17.07.2017
739
Yazı Boyutu: A- A+

CHP ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ÜNAL DEMİRTAŞ’IN SIĞINMACILARLA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASIDIR

SOSYAL ÇATIŞMALAR YAŞANABİLİR!

Bilindiği gibi ülkemiz, coğrafi yapısı itibariyle, göç veren ve göç alan ülkeler arasında bir köprü durumundadır. Bu yönü ile Türkiye tarih boyunca göçlerin yaşandığı bir ülke olmuş, farklı ülkelerden göç almıştır. İran, Irak, Afganistan, Türki cumhuriyetler, Afrika ülkeleri ve Suriye gibi ülkelerden sığınmacı almıştır. Ancak Irak ve Suriye’deki iç savaşların ardından çok büyük bir göç akını ile karşılaşılmıştır. Geçen 6 yılın sonunda da ülkemiz, 3 milyonu Suriyeli olmak üzere toplamda 3.5 milyon sığınmacı ile dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke durumuna gelmiştir.

TÜRKİYE İÇİN AĞIR FATURA

Ülkemizdeki 3.5 milyonluk sığınmacı, Ak Parti İktidarı’nın tutarsız, öngörüsüz, hesapsız, yanlış dış politikasının ağır bir faturasıdır. Ülkemize gelenlere mülteci değil, sığınmacı diyoruz. Çünkü 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin, Cenevre Mülteci Sözleşmesi, 1961 yılında ülkemiz tarafından ihtirazi kayıt koyarak imzalamıştır. Bu nedenle Avrupa dışından gelenlere sığınmacı diyoruz.

Suriyeli sığınmacılar, şimdiye kadar TBMM gündemine, farklı yönleriyle geldi. Barınma, sağlık, eğitim, uyum gibi pek çok temel sorundan söz etmek mümkün. Ancak, sorunların kangrenleştiği ve sosyal bir yara haline geldiği en önemli alanlardan birisi de çalışma yaşamıdır. Özellikle Suriyeli sığınmacıların kısa vadede ülkelerine dönmeyeceği ve hatta Türkiye’de kalıcı olarak yaşamlarını devam ettireceği gerçeği de ortaya çıktığından, çalışma yaşamındaki sorunlar çok daha fazla derinleşmekte ve Türkiye’deki toplumsal barışı dahi tehdit edecek sosyal bir yara halini almaktadır.

İNSANLIK DIŞI, EMEK SÖMÜRÜSÜ YAŞANIYOR!

3,5 milyon sığınmacının Türkiye’deki çalışma yaşamına yönelik üç temel sorun ve etkisi vardır. Bunlardan birincisi şudur; Sığınmacılar, şu aşamada ailelerinin yaşamlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Sığınmacıların,%80’nin eğitim seviyesi çok düşüktür. Ortaokul, ilkokul mezunular veya okuma yazma bilmemektedirler.  Daha da önemlisi sığınmacıların çok önemli bir bölümünün meslekleri yoktur.

Bugün itibarıyla sığınmacılar en önemli hedefleri sadece yaşayabilmektir. Yaşamlarını devam ettirebilmek, çocuklarına bakabilmek için; kayıt dışı olarak, ucuz işgücü piyasası olan mevsimlik tarım işlerinde, inşaat, tekstil gibi sektörlerde veya merdiven altı atölyelerde, asgari ücretin altında, aylık 500-600 tl. gibi  ücretlerle, insanlık onuruna aykırı olarak, her türlü sosyal ve hukuki korumadan yoksun bir şekilde  çalışmak zorunda kalmaktadır.

Sığınmacılar, insanlık dışı emek sömürüsüne maruz kalmaktadır.

TÜRK İŞÇİLER İŞSİZ KALIYOR!

Türkiye’deki ucuz emek piyasasına milyonlarca sığınmacının da dahil olması ile sorun büyüyerek ikinci bir sorunu daha ortaya çıkarmıştır. Ağırlıklı olarak sığınmacıların çalıştığı mevsimlik tarım, inşaat, tekstil, merdiven altı imalatı gibi  sektörlerde çalışan yerli Türk işçiler son aylarda kayıtlı resmi işsizliğin %11,7 ile zirve yaptığı ülkemizde,-daha düşük ücrete ve çok daha kötü koşullara  razı olmak zorunda olan sığınmacılar nedeniyle- işlerini kaybetmekte, daha zor iş bulabilmekte, ücretleri sabit kalmakta ve hatta ücretleri  düşmektedir.

Sığınmacı sayısının yoğun olduğu Şanlıurfa, Gaziantep, Hatay, Kilis gibi illerdeki işsizlik oranları patlamıştır. Maalesef toplumda, Suriyeli işçilerin, Türk işçilerin işlerini elinden aldığına dair algı günden güne artmaktadır. Ucuz işgücü piyasasındaki bu rekabet, sığınmacılara yönelik olumsuz algıların ortaya çıkmasına ve tepki gösterilmesine yol açmaktadır. İş bulamayan sığınmacılar da suç işlemeye yönelmektedir.

 İŞVERENLER RAHATSIZ!

Çalışma yaşamındaki üçüncü önemli sorun da işverenler açısından yaşanmaktadır. İşverenler açısından ise, Suriyeli sığınmacıları kayıt dışı ve düşük ücrete çalıştıran işverenler sığınmacıların emeklerini sömürdükleri için,  kayıt içi ve yasalara bağlı işçi çalıştıran işverenlere karşı, haksız rekabet avantajı elde etmektedirler.  Örneğin Denizlili tekstilciler, Suriyelilerin yoğun olduğu Gaziantep’te kayıt dışı tekstil sektöründe çalıştırılmalarından dolayı, Gaziantepli tekstilciler ile rekabet edemediklerinden, bu durumdan rahatsızdırlar.

SIĞINMACILARIN ÇALIŞMA HAYATI, BİR İNSANLIK DRAMI!

Sığınmacıların çalışma yaşamına yönelik sorunları,  ucuz iş gücü piyasasındaki yerli  işçiler ile rekabetleri, sığınmacıların ucuz işgücü piyasasına girmesi ile birlikte yerli işçilerin  yaşadıkları sorunlar ve işverenler arasındaki rekabet dengesinin  bozulması, toplumdaki huzursuzluğu körüklemiş, sosyal bir yara haline gelmiştir. Bu şekilde zaten bir çok ağır sorunu olan çalışma hayatı daha da sorunlu hale gelmiştir.  Maalesef, bu sorunlar yumağı günden güne büyümekte, çalışma barışı bozulurken, büyüyen düşmanca tavırlar, sosyal çatışma halini almaktadır. Suriyeli sığınmacılar hem mağdur, hem de mağdur eden durumuna getirilmiştir.

Ak Parti hükümeti, sorunun bu noktaya gelmesinde başından itibaren hatalı ve sorumludur. Maalesef yerli  işçilerle, Suriyeli işçileri bu şekilde karşı karşıya getiren, rekabete zorlayan  iktidar, bu büyük ve önemli sorunlara çözüm bulamadığı gibi uyguladığı yanlış politikalarla sorunu daha da büyütmüştür.

ÇALIŞMA BAKANLIĞI KALICI POLİTİKALAR ÜRETMELİ!

Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sesleniyorum. Çalışma hayatındaki bu ciddi kutuplaşmayı ve gerginliği, insanlık dışı koşullarda, düşük ücretlerle çalışan sığınmacıları, ucuz işgücü piyasasındaki bu rekabet ortamında işsiz kalan, iş bulamayan, ücretleri düşen yerli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı işçilerin sorunlarını daha ne kadar görmezden geleceksiniz?     

Çalışma Bakanını uyarıyorum; Toplumsal huzur ve barışın tesisinde, çalışma hayatındaki huzur,  barış ve denge, son derece önemlidir. Eğer bu soruna kalıcı çözüm bulunamazsa, giderek büyüyen bu sorun bir süre sonra daha büyük çatışma ve sosyal patlamaları beraberinde getirecektir. Bu konuda kapsamlı ve ciddi bir çalışma yapılmalı ve sorunu temellerinden çözecek  kalıcı politikalar üretilmelidir.

Bu amaçla sığınmacıların istihdam sorunlarının çözülmesi ve ucuz işgücü piyasasındaki rekabetten dolayı yerli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı işçilerin yaşadıkları sorunlarının tespiti ve çözülmesi için  bir meclis araştırma komisyonu kurulması talebimiz ve sorunun net bir şekilde ortaya konabilmesi amacıyla verdiğimiz bir soru önergemiz vardır. Ak Parti eğer bu sorunu çözmek istiyorsa, araştırma önergemizi kabul eder ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bu soruna el koyar ve kalıcı çözümleri mecliste hep birlikte üretelim.