03.08.2017
696
Yazı Boyutu: A- A+
GENEL BAŞKAN KOORDİNATÖR BAŞDANIŞMANI ERDOĞAN TOPRAK : “1,5 MİLYON SURİYELİ GENÇ, ENTEGRE EDİLMEZSE TERÖR VE MAFYALAŞMA RİSKİ ARTAR!”

Erdoğan Toprak Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün son verileriyle, 81 ile yayılan Suriyeli sığınmacıların gettolaşmasıyla, yakın gelecekte Türkiye’yi ciddi siyasi, sosyal ve ekonomik sorunların beklediğini belirterek “Hükümetin bu konuda bir planı yok. Oysa sorun ciddi bir entegrasyon sorunu. Dil bilmeyen, eğitim alamayan 1,5 milyon çocuk ve genç Suriyeli, topluma kazandırılamazsa, suç örgütleri, terör örgütleri için insan kaynağı olmaya, toplum için sosyal mayınlara dönüşmeye aday” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak resmi kayıt altına alınan Suriyelilerin sayısının 3,1 milyonu aştığını belirterek, risk tehdidinin büyüdüğünü dile getirdiği açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, biyometrik kimlik verilen ve resmi kayıt altına alınan Suriyeli sığınmacılarla ilgili verileri, sürekli güncelliyor. 21 Temmuz’da 3 milyon 097 bin olan sayı, 27 Temmuz’da 3 milyon 106 bine yükselmiş. Her gün her saat artıyor. Suriyeliler 3,1 milyonu aşarken, Iraklı, Afgan, Afrikalılarla birlikte sayı 4 milyona yaklaşıyor. Hükümetin ‘geçici koruma altındaki yabancılar’ olarak adlandırdığı bu insanların, gerçekte, mülteci olduğunu hepimiz biliyoruz. Hükümet, 3 milyar Euro destek için AB ile mülteci anlaşması yaparak, bu insanları Türkiye’de tutma sözü verdi. Göç İdaresi’nin rakamlarında asıl vahim olan, 3,1 milyon Suriyelinin 1 milyon 109 bininin yani üçte birinden fazlasının 0-14 yaş arasında çocuk olması. 0-18 yaşı baz aldığımızda, sayı, 1,5 milyona yani yarısına ulaşıyor. Bu geniş genç ve çocuk Suriyeli kitlesi, dilimizi bilmiyor. Okula gidemiyor. Eğitim alamıyor. Çok ciddi bir toplumsal entegrasyon sorunu ile karşı karşıyayız. Hükümet bugüne kadar yapılan harcamaların 25 milyar dolara ulaştığını ifade ediyor ancak, bu konuda bir planı yok. Bu çocuklar, birkaç yıl sonra ülkemiz ve toplum açısından insani ve sosyal sorunların odağı haline gelecekler. 0-18 yaş arası bu genç ve çocuk Suriyeliler, muhtemelen ülkeleri olarak Türkiye’yi benimseyecekler ve dönmeyecekler. Özellikle Türkiye’de doğan, 0-4 yaş grubu Suriyelilerin sayısı hızla artıyor. Hükümetin TBMM’ye sevk ettiği vatandaşlık yasası değişikliği, bu insanların önemli bölümünün vatandaş yapılmasının planlandığını gösteriyor. Bunun anlamı, bu ülkenin dilini konuşamayan, okullarında eğitim alamamış, mesleği olmayan, topluma yabancı milyonlarca Suriye kökenli TC vatandaşı olacak demektir. Vatandaşlık verilmesi, bu ağır insani ve sosyal sorunu tümüyle toplumun sırtına yüklemek anlamına gelecektir.”

Toprak, geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısının, sığınmacıların onda birinden da az olduğunu, 2,9 milyonunun ise 81 ile dağıldığını belirterek gettolaşma, mafyalaşma, çeteleşme ve terör tehdidine dikkat çektiği açıklamasında, şu tespitleri gündeme getirdi:

“İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Bursa gibi büyük illerin yanı sıra, Yozgat’tan, Sinop’a kadar tüm ülke sathına yayılan Suriyeli sığınmacılar, kendi mahallelerini, gettolarını oluşturarak yaşamayı seçiyorlar. Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay gibi illerde, Suriyelilerin il nüfusuna oranı yüzde 17-25 arasında değişirken, Kilis’te bu oran yüzde 97’ye yükseliyor. Son dönemde kentlerimizdeki mahallelerde, Suriyelilerle çatışma, kavga gibi, kimi zaman ölümle sonuçlanan olaylar yaşanıyor. Dili eğitimi olmayan 1,5 milyon Suriyeli genç ve çocuk, suç örgütleri, terör örgütleri için en müsait insan malzemesi olmaya aday konumda. Milyonlarca kendi genç işsizine iş ve ekmek vermeyen hükümetin, her an patlamaya, toplum içindeki sosyal mayınlara dönüşmeye hazır bu Suriyeli gençler için herhangi bir çözüm planı yok. Başta Almanya olmak üzere, pek çok Avrupa ülkesinin bile 40-50 yıldır uyguladıkları entegrasyon programlarına rağmen, ikinci, üçüncü nesillerde bile hâlâ çözemedikleri bu sorun, Türkiye içinse çok daha acil ve yakıcı hale gelmiş durumda. Bir kez daha hükümete çağrıda bulunuyorum; ülkemizin, toplumun, barış ve huzuru, ekonominin istikrarı için elzem olan bu sorun ivedi olarak gündeme alınmalı, TBMM’de tüm boyutlarıyla tartışılarak, ortaya bir acil eylem planı, çözüm programı konulmalı. Aksi halde ülkemiz ve toplumumuz için risk tehdidi her geçen gün hızla büyüyerek, çetrefil ve çözümsüz hale gelmeye, derin yaralar açmaya doğru hızla yol alıyor.”