır.

Yöneticiler iter, Liderler ise çeker…

Yöneticiler emir verir.

Liderler ise, iletişim kurar.

İşte size; Kıssadan hisse…

Kimler aday olacak?

- Sayın Kılıçdaroğlu! Önümüzde belediye seçimleri var.

Ancak; Sizin belediyelerin bazıları hakkında çok şikayet geliyor.

Deniyor ki; CHP’li belediyeler AKP’li belediyeler gibi çalışmıyor.

Öte yandan; İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde ne yapacaksınız?

Kimleri aday göstereceksiniz?

Kimse merak etmesin.

Bu belediye seçimlerinde halkın güvendiği isimleri getireceğiz.

Kimleri aday göstereceğimiz de şimdiden belli…

- Kimler?

- Söyleyeyim…


 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Romanlarla buluştu ve “Uludere’ye giderken helikopter vermediler. Gideceğimiz köye 8 kilometre kala ‘kusura bakmayın güvenliğinizi sağlayamayız’ denildi. Ana muhalefet liderinin güvenliğini alamayacak bir iktidar var. Utanın siz be” dedi.

Tekin, ”Kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm yapıldığını ve binlerce Roman vatandaşımızın rantsal dönüşüme kurban edildiğini ve sürgüne tabi tutulduğunu” söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Çatalca CHP İlçe Teşkilatınca, Çatalca Kültür Merkezinde düzenlenen toplantıda Roman vatandaşlarla bir araya geldi.  Tekin, toplantının, Roman Dernekleri Federasyonu başkanlığının isteği üzerine gerçekleştiğini ve Romanlarla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Çatalca Belediye Başkanlığınca kurulan çadırda Roman vatandaşlarla birlikte yemek yiyen Tekin, Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara ile birlikte pazarcı esnafını da ziyaret etti.

Romanlarla buluşmasında görüşlerini de açıklayan Tekin, İktidarın birtakım açılımlarla ortaya çıktığını belirterek, ”Kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm yapıldı. Binlerce Roman vatandaşımız rantsal dönüşüme kurban edildi ve sürgüne tabi tutuldu. 100 yıldır orada oturan insanları sürgüne tabi tuttunuz. Roman mahallelerindeki tapuların yüzde 90′ı el değiştirdi. Sayın Topbaş, bu tapular hangi gerekçeyle el değiştirdi?” dedi.

Tekin, iktidarın 18 yıldır büyükşehir belediyesini elinde bulundurduğu İstanbul’da daha ancak yeni yeni deprem için önlem almaya başlamasının akla mantığa sığmadığını ifade ederek, ”Buna ‘körlük’ denir.

1999′da deprem yaşandı. El insaf yahu. Aklınız neredeydi? Şimdi ‘deprem diye bir şey var, o yüzden bu kentsel dönüşümü harekete geçireceğiz’ diyorlar. Şimdi Roman vatandaşlarımız gibi garibanları yuvalarından sökecekler. İnsanların yuvasını yıkmak kadar kötü bir şey yoktur. Bu kadar yuva yıkanın da yuvası inşallah olmayacak” diye konuştu.

Tekin, 35 kişinin hayatını kaybettiği Uludere’deki olaydan sonra Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile bölgeye gitme kararı aldıklarını da belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bizim uçak, helikopter gibi bir şeye ihtiyacımız yoktu, gerekirse yürüyerek giderdik. Sayın Çelik ve Atalay, ayıplarını kapatmak için bin türlü numara yapıyorlar. Ama biz konuşmama kararı aldık. Valiliğe gittik. ‘Yarın helikopteriniz hazır’ dendi. Sonra gece bir telefon geldi ve ‘helikopteriniz iptal edildi’ dendi. Biz de kendi imkanlarımızla gittik. Bunu söylemeyecektik, ama ayıplarını yüzlerine vurmak için söylüyorum. Türkiye’nin barış sürecine ihtiyacı var. İktidarın gidemediği yerde ana muhalefet olarak bizim sorumluluğumuz var. Bu ülke için CHP’nin sorumluluğu herkesten daha fazladır. Gideceğimiz köye 8 kilometre kala ‘kusura bakmayın güvenliğinizi sağlayamayız’ dendi. Ana muhalefet liderinin güvenliğini alamayacak bir iktidar var. Utanın siz be. Onlar zannetti ki, Kılıçdaroğlu korkacak ve cayacak. Biz Allah’a ve yurttaşlarımıza güvenir yine gideriz. Bu kadar ayıplı bir iktidar olur mu?”

 

Çankaya Belediyesi’nden İstihdama Bir Destek Daha

Çankaya Belediyesi ve Ankara Giyim Sanayicileri Derneği, işbirliği protokolü imzaladı.

İmzalanan protokolle birlikte Çankaya Belediyesi’nin yönlendireceği kursiyerlere istihdam garantili mesleki eğitimler verilmek üzere Balgat’ta Çankaya Belediyesi’ne ait bir mekân, 3 yıl boyunca Ankara Giyim Sanayicileri Derneği’ne (AGSD) tahsis edildi.

Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu’nun eğitmen desteği vereceği kurslardan mezun olanların istihdamı, AGSD tarafından sağlanacak. Yönetici asistanlığı, modelistlik ve stilistlik, halkla ilişkiler gibi tekstil sektöründe kadın istihdamının önüne açacak olan kurslara öncelik tanınacak. Başarılı kursiyerlere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verilecek.

“Ara iş gücünün yetiştirilmesi önemli bir iştir.”

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, yapılan iş birliğinin önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, “Bu protokolle birlikte, sektörün yetişmiş eleman ihtiyacının ve ara iş gücünün yetiştirilmesini hedefliyoruz. Çalışmaya hazır iş gücünün ve istihdam sağlayan çevrelerin buluşturulması açısından bu tür protokollerin ve projelerin önemli olduğuna inanıyorum. Bu projenin amaçlarından biri de istihdama dönük AB Projelerinin devamlılığını sağlamak. Hem mesleki eğitimin verildiği hem de istihdam güvencesi sağlayan bir eğitim düzeneğinin kurulmasında, Çankaya Belediyesi’yle iş birliği yaptığı için de Ankara Giyim Sanayicileri Derneği’ne teşekkür ediyor ve kendilerini kutluyorum” dedi.

“İşsizleri gönderin iş sahibi yapalım”

AGSD Yönetim Kurulu Başkanı Canip Karakuş, Çankaya Belediyesi’nin kendilerine her zaman sahip çıktığını belirterek, “ Bize destek olduğunuz için size çok teşekkür ediyorum. Sizden ricamız, işsizleri bize göndermeniz. Böylece biz de onları iş sahibi yapabilelim” dedi. Tören, Karakuş’un, Başkan Tanık’a teşekkür plaketi vermesiyle sona erdi.

 

Eskişehir Işıl Işıl

Büyükşehir Belediyesi, yeni yıl nedeniyle Eskişehir’in önemli kavşak, cadde ve bölgelerini renkli ışıklarla donattı. Değişik renk ve desenlerde yapılan yeni yıl ışıkları Eskişehirlilerin beğenisini kazanıyor.

Eskişehir’in yenilenen çehresinin ışıklı süslemelerle daha da güzelleştiğini ifade eden vatandaşlar “Şehrimiz, Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği ışıklandırma çalışmaları ile bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Başta Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen olmak üzere çalışmalarda emeği bulunan herkese teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştular.

 

Paran yoksa Adalete hakkın yok

“Paran yoksa Adalet de yok” süreci geride 3 aylık bir zamanı bıraksa da mağdurlar ordusu her geçen gün artıyor. Şiddet mağduru kadın da, işçini kaybeden işçi de, kamuya karşı dava açmak isteyen mahalleli de aynı sorun ile karşı karşıya.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu, geçtiğimiz 1 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanunla birlikte Hukuk, Aile, Ticaret, Kadastro, Tüketici, Fikri ve Sınai Haklar mahkemelerinde açılacak ve görülecek davalarla ilgili giderler de “Gider Avansı” başlığı altında düzenlendi. Kanuna göre davacılar dava açmadan önce, davada yapılacak işlemlere göre belirlenen miktarları “Gider Avansı” olarak yatırdıktan sonra dava açabilecek. Bu “avansı” yatıramayanlar ise Mahkemenin kapısına dahi uğrayamıyor.

Kanuna göre yatırılan avansın tamamı harcanmazsa, kalan kısmı dava sonunda ilgiliye iade edilecek. Bu uygulamayla birlikte, daha önce dava sonunda tahsil edilen giderler, dava başlamadan davacıdan tahsil edilmiş olacak. Böylece daha önce 30 veya 40 lira masrafla açılan davalar şimdi dosyanın içeriğine göre 300 ile 1000 lira arasında ödeme yapıldıktan sonra açılabilecek.

Kadınları ve yoksulları vurdu

HMK’nın en çok vurduğu kesimin ise özellikle şiddet mağduru kadınlar ve yoksul kesim olduğuna işaret ediliyor. Hiçbir geliri olmayan bir kadın yaşadığı mağduriyeti yargıya taşıyamıyor. Yargıda peşin para dönemi ile birlikte Adliye’lerdeki veznelerde ‘tahsilat’ın önceki döneme kıyasıyla önemli ölçüde arttığına işaret ediliyor. Parası olmayan kişi Mahkeme’den aldığı olumsuz yanıt sonrası çözümü avukatı ile bulma yoluna gidiyor. Avukatlar yeni dönemde kimi zamanlarda müvekkillerinin davasını açamadıklarını söylüyor.

DNA testi için para peşin isteniyor

İstanbul Barosu Avukatlarından Birsen Avcı HMK ile bireyin en temel hakkı olan hak arama yollarının tıkatıldığını dikkat çekiyor. Benzer durumda olan çok sayıda müvekkillerinin olduğuna işaret eden Av. Avcı genç yaşta anne olmak durumunda kalan müvekkili için gerekli olacak 2 bin TL’yi nerede bulacaklarının telaşı içinde. Adının yazılmasını istemeyen genç kadın şimdilerde 18 yaşında. Evlilik dışı bir çocuğu olmuş. Ancak birlikte olduğu kişi, 2 yaşında olan kızın babalığını kabul etmiyor. Bunun için DNA testlerinin yapılması gerekir. Ancak 2 bin TL’yi aşan bir masraftan söz ediliyor. Fakat genç kadının bu parayı ödemesinin imkânsız olduğuna işaret ediliyor. Zira asgari ücret ile çalışan genç kadın bir yanda anne-babasına bakarken bir yandan da çocuğunun masraflarını karşılıyor. Dava masrafını nasıl karşılayacağı konusunda ise hiçbir fikri olmadığını söylüyor üzülerek. Av. Birsen Avcı, uygulamanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gitme yolunda olduklarını ifade etti.

378 TL bulamazsa boşanamayacak

Avukat Erol Beytaş ise benzer sorunların baktığı dosyalarda da olduğunu ifade etti. Av. Beytaş müvekkili E. A’nın boşanma davası için toplamda 378 TL “gider avansı” gerektiğini ancak bu parayı müvekkilinin ödemesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Mahkemenin kendilerine bu konuda 2 haftalık bir süre tanıdığına işaret eden Beytaş, müvekkilinin durumu için “ Müvekkil şu anda 5 çocuğu ile birlikte sağdan soldan alınan yardımlarla geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Şu anda kirada oturmakta olup 400 TL kira vermekte. Müvekkil mağdur durumdadır. Ne yazık ki yasal değişiklik mağduriyeti daha fazla artırmıştır” ifadelerine yer verdi. Av. Beytaş, HMK ile tarife döneminin başladığına işaret ederek bu durumun insanların hukuk önünde hak arama yollarını kapatma amacı taşıdığı görüşünde.

Velayet davası 332 TL!

Diyelim ki bir kişi boşandığı eşinden 2 çocuğunun velayetini almak için mahkemeye başvurdu. Bu kişi dava için iki tanık gösterdi. Ayrıca, bilirkişi incelemesi de istedi. Davacı olan bu kişi avans gideri olarak şunları ödeyecek:

*Davadaki taraf sayısı kadar tebligat gideri: 2 X 30= 60 lira

*Tanık sayısı kadar tanık maliyeti: 2 X 21= 42 lira

*Bilirkişi maliyeti: 200 lira

*Diğer giderler: 50 lira

Toplam: 322 lira

Not: HMK’dan önce bu dava sadece 40 lira tutan dava harcı ve tebligat masrafı ödenerek açılabiliyordu.

Bana hakaret etti önce 402 TL ver!

Diyelim ki bir kişi, kendisine yönelik bir hakaretten dolayı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 10 bin liralık tazminat davası açtı. Tanık olarak da 2 kişi gösterdi. Ayrıca, hakaret konusu sözlerin de bilirkişi tarafından incelenmesini istedi. Bu kişi avans gideri olarak şunları ödeyecek:

*İki kişi için tebligat gideri: 30 X 2 = 60 lira

*İki tanık maliyeti: 21 X 2 = 42 lira

*Bilirkişi maliyeti: 250 lira

*Diğer maliyetler: 50 lira

Toplam: 402 lira

Dava açılmadan önce yatırılması gereken miktarlar:

*Tebligat gideri (kişi başı): 30 lira

*Tanık gideri (kişi başı): 21 lira

*Keşif harcı-Ulaşım: 205 lira

Bilirkişi Maliyetleri (Bilirkişi başına):

*Sulh Hukuk Mahkemesi: 150 lira

*İcra Mahkemesi: 150 lira

*Asliye Hukuk Mahkemesi: 250 lira

*Aile Mahkemesi: 200 lira

*İş Mahkemesi: 200 lira

*Kadastro Mahkemesi: 200 lira

*Tüketici Mahkemesi: 150 lira

*Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi: 300 lira

*Ticaret ve Denizcilik İhtisa Mahkemesi: 300 lira

*Diğer Maliyetler(Tüm Mahkemeler için): 50 lira

 

Antalya Milletvekili Acar, Başbakan Erdoğan’a yerel basının sorunlarını sordu

Antalya Milletvekili Gürkut Acar, yerel basının sorunlarını Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergeyle Meclis gündemine taşıdı.

Antalya Milletvekili Gürkut Acar, yerel basının büyük emek ve özveriyle faaliyetlerini devam ettirdiğini belirterek, “Bu çabalara destek verilmesi, halkın doğru haber alma hakkına saygının bir gereğidir” dedi.

“Halkın doğru haber alma hakkı ekmeği kadar değerlidir” diyen Acar,  demokrasi ve çoğulculuğun gelişmesinde basının özellikle de yerel basın organlarının öneminin büyük olduğunu söyledi. Acar, “Bu sorumluluğa karşın yerel basın kuruluşları, büyük emek ve özveriyle ayakta kalmaya çabalamaktadır. Yerel basın kuruluşları ve basın emekçilerinin bu çabalarına bir destek verilmesi, halkın doğru haber alma hakkına saygının bir gereğidir” dedi. Yerel basının faaliyetlerini sürdürebilmesi için yapılabilecek destekleri gündeme getiren Acar; “Yerel basının faaliyetlerini sürdürebilmesi için baskı, kağıt ve benzeri giderlerinde stopaj, kdv istisnası gibi teşvikler sağlanması konusundaki talepler dikkate alınacak mıdır? Yerel basın kuruluşlarında istihdam edileceklerin sosyal güvenlik primi ödemeleri için bir teşvik getirilecek midir? Yerel basın kuruluşlarının kamu ilan gelirlerinin yaklaşık yarısı gelir vergisi ve kdv yoluyla geri alındığına göre, kamu ilan gelirlerinin yerel basın kuruluşlarına katkısını arttıracak bir düzenleme yapılacak mıdır?” diye sordu.

Kamu ilanlarının parasal büyüklüğü ve son 5 yılda verilen ilanların tutarı ve bunlardan yerel basına ne kadar pay aktarıldığı konusunda bilgi isteyen Acar, “İlan bedellerinin ne kadarı ulusal, ne kadarı yerel basın kuruluşlarına aktarılmıştır? Basın İlan Kurumu’nun yerel basın organlarından aldığı yüzde 15’lik komisyonda indirime gidilecek midir? Komisyon uygulaması kapsamında son 5 yılda toplanan miktar ne kadardır? Bu kaynak hangi amaçla kullanılmaktadır? 2010 ve 2011 yıllarında bu kaynaktan hangi amaçla nerelere harcama yapılmıştır?  Harcanmayan kısmı nasıl değerlendirilmektedir?” sorularına yanıt istedi.

Acar, Başbakan’a “ İlanların, yerel basın organları arasında adil dağıtımını sağlayacak bir yapının kurulması için adım atacak mısınız? Yerel basının özgür ve tarafsız yayın yapmasını sağlayacak bir yapının kurulması için girişimde bulunacak mısınız? Yoksa,  valiliklere ve iktidara bağımlı bir yerel basın mı tercih edilecektir?” diye sordu.

 

Konya Milletvekili Kart, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Gizlediği Tahsilat Makbuzları Hakkında hazırladığı dilekçeyi verdi

Konya Milletvekili Atilla Kart, Kayseri Büyükşehir Belediyesi odaklı yolsuzluk iddialarında, Büyükşehir Belediyesi, Hacı Ali Hamurcu’nun kullandığı tahsilat fişlerinin akıbeti hakkında kamuoyuna doğru bilgi vermekten kaçınmakta olduğunu belirterek “Bir anlamda delilleri gizlemektedir. Cumhuriyet Savcılıkları ise bu hususu her nedense tahkik etmemektedir.” dedi.

Konya Milletvekili Kart, bu sebeplerle, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununa dayanarak, doğrudan Büyükşehir Belediye Başkanlığına başvuru yapmak gereği doğduğunu belirterek, başvurusunu gerçekleştirmiştir.

Konya Milletvekili Kart, konunun “fikri takip” anlayışı içinde takip edilmekte olup, gelişmeler hakkında kamuoyunun aydınlatılacağı bilgisini verdi.

Konya Milletvekili Kart’ın dilekçesi şöyle;

05.01.2012

Büyükşehir Belediyesi

Başkanlığına

Kayseri

Konu ; Hacı Ali Hamurcu’nun yaptığı tahsilatlar hakkında.

1) Bilindiği gibi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan Hacı Ali Hamurcu’nun, bu görevini kötüye kullanarak haksız tahsilat yoluyla dolandırıcılık yaptığına dair iddialar bir müddetten bu yana kamuoyu gündemindedir. Bu iddiaların bir bölümü, Yargı kararıylasübut bulmuştur.

Oluş şekli ve seyrine göre; bu yolsuzlukların yine Belediye bünyesinden ya da başka kamu birimlerinden işbirliği içinde gerçekleştiği yönünde   bulgular söz konusudur.

2) İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz imzasıyla düzenlenen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2010 tarih, 2010/2135  soruşturma sayılı iddianamesiyle; Şüpheliler Yusuf Erikel ve 7 arkadaşı   hakkında; darbe girişimi ve silahlı terör örgütüne üye olma iddiasıyla, İstanbul Özel Yetkili 13. Ağır Ceza Mahkemesine açılan dava 2010/228 esas ile derdesttir.

Bu davayla ilgili iddianamenin 20 ve müteakip sayfalarında; suça konu olan 10 Trilyonluk senetle ilgili bulgulardan, taraflar arasındaki vekalet sözleşmesi ilişkilerinden söz edildikten sonra ; Kayseri Büyükşehir Belediyesi Hesap İşleri Daire Başkanlığının 2607-14600 , 2607-14601 sayılı tahsilat fişlerinin de aramalar esnasında bulunduğu tutanak altına alınmıştır.

Esasen iddia ve bulgulara göre, Hacı Ali Hamurcu’nun hem münferiden ve hem de örgütlü bir şekilde, bu yolla haksız tahsilât ve dolandırıcılık yaptığı sübuta ermiştir.

3) Bu açıklama ve bulgular ışığında ;

Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsilat işlemlerinde kullanılmış olan 2007–2006 ve 2005 yıllarına ait tahsilat makbuzlarının;

1.Yıllar itibariyle;

1.1. Hangi matbaada kaç adet basıldığı ile buna ilişkin matbaa faturası örneğinin,

1.2. Kullanılmış olanlarının cilt (koçan) ve makbuz numaralarının,

2. Kullanımına – tahsiline yetkilendirilen Tahsildarların isim ve soy isim ile görev ünvanlarının,

3. Yukarıda sözü edilen 2607–14600, 2607–14601 sayılı tahsilat makbuzları ile 2005–2006-2007yıllarının tahsilat makbuzlarını tahsile yetkili Tahsildarların isim ve soy isim ile makbuz teslim tesellüm(Tahsildara) belgesinin örneğinin,

4. Yukarıda 3. Maddede sözü edilen tahsilât makbuzlarının, cilt ve makbuz numaralı makbuzların, Belediye Başkanlığında kalan kısımlarının tasdikli fotokopilerinin,

5. Belediyenizin 2005-2006-2007 yıllarında tahsilat denetiminin yapılıp-yapılmadığının bildirilmesini, yapılmış ise tahsilat denetim raporunun ;

4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca Tarafıma verilmesini saygıyla talep ederim.

Atilla Kart
CHP Konya Milletvekili
TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi

 

Malatya Milletvekili Ağbaba, Adalet Bakanı Ergin’e Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulanan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nu sordu

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba İnönü Üniversitesi Eski Rektörü ve Ergenekon davası kapsamında Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile ilgili TBMM’ne bir soru önergesi verdi.

Ağbaba, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e;  Hilmioğlu’nda kanser başlangıcı şüphesinin bulunduğunu belirterek, “Bakanlığınız insanları çaresiz dertlere düşürdükten sonra mı tahliye etmektedir? Bilim insanlarının, gazetecilerin, generallerin, yıllarca haklarında hüküm verilmesini beklemesini, bakanlığınız nasıl değerlendirmektedir?” diye sordu.

CHP Milletvekili Veli Ağbaba’nın soru önergesi metni şu şekilde:

“İnönü Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu Ergenekon davası kapsamında 13 Nisan 2009 tarihinde gözaltına alınmış, 17 Nisan 2009 tarihinde terör örgütünü kurmak, yönetmek, yasa dışı terör örgütü üyesi olmak ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suçlamasıyla tutuklanmıştır. Hilmioğlu tutuklandıktan 20 gün sonra yüz felci geçirmiş, ardından da 14 yıldır tedavi gördüğü siroz hastalığının ilerlemiş aşaması  HCC (karaciğer kanseri)gelişme riski işaret eden raporlar verilmiştir.

Bu verilerden hareketle;

1-Ergenekon davası kapsamında bugüne kadar kaç tutuklu kanser ve benzeri hastalıklara yakalanmıştır? Kaç tutuklu hayatını kaybetmiştir?

2-Ankara’da uzmanlar tarafından hazırlanan raporda Hilmioğlu’na ‘karaciğer kanseri gelişme ihtimalinin son derece yüksek olduğu, kronik karaciğer hastalığında cezaevi koşullarının olumsuz etki yaratacağı’ şeklinde bir rapor verilmesine rağmen Hilmioğlu’nun hala cezaevinde tutulması bakanlığınızca nasıl değerlendirilmektedir?

3- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ,Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu ve  Adli Genel Kurulu tarafından  Prof. Dr. Hilmioğlu’na “2 ay aralıklarla bir üniversite hastanesi hepatoloji bölümünde takiplerin yaptırılmasının” uygun bulunduğuna dair rapor verilmesine rağmen Hilmioğlu’nun, 9 aydır üniversite hepatoloji bölümünde tedavi görmemesi Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmektedir?

4-Hilmioğlu’na 1. ve 2. raporda kanser başlangıcı olmadığı, 3.raporda ise kanser başlangıcı olduğunu belirten uzmanlar aynı zamanda Hilmioğlu’nun cezaevinde kalmasında bir sakınca görmemişlerdir. Hilmioğlu’na rapor hazırlayan uzmanlara yoğun baskı olduğu düşünülmekte midir?

5- Hilmioğlu’nun cezaevinde kalmasında sakınca görmeyen ancak tedavisinin yapılıp yapılmadığını takip etmeyerek hastalığın ilerlemesine seyirci kalan uzmanlarla ilgili herhangi bir işlem yapılması düşünülmekte midir?

6-Prof.Dr. Hilmioğlu, Siroz hastası olup gastroenterohepatoloji uzmanları tarafından tedavi edilmesi gerekmektedir. Ancak Hilmioğlu’na Adli Tıp Genel Kurulu tarafından verilen rapordaki 30 uzmanın hiçbiri gastroenterohepatoloji uzmanı değildir. Adli Tıp Genel Kurulu’nun konunun uzmanları ile bile değerlendirmeden verdiği bu raporun ardından yetkililer hakkında bir işlem yapılması düşünülmekte midir?

7- Ergenekon tutuklularından Prof.Dr. Erol Manisalı ile Yusuf Erikel kanser olduktan sonra  tahliye edilmişlerdir. Prof.Dr. Hilmioğlu’na da kanser başlangıcı teşhisi konulmuştur.  Bakanlığınız insanları çaresiz dertlere düşürdükten sonra mı tahliye etmektedir? Bilim insanlarının, gazetecilerin, generallerin, yıllarca haklarında hüküm verilmesini beklemesini, bakanlığınız nasıl değerlendirmektedir? Bu uygulama ile Türkiye tüm dünya kamuoyunda ağır eleştirilere muhatap olurken, sorunun çözümü için bakanlığınız tarafından bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?”

 
© 2014 Cumhuriyet Halk Partisi - Tüm Hakları Saklıdır
Adres: Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA
7ccc54cf454b392d8e99f1a4300438a219
48